Çocuklar “bağımlılık” kıskacında! Nasıl?

Etrafımız bağımlılık endüstrisi ile sarılı!
“Benim çocuğum kullanmaz” deyip kestirip atmak belki de bu yolda yapılacak en büyük yanlış. Çünkü çocuk yetiştirmek, ister 1 yaşında olsun, ister 15 yaşında dikkatsizliğe aman vermeyecek kadar hassas bir süreç. Üstelik çevremiz bağımlılık endüstrisi ile çevrili iken ebeveynlerin üzerindeki görev ve sorumluluklar daha da artıyor. Çocukların bağımlılığa karşı en savunmasız olduğu dönemde “bağımlılık” kapısı aralanıyor ve… Yeşilay Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç’ten ebeveynlere hayati uyarılar var! “Çocuğunuzla dertlenin” ne demek?
Bir insan neden bağımlı olur?

Bağımlılığı etkileyen ya da tetikleyen iç ve dış faktörler olduğunu söyleyen Yeşilay Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Bazen şöyle bir hata yapıyoruz ve her şeyi dış faktörlere bağlayabiliyoruz ya da sadece iç faktörlere bağlayabiliyoruz. Bağımlılık gibi çok kompleks ve yıkıcı bir durumla alakalı konuştuğumuzda bu çok mümkün değil. Dış faktörler de hiç şüphesiz etkili ama iç faktörler de azımsanmayacak kadar önemli. Dış faktör dediğimiz bir insanın hayatında tesir eden, kendi dışındaki kontrol edemediği faktörlerdir; bu aile yapısı olabilir, toplumsal yapı olabilir, içinden geçtiği dönem-zaman olabilir ve dünyanın o dönemki hali, o dönemin çerçevesi olabilir” uyarısında bulundu.
Bağımlılık Endüstrisi çok güçlü
Bu dönemde bağımlılık endüstrisinin oldukça güçlü olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Bağımlılık endüstrisi ekonomik anlamda da çok güçlü, siyasi anlamda da çok güçlü ve küresel olarak çocukları, gençleri hedef alarak onları bağımlı yapmaya çalışıyorlar. Bununla alakalı bir strateji gözetiyor, bununla alakalı çocukların gençlerin başta olmak üzere insanların karşısına her imkanı kullanarak çıkıp onlara bağımlılığı normalleştiren, ötesinde cazip, tercih edilmesi gereken, onları daha iyi gösterecek bir unsur olarak gösteriyorlar ve bunun için de algıyı yönetmek noktasında çok ciddi yatırımlar yapıyorlar, inanılmaz paralar harcanıyor. Dolayısıyla bunun neticesinde de dış faktörün etkisi olarak gençler, çocuklar başta olmak üzere insanlar daha mutlu, daha huzurlu ya da aidiyet ihtiyacını karşılamak için, kabul edilme ihtiyacını karşılamak için, görülme ihtiyacını karşılamak için veya problemlerle başa çıkabilmek için bağımlılığa bulaşabiliyor” diye konuştu.
Günümüzdeki hayat tarzı insanın ruhuna uygun değil!
İnsanların günümüzdeki hayat tarzının ruhlarına uygun olmadığına değinen Doç. Dr. Dinç, “Yani psikolojik anlamda zayıfladığımız, tutunmakta zorlandığımız, kendi psikolojik ihtiyaçlarımızı görmekte, çoğu zaman karşılamakta çok zaman aciz kaldığımız bir hayat tarzı yaşıyoruz. Bu kadar kalabalık şehirlerde, bu kadar birbirimizden uzak şekilde, duygusal anlamda, aidiyet anlamında, bağlar anlamında, kendimizi ifade anlamında bu kadar zayıf olduğumuz bir dönemde yaşarken ister istemez insan hayatta mutlu olacağı şeylerin peşine
düşüyor, bu mutlu olacağı şeylerle alakalı da ihtiyacı gören bağımlılık endüstrisi bize bu ihtiyacı karşılamak için bir şeyler vadediyor. “Beni kullanırsan mutlu olursun” diyor, “beni alırsan özgüvenin yükselir”, “benimle görünürsen popülerleşirsin” gibi vaatler var. O yüzden insanın modern dünyada ciddi ihtiyaçları var, problemleri var ve problemlerini çözmekte, ihtiyaçlarını karşılamakta aciz kaldığı durumlar oluyor” dedi.
