Özel İçerikler

Baş ağrısında ağrı kesici tuzağı!

Herkes hayatı boyunca en bir kez baş ağrısı yaşamıştır. Peki başımız neden ağrır? Ağrı sonucunda hemen başvurduğumuz ağrı kesiciler ne kadar doğru bir seçim? Editörün Gözünden’de Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar ile konuştuk. Prof. Aydınlar ağrı kesicilerin aslında bir tuzak olduğunu belirtti ve “Kullandığımız ağrı kesiciler baş ağrımızın şiddetini artırıyor” uyarısında bulundu. Peki ağrı kesici ne zaman ve nasıl kullanılmalı? Migren tedavi edilebilir bir hastalık mı? Migreni olan bireyler basit değişikliklerle hayat kalitelerini nasıl yükseltebilir?

Neden başımız ağrıyor?

Baş ağrısının enfeksiyonlardan, sinüzitten ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Pek çok baş ağrısında doktora bile gitmeye gerek duymuyoruz. Ancak hayatınızda baş ağrısı hiç yoksa, yeni başlamışsa ve giderek sıklaşıyorsa mutlaka bir hekime danışmak gerekiyor. Özellikle 50 yaşın üzeri ya da 10 yaş altı ise hemen kötüyü düşünmemek gerekir ama hekimin de görüşünü almak önemlidir. 10

baş ağrısı, ağrı kesici, migren, elif ılgaz aydınlar,
Gazeteci Elif Nur Güder ve Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar

yaşından önce sıklaşan baş ağrısına kol ve bacakta güç kaybı, konuşmada bozulma, ateş, bilinç bulanıklığı gibi tablolar da eşlik ediyorsa mutlaka sağlık kuruluşuna başvurmak lazım. Mesela baş ağrısı hayatınızda yaşadığınız en büyük baş ağrısıysa mutlaka dikkate almak gerekir. Tabii baş ağrılarının yüzde 90’ı masumdur ama bu ağrı yüzde 10’luk tehlikeli kısmın içindeyse ani gelirler ve kuvvetlidirler ve sıklaşarak gelirler” diye konuştu.

Beyin tümörü çok az baş ağrısı yapar

Baş ağrılarının basit ağrılar olabileceği gibi bir beyin kanamasının da işareti olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, ” Anevrizma çok büyük baş ağrısıyla ortaya çıkar ve kişi hemen acile koşar. Beyin tümörleri çok az baş ağrısı yapar ve yaptıklarında da sıklaşır o baş ağrısı, düzenli olmaya başlar. Bu nedenle biz bu tür tablolarla mutlaka tetkik istiyoruz” diye konuştu.

Sinüzit kaynaklı baş ağrısına aromaterapi çözümü – Editörün Gözünden

Gerilim tipi baş ağrısını sık görüyoruz

Toplumda en sık gerilim tipi baş ağrısının görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar , “Bunlar doktora gelme ihtiyacı hissettirmeyen durumlardır. Canınız sıkıldı, bir şeye üzüldünüz başınız ağrıyor, dinleniyorsunuz ve bir saat sonra geçiyor. Ancak bu ağrılar ne zamanki devamlı hale geliyor ve günlük hayatınızı etkiler boyuta ulaşıyor, ağrı kesici kullansanız da şiddetini azaltmıyor, o zaman doktora başvurma ihtiyacı duyuyorsunuz” ifadelerini kullandı.

5 kadından 1’i migrenle yaşıyor

Migrenin toplumda ve özellikle kadınlarda çok sık görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Aydınlar, “Mesela 5,4 kadından 1’inde migren çıkma ihtimali çok yüksek. Ancak her baş ağrısı migren olarak değerlendirilmemeli. Migren içinde tanımlanan bir kaç kriter vardır. Migren olabilmesi için baş ağrısının orta ve ya şiddetli gelmesi, tek ya da iki taraflı olması, çoğunlukla zonklayıcı karakterde olması, adım attığınızda, yürüdüğünüzde ya da eğilip bir şey aldığınızda artması, kişide durma ya da dinlenme ihtiyacı hissettirmesi, ağrıyla birlikte ışığa ve sese hassasiyetin artması bazen bu tabloya mide bulantısının eklenmesi ve hatta kişinin kustuğunda kendini rahatlamış hissetmesidir.

