

HPV aşısı, rahim ağzı kanserini önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en etkili yöntemlerden biri olmasına rağmen, toplumda hâlâ çok sayıda yanlış bilgiyle anılıyor. Oysa rahim ağzı kanseri, erken önlem alındığında büyük ölçüde önlenebilir kanser türleri arasında yer alıyor. Aşıya yönelik tereddütler ve yanlış inanışlar ise özellikle genç yaşlarda sağlanabilecek koruyucu etkiyi geciktiriyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Taşkın, HPV aşısı ve düzenli tarama testlerinin birlikte uygulanmasının rahim ağzı kanserine karşı en güçlü korumayı sağladığını vurguluyor.
Rahim Ağzı Kanseri Çoğu Zaman Belirti Vermeden İlerliyor
HPV (Human Papilloma Virüsü), cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biri olarak kabul ediliyor. Yüzden fazla alt tipi bulunan bu virüslerin bir kısmı genital siğillere yol açarken, bazı yüksek riskli tipler rahim ağzı kanseriyle doğrudan ilişkilendiriliyor. Cinsel olarak aktif bireylerin büyük çoğunluğu yaşamlarının bir döneminde HPV ile karşılaşıyor.
Enfeksiyonların önemli bir bölümü bağışıklık sistemi tarafından temizlenebiliyor. Ancak bazı yüksek riskli HPV tipleri vücutta kalıcı hale gelerek, yıllar içinde hücresel değişimlere ve kansere zemin hazırlayabiliyor. Bu süreç genellikle sessiz ilerliyor; yani hastalık erken evredeyken belirgin bir şikâyet ortaya çıkmayabiliyor.
Prof. Dr. Salih Taşkın, rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamının yüksek riskli HPV tipleriyle ilişkili olduğunu ve bu nedenle düzenli taramanın vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor.
Smear ve HPV Testleri Erken Tanının Anahtarı
Smear ve HPV testleri, çoğu kadının çekindiği işlemler arasında yer alsa da aslında son derece basit ve kısa sürede tamamlanan uygulamalar. Jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından küçük bir fırça yardımıyla alınan örneklerle yapılan bu testler, kanser gelişmeden yıllar önce riskli hücresel değişimleri ortaya koyabiliyor.
Bu testler sayesinde henüz belirti vermemiş lezyonlar saptanabiliyor ve erken müdahale ile kanser gelişimi engellenebiliyor. Prof. Dr. Taşkın, düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken tanının rahmin korunmasına kadar uzanan önemli avantajlar sağladığını hatırlatıyor.
HPV Aşısı Kimlere, Ne Zaman Yapılmalı?
HPV aşısı hem kız hem de erkek çocuklar için öneriliyor. En ideal uygulama yaşı 9–14 yaş arası olarak kabul ediliyor. Bu yaş grubunda bağışıklık sistemi aşıya daha güçlü yanıt veriyor ve henüz virüsle karşılaşmadan koruma sağlanmış oluyor. Bununla birlikte, daha ileri yaşlarda da aşı yapılabiliyor.
Aşının tedavi edici değil, koruyucu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Salih Taşkın, rahim ağzı kanserine neden olan HPV tiplerinin yüzde 90’ından fazlasına karşı yüksek koruma sağlandığını belirtiyor. Ayrıca genital siğil gibi HPV kaynaklı diğer hastalıkların görülme riskini de ciddi biçimde azaltıyor.
Aşı Olanlar da Tarama Testlerini İhmal Etmemeli
HPV aşısı güçlü bir koruma sunsa da, aşının içermediği bazı HPV tipleri bulunuyor. Bu nedenle aşı olan bireylerde de smear ve HPV testlerinin düzenli olarak devam etmesi gerekiyor. Tek eşlilik, kondom kullanımı ve sigaradan uzak durmak riski azaltabilse de, en etkili korunma yöntemi aşılama ve taramanın birlikte yürütülmesi olarak öne çıkıyor.
HPV Aşısı Hakkında En Sık Yapılan 5 Yanlış
Toplumda HPV aşısına dair pek çok yanlış inanış bulunuyor. Prof. Dr. Salih Taşkın, bu yanlışların erken koruma şansını ortadan kaldırabildiğine dikkat çekiyor:
Yanlış: HPV aşısı sadece kız çocukları içindir.
Gerçek: Aşı hem kadınlarda hem erkeklerde etkilidir.
Yanlış: Aşı cinsel yaşam başladıktan sonra yapılmalıdır.
Gerçek: En yüksek koruma, 9–14 yaş arasında sağlanır.
Yanlış: HPV aşısı kısırlığa yol açar.
Gerçek: Böyle bir etkiye dair bilimsel kanıt yoktur.
Yanlış: Aşı olduktan sonra smear testine gerek kalmaz.
Gerçek: Tarama testleri aşıdan sonra da sürmelidir.
Yanlış: Tek eşlilik HPV’den tamamen korur.
Gerçek: Riski azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz.
Erken Tanıda Rahim Koruyucu Tedaviler Mümkün
Rahim ağzı kanseri erken evrede yakalandığında, rahmi almadan uygulanan cerrahi yöntemlerle tedavi mümkün olabiliyor. “Konizasyon” ve “LEEP” gibi işlemlerle yalnızca anormal dokular çıkarılarak hastalık kontrol altına alınabiliyor. Bu sayede birçok kadın ileride gebelik şansını koruyabiliyor.
Prof. Dr. Salih Taşkın, erken tanı sayesinde hem kanserden kurtulmanın hem de yaşam kalitesini korumanın mümkün olduğunu vurguluyor. Bu noktada HPV aşısı ve düzenli taramaların birlikte yürütülmesi, rahim ağzı kanserine karşı en güçlü savunma hattını oluşturuyor.