Bu sene Türk Dil Kurumu’nun “kalabalık yalnızlık” ifadesini yılın kelimesi seçtiğine değinen Doç. Dr. Mehmet Dinç, “İnsanların ciddi anlamda yalnız hissettikleri, hayatın problemleriyle başa çıkmakta zorlandıkları, kendilerini güçsüz hissettikleri, hareket etme imkanı, ilişki kurma imkanı, kendilerini gösterme imkanı, kendilerini görme imkanı bulamadıkları bir dönemden geçiyoruz. Bu kadar ihtiyaç varken bu
ihtiyaçlara çözüm olarak da bağımlılık endüstrisi bağımlılıkları çok kolay ulaşılabilir, cazip hale getirince ister istemez bazı insanlar o bağımlılıklara düşebiliyor” ifadelerini kullandı.
Bir anne evladı ölsün diye dua eder mi?
Bağımlılık konusunda en çok anne ve babalara üzüldüğünü belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Bir annenin şu sözünü unutamıyorum. Hocam demişti “bir insan evladı ölsün diye dua eder mi? Ben ediyorum” demişti. “Çünkü hiç olmazsa nerede olduğunu bilirim, kendine zarar vermediğini bilirim, kimseye zarar vermediğini bilirim” demişti. Bu böyle tüylerimi diken diken eden bir sözdür. Bağımlı olanların anne babaları bitmez bir korku, endişe, kaygı yaşıyorlar. O yüzden anne babaların özellikle bu halleri bana çok dokunuyor” dedi.
Bağımlılığa karşı en savunmasız dönem…
Bir insanın hayatı boyunca bağımlılığa karşı en savunmasız olduğu dönemin çocukluktan gençliğe dönerken ki dönemin yani ergenlik döneminin olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Tam o kimlik arayışı, yani psikolojik ihtiyaçlar çok bariz ortaya çıkıyor. Hayatta belirsizliklerin çok olduğu bir dönem oluyor. Kişilik henüz oturmamış oluyor. Zihin tam netleşmemiş oluyor. Düşünce becerileri tam anlamıyla gelişmemiş oluyor. O yüzden endüstri çocukları ve gençleri hedef alıyor” diye konuştu.
Çocuğunuzla dertlenin!
Ebeveynlerin bağımlılık ortaya çıkmadan gerekli önlemleri alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Mehmet Dinç, “Bunun için çocuklarıyla dertlenmeliler. En basiti haber bültenlerine ayırdıkları vaktin en az iki katını çocuklarının haber bültenine ayıracaklar. Onları dinleyecekler, yargılamayacaklar. Ne düşünmüş, ne hissetmiş, ayağını nereye vurmuş, arkadaşlarıyla ne konuşmuş. Bunu çocuğa hesap sorar gibi yapmayacağız, sohbet eder gibi yapacağız. Sonra onun çevresini biz belirlemeye çalışacağız. Bizim gibi çocuğuyla dertli yani onları öncelik olarak alan ailelerle görüşeceğiz, güvendiğimiz ailelerle onların çocuklarıyla görüşmesini sağlayacağız. Eğer çocuk vakit geçireceği ortamı kendi oluşturursa risk alırız ama biz oluşturursak bu riski almamış oluruz. Çocuğun sosyal faaliyetlerde vakit geçirmesini sağlayacağız; sanat, spor gibi… Enerjisini atmasını sağlayacağız” diye konuştu.