Migrenin oldukça gürültülü bir tablo ortaya çıkartması nedeniyle kişilerin günlük yaşantılarında ciddi aksamalara neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Kişiler işlerini, güçlerini yapamaz hale geliyor. Bir de bunun sık yaşandığını düşünün. Bir anne olarak, eş olarak işi gücü etkiliyor, maddi ve manevi kayıplara neden oluyor. Düşünün bir işyerindesiniz ve biri her gün “başım ağrıyor” diyerek gelemiyor. Bir izin alır, iki izin alır ancak sonra şöyle düşünürsünüz “ya bir insanın da her gün başı ağrımaz ki. Kesin bahane üretiyor.” Ancak bu insanlar bahane üretmiyor, gerçekten migren kişinin günlük hayatını ve hayat kalitesini eğer migreni yönetmeyi bilemezsek ciddi şekilde düşürüyor” dedi.

Migren nasıl “geliyorum” diyor?

Migrenin öncesinde bazı belirtiler ya da işaretlerle haber verdiğini söyleyen Prof. Dr. Aydınlar, “Bazen hastalarımız aşırı yorgun oluyorlar, acıkıyorlar, unutkan olabiliyorlar, sinirli olabiliyorlar. Bu belirtiler ağrı başlamadan bir, iki gün öncesinden başlayabiliyor. Mesela ben unutkan oluyorum, eşyalarımı unutuyorum, anahtarlarımı unutuyorum. Bazı belirtiler bir , iki saat öncesinden de başlayabiliyor. Bazı hastalarımızda parlak, kalidroskop denilen ışık yansımaları ortaya çıkabiliyor. Kişiler araba kullanamaz hale gelebiliyor ki buna auralı migren diyoruz. Her 5 migrenden 1’i auralı migren olabiliyor. Ataklarda aura dediğimiz belirtiler ortaya çıkıyor” dedi.

ağrı kesici, baş ağrısı, migren, Migren neden artıyor?

Son yıllarda migrenin artış göstermesinin en önemli nedenlerinden birinin artık migren tanısının daha net ortaya konabildiğini belirten Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Biz yaptığımız saha taramalarında şunu gördük ki eskiden migren tanısı olanlar sıklıkla geçmişte çok farklı tanılar almış. Yani migren sıklıkla farklı hastalıklarla karıştırılabiliyor. Ancak bugün migrene yönelik farkındalığın artması, migrenin tanınması ile artık migreni tanıyor ve yönetebiliyoruz. Mesela migren en sık yüksek tansiyon, sinüzite bağlı baş ağrısı ile karıştırılıyor. Zamanında tanı alınmamış, sonrasında uzmana ulaşılmış tanı alınmış. Bugün tıp eğitiminden başlayarak migreni hem tıp öğrencilerimize hem de hastalarımıza doğru şekilde anlatmayı çok önemsiyoruz ki migreni tanıyalım ve kronikleşmesinin önüne geçebilelim” ifadelerini kullandı.

Migren neden ortaya çıkıyor?

Migrenin genetik yatkınlıkla ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Yani yatkınlık yoksa ortaya çıkmıyor diyoruz ama bu yatkınlıkla beraber de bazı tetikleyiciler de ortaya çıkarıyor ağrıyı; yani bazılarında bu tetikleyicilere karşı çok da büyük hassasiyet var. Sıkça gördüğümüz tetikleyicileri sayacak olursak;  hava değişimleri olabilir, kişinin kendine ait ritim bozukluğu olabilir örneğin aç kalmıştır, susuz kalmıştır, uykusuz kalmıştır ve bu da gerginliğe sebep olmuştur. En sık gördüğümüz tetikleyiciler regl dönemidir, regl öncesinde migren atakları yaşanabilir. Gıdalar tetikleyebilir ki sık tükettiğimiz gıdalara karşı zamanla hassasiyet geliştirebiliriz. Gluten ya da bazı mayalı gıdalar da bu hassasiyeti tetikleyebilir. Ancak bu noktada hastalarımıza kesin “şunu yeme, bunu yeme” demiyoruz. Bunu anlamanın en güzel yolu şudur ki bir gıdayı tükettiniz ve bir saat içinde baş ağrınız gelişiyorsa sorgulayın, tekrar deneyin, yine oluyorsa azaltarak yaşayın ve kendinizi takip edin” diye konuştu.

