

Glokom, halk arasında bilinen adıyla göz tansiyonu, dünya genelinde önlenebilir körlük nedenleri arasında üst sıralarda yer almayı sürdürüyor. Özellikle erken evrelerde belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle “sessiz körlük” olarak tanımlanan bu hastalık, zamanında teşhis edilmediğinde geri dönüşü olmayan görme kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar, düzenli göz muayenelerinin ve göz tansiyonu ölçümlerinin bu nedenle hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Türk Oftalmoloji Derneği, glokom hastalığında erken tanının kalıcı körlüğü önleyebileceğini vurgulayarak toplumu bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Derneğin Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, glokomun sinsice ilerleyen yapısı nedeniyle rutin kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Glokom Nedir? Göz Tansiyonu ile Kan Tansiyonu Karıştırılmamalı
Glokom, göz içindeki sıvı dengesinin bozulması sonucu göz içi basıncının artması ile ortaya çıkan ve görme sinirine zarar veren bir hastalık olarak tanımlanıyor. Prof. Dr. Kıvanç Güngör, bu noktada sık yapılan bir yanlışa dikkat çekiyor. Göz tansiyonunun, halk arasında bilinen kan tansiyonu ile karıştırılmaması gerektiğini belirten Güngör, göz içi basıncının kendine özgü bir ölçüm sistemi olduğunu ifade ediyor.
Göz içi basıncının normal değerlerinin 10–21 milimetre cıva aralığında olduğunu hatırlatan Güngör, bu sınırların üzerindeki değerlerin uzun vadede göz sinirine ciddi zararlar verebildiğini dile getiriyor. Sorunun en riskli yönü ise, bu basınç artışının çoğu zaman ağrıya ya da belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerlemesi.
Sessiz İlerliyor, Görme Kaybı Fark Edildiğinde Geç Olabiliyor
Glokomun en tehlikeli yönlerinden biri, erken dönemde fark edilmesinin oldukça zor olması. Hastalık çoğu zaman yıllar boyunca belirti vermeden ilerliyor. Görme kaybı başladığında ise hasar büyük ölçüde kalıcı hale geliyor.
Prof. Dr. Kıvanç Güngör, glokomun bu sinsi doğasının toplumda yeterince bilinmediğini belirtiyor. Görme alanında daralma yavaş yavaş geliştiği için hastaların durumu fark etmesinin güç olduğunu vurgulayan Güngör, bu nedenle rutin göz muayenelerinin tek güvenilir erken tanı yöntemi olduğunu ifade ediyor.
Dünya Genelinde Milyonlarca Kişiyi Etkiliyor
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 70 milyon insan glokomdan etkileniyor. Bu hastaların 6,5–7 milyonu ise kalıcı körlükle karşı karşıya kalıyor. Tüm körlük nedenleri içinde glokomun payı yaklaşık yüzde 15’e ulaşıyor. Bu da, dünyada körlük gelişen her 6–7 kişiden birinin glokom nedeniyle görme yetisini kaybettiği anlamına geliyor.
Türkiye’de ise glokomun toplumdaki görülme sıklığı yüzde 3–3,5 civarında. Özellikle 40 yaş üstü bireyler risk grubunda yer alıyor. Güngör, 60 yaş üzerindeki bireylerde riskin daha da arttığını belirtiyor ve bu yaş grubunda düzenli kontrollerin ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.
Glokom Her Yaşta Görülebilir: Bebeklerde Bile Risk Var
Glokom yalnızca ileri yaş hastalığı olarak düşünülmemeli. Hastalık, doğuştan itibaren her yaş grubunda ortaya çıkabiliyor. Yenidoğanlarda görülen glokom vakalarında erken teşhis hayati önem taşıyor.
Bebeklerde glokomun genellikle iki gözde birden görüldüğünü, ancak yaklaşık yüzde 25 oranında tek taraflı da olabildiğini belirten Prof. Dr. Kıvanç Güngör, ailelerin bazı belirtilere karşı dikkatli olması gerektiğini ifade ediyor. Gözlerde sürekli sulanma, kızarıklık, çapaklanma, gözün normalden büyük görünmesi ya da ödem gibi bulgular, yenidoğan glokomu açısından uyarıcı olabiliyor.
Erken dönemde tanı konulmadığında bebeklerde de görme sinirinin hızla zarar görebileceğini belirten Güngör, bu olgularda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar alınabildiğini dile getiriyor.
Aile Öyküsü Varsa Risk Daha Yüksek
Glokomda genetik yatkınlık önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Aile bireylerinden birinde glokom tanısı bulunması, diğer aile üyeleri için de risk anlamına geliyor. Bu nedenle aile öyküsü olan kişilerin, herhangi bir şikâyeti olmasa dahi düzenli göz muayenelerini aksatmaması gerekiyor.
Prof. Dr. Kıvanç Güngör, glokomun erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu vurguluyor. Gelişen tanı yöntemleri ve tedavi seçenekleri sayesinde, erken dönemde müdahale edilen hastalarda görmenin korunabildiğini ifade ediyor.
Rutin Muayene Görmeyi Korumada Anahtar Rol Oynuyor
Uzmanlara göre glokomla mücadelede en etkili yöntem, belirti beklemeden yapılan düzenli göz kontrolleri. Göz tansiyonu ölçümü, görme alanı testleri ve göz siniri değerlendirmeleri, hastalığın erken evrede yakalanmasını sağlıyor.
Türk Oftalmoloji Derneği, toplumda bu bilincin artması için göz muayenelerinin önemini vurgulamaya devam ediyor. Glokomun erken tanı ile körlüğe dönüşmeden durdurulabileceğini hatırlatan uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini yineliyor.



