Sağlıklı beslenmenin görünmeyen tehlikesi: pestisit

Pestisit kalıntıları, sağlıklı beslenme amacıyla tüketilen sebze ve meyvelerin bile insan sağlığı için risk oluşturmasına neden oluyor.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için önerilen bol sebze ve meyve tüketimi, pestisit riski nedeniyle her zamankinden daha dikkatli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Tarımda zararlılardan korunmak amacıyla kullanılan pestisitler, Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli bilimsel çalışmalara göre hormonal bozukluklardan kansere kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, pestisit kalıntılarına karşı tüketicilerin daha bilinçli olması gerektiğini vurgularken, “Gerçekten sağlıklı beslenme, sadece tabağımıza koyduğumuzla değil; o gıdanın nasıl üretildiği ve işlendiğiyle de doğrudan ilişkilidir” uyarısında bulunuyor.
Gıdalardaki pestisit nasıl temizlenir? – Editörün Gözünden
Sebze ve meyveler masum değil: Pestisit kalıntıları yaygın
Beslenme denildiğinde akla ilk gelen sağlıklı seçimler olan sebze ve meyveler, ne yazık ki üretim süreçlerinde yoğun pestisit kullanımına maruz kalabiliyor. Hülya Yiğit, bu konuda şu bilgileri paylaştı:
“Pestisitler, ürünleri zararlılardan korumak için tarımda yaygın şekilde kullanılan kimyasal maddelerdir. Ancak bu kimyasallar, insan sağlığı için önemli riskler taşır. Özellikle çocuklar, ergenler ve bağışıklık sistemi hassas olan bireyler bu risklere karşı daha savunmasızdır.”
Yiğit, 2025 yılı başlarında Türkiye’den Avrupa Birliği ülkelerine gönderilen bazı kuru incir ve asma yaprağı gibi ürünlerin pestisit ve aflatoksin kalıntıları nedeniyle geri çevrildiğini hatırlatarak, bu durumun sadece ihracat değil, yerli tüketim için de ciddi bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtti.
Pestisit maruziyeti çocukları daha fazla etkiliyor
Dünya Sağlık Örgütü’nün bulgularına göre pestisitlere maruz kalmak, hormonal bozukluklar, bağışıklık sistemi sorunları ve bazı kanser türleriyle bağlantılı olabilir. Yiğit bu konuda özellikle çocuk ve gençlerin tehlike altında olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Araştırmalar, pestisit maruziyetinin çocuklarda ve ergenlerde dikkat eksikliği ve davranışsal bozukluk riskini artırabileceğini gösteriyor. Ergenlik dönemi, hormonal ve zihinsel gelişimin en yoğun olduğu dönemdir. Bu nedenle bu yaş grubundaki bireyler pestisitlerin zararlı etkilerine karşı daha savunmasızdır.”
Peki bu durumda sebze ve meyve yememeli miyiz?
Pestisit riskinin bilinmesi, sebze ve meyvelerden tamamen uzak durmak gerektiği anlamına gelmiyor. Aksine, bu ürünler hâlâ sağlıklı yaşamın temel taşları arasında yer alıyor. Yiğit, doğru temizlik ve saklama yöntemleriyle bu riskin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirtiyor:
“Sebze ve meyveleri tüketmeden önce mutlaka karbonatlı suda bekletin, ardından durulayıp sirkeli suyla ayrı ayrı yıkayın. Bu iki işlemi birleştirmeyin. Çünkü bazı pestisit türleri asidik ortamda çözünüp gıdanın içine geçebilir. Ayrıca, ürünleri yıkamadan buzdolabına koymamak önemli; yüzeydeki kalıntılar, temasla diğer gıdalara da geçebilir.”
Tüketicilere, mümkünse organik, mevsiminde ve yerel ürünleri tercih etmeleri; güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmaları öneriliyor. Hülya Yiğit, “Sertifikalı üreticilerden gelen ürünleri ve gıda güvenliği belgeleri olan marketleri tercih etmek, bu konuda alınabilecek etkili önlemlerdendir” diyor.
Hangi ürünlerde pestisit kalıntısı daha fazla?
Pestisit kalıntılarının en çok hangi ürünlerde görüldüğüne dair bilgiler, her yıl bağımsız kuruluşlar tarafından yayımlanıyor. Hülya Yiğit, bu konuda ABD merkezli Çevresel Çalışma Grubu (EWG) tarafından yayımlanan listeyi referans göstererek şu bilgileri verdi:
“EWG’nin 2024 yılına ait verilerine göre en fazla pestisit kalıntısı içeren ürünler arasında çilek, ıspanak, kara lahana, üzüm, şeftali, armut, elma, kiraz, tatlı ve acı biber, yaban mersini, nektarin ve yeşil fasulye yer aldı.”
Öte yandan en az pestisit içeren, yani en temiz kabul edilen ürünler ise şu şekilde sıralanıyor:
Avokado, tatlı mısır, ananas, soğan, papaya, donmuş bezelye, kuşkonmaz, kavun, kivi, lahana, karpuz, mantar, mango, tatlı patates ve havuç.
Bu listenin ABD verilerine dayansa da, dünya genelindeki üretim ve pestisit kullanımı açısından fikir verici olduğuna dikkat çeken Yiğit, özellikle hassas grupların bu verilere göre alışveriş yapmasının faydalı olabileceğini belirtti.
Gerçekten sağlıklı beslenme, üretim süreciyle başlar
Sağlıklı beslenme, yalnızca tabağımıza konulan gıdanın besin içeriğiyle sınırlı değil. Hülya Yiğit’e göre, bir ürünün nasıl yetiştirildiği, hangi kimyasallara maruz kaldığı ve nasıl işlendiği en az o ürünün kalorisi ya da vitamin değeri kadar önemli.
“Unutmayalım, gerçekten sağlıklı beslenme, yalnızca tabağımıza ne koyduğumuzla değil, o yiyeceğin nasıl üretildiğiyle de doğrudan ilişkilidir,” diyerek sözlerini tamamlayan Yiğit, tüketicileri daha bilinçli, dikkatli ve sorumlu olmaya çağırıyor.