Ağrı günlüğü tutun!

Migren hastaları için hayat kalitelerini yükseltecek ve migreni yönetebilecekleri en önemli adımın ağrı günlüğü tutmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Siz ağrılı günü işaretliyorsunuz o gün ne yedim, ne yaptım. Bir ayın sonunda bakıyorsunuz ki o tabloda ağrılarınızın tetikleyicilerini gördüğünüz net bir tablo ortaya çıkıyor. Ağrım ne sıklıkta ortaya çıktı, ne kadar ağrı kesici kullandım. Bu tablo doktora gelmeden tutulursa çok daha kıymetli oluyor çünkü doktor randevusunda siz doktorunuza net bir tablo sunmuş oluyorsunuz. Tedaviye belki 10 adım ileriden başlamış oluyorsunuz” dedi.

Migrende yapılan en büyük hata: Ağrı kesiciler

Migrenle yaşamda yapılan en büyük hatanın ağrı kesici kullanımından kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Ağrı geldiğinde yani en başında ağrı kesiciler işe yarayabiliyor. Ancak haftada iki-üç kere başın ağrıyorsa ve sen her seferinde ağrı kesici alma ihtiyacı hissediyorsan artık tedaviye ihtiyacın var demek. Çünkü bu ağrı, ilaç aldığında daha da sıklaşacak. Yani bizim ağrılarımızı azaltması için aldığımız ağrı kesiciler ağrılarımızı sıklaştırıyor. Tuzağa bakın” diye konuştu.

Migrenin tedavisi var mı?

Migrende iki etkili tedavinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, ” Bunlardan biri ağrı geldiğinde, bir de ağrı gelmeden düzenlenen tedavilerdir. Ağrı geldiğinde ama ağrının en başında bulantı kesici bir ilaç ve ağrı kesici almanız ağrı büyümeden çok kıymetlidir. Çünkü onların çoğu ağrı büyüdükten sonra işe yaramıyor ya da daha çok ağrı kesici almanız gerekiyor. Diğer tedaviler ise migren iğnesi ve migren botoksudur” dedi.

Migren iğnesinin toplumda migren aşısı olarak bilindiğine dikkat çeken Prof. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, “Oysa aşı bir sefer yapılır ve vücut bağışıklık kazanır, tekrarına gerek kalmaz. Oysa biz iğne demeyi tercih ediyoruz. Biz bu iğneleri aylık uyguluyoruz ve migren ağrısının sıklığını ve şiddetini azaltıyoruz. Ayda 4 ve üstü kez migren ağrısı yaşayanlar için onaylanmış bir tedavi yöntemidir” diye konuştu.

Kronik migren hastaları için migren botoksunun da uygulandığını belirten Prof. Dr. Aydınlar, “Örneğin ayda 15 ağrılı gününüz olacak ve bunların neredeyse yarısı migren olacak. O zaman toksin A enjeksiyonlarını 3 ayda bir uygulayarak ağrının kontrolünü sağlamayı hedefliyoruz. Eğer bu tedavi ağrınızı yarı yarıya ve daha fazla azaltmışsa bu harika bir hedef demektir.

Migren botoksu ile dermatolojik botoks birbirinden farklı!

Migren botoksunun eğitim alan nöroloji uzmanları tarafından yapılması gerekliliğine dikkat çeken Prof. Dr. Aydınlar, “Bazen hastalarımız geliyor ve şurada botoks yaptırdım ama etkili olmadı diye. Biz yapıyoruz etkili oluyor. Çünkü bizler Toksin A dediğimiz enjeksiyonu uyguluyoruz ve başın içerisinde migrenle ilgili sinir uçlarına uyguluyoruz. Nöroloji uzmanları bu konuda eğitimlidir” uyarısında bulundu.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün