

Derin uyku, uykusuzluk, kanser riski, melatonin ve glimfatik sistem, son yıllarda bilim dünyasında en çok araştırılan konular arasında yer alıyor. Özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülen kolorektal, meme ve rahim kanserlerindeki artışın nedenlerini inceleyen çalışmalar, yaşam tarzı faktörlerinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) tarafından paylaşılan güncel verilerde, modern yaşamın beraberinde getirdiği uyku düzensizliklerinin olası etkilerine dikkat çekilirken, İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli uykunun yalnızca dinlenme süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Dr. Heydari’ye göre bilimsel veriler, özellikle derin uyku sırasında beynin hücresel düzeyde çalışan doğal onarım mekanizmalarını devreye soktuğunu gösteriyor.
ASCO’nun paylaştığı veriler neden dikkat çekiyor?
Son yıllarda dünya genelinde özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülen bazı kanser türlerinde artış yaşanması, araştırmacıları çevresel ve yaşam tarzına bağlı risk faktörlerini daha ayrıntılı incelemeye yöneltti.
Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) değerlendirdiği güncel bilimsel bulgularda; düzensiz uyku, gece vardiyaları, yoğun ekran maruziyeti ve kronik stres gibi modern yaşam alışkanlıklarının bu artışta rol oynayabilecek faktörler arasında değerlendirildiği belirtiliyor. Araştırmalar kesin bir neden-sonuç ilişkisi ortaya koymasa da, uyku düzeninin bağışıklık sistemi ve hücresel onarım mekanizmaları üzerindeki etkisi bilim dünyasının yakından takip ettiği başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
Bu verileri değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli uykunun yalnızca enerji toplamak anlamına gelmediğini, hücresel düzeyde çalışan birçok biyolojik mekanizmanın da bu süreçte aktif hale geldiğini ifade ediyor.
Derin uyku sırasında beyinde neler oluyor?
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, 2012 yılında Rochester Üniversitesi araştırmacıları tarafından tanımlanan Glimfatik Sistemin özellikle derin uyku evresinde tam kapasiteyle çalıştığını belirtiyor.
Uzman isim, derin uyku sırasında beyin hücrelerinin hacim olarak küçüldüğünü, hücreler arasındaki boşlukların genişlediğini ve beyin omurilik sıvısının bu alanlardan geçerek gün içinde biriken bazı metabolik atıkların uzaklaştırılmasına katkı sağladığını ifade ediyor. Bu nedenle derin uyku, beynin gece boyunca gerçekleştirdiği doğal bir temizlik süreci olarak değerlendiriliyor.
Dr. Heydari, bu mekanizmanın yeterince çalışamadığı durumlarda beta-amiloid gibi bazı proteinlerin birikiminin artabileceğini, bunun da uzun vadede Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve demans gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkisinin araştırıldığını dile getiriyor.
Uyku bağışıklık sistemiyle nasıl ilişkilendiriliyor?
Bilimsel çalışmalar, kaliteli uykunun bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasında önemli rol oynadığını gösteriyor.
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, derin uyku döneminde hücresel yenilenme süreçlerinin daha aktif hale geldiğini, bağışıklık sisteminin de bu süreçten olumlu yönde etkilendiğini belirtiyor. Aynı zamanda hücresel stresin azalmasının ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasının, vücudun anormal hücreleri tanıyıp ortadan kaldırmasına katkı sağlayan immün gözetim mekanizması açısından da önem taşıdığını ifade ediyor.
ASCO’da paylaşılan bulguların da uyku düzeni ile bu biyolojik mekanizmalar arasındaki olası ilişkiye dikkat çektiğini belirten Heydari, mevcut çalışmaların bu alandaki bilimsel araştırmaların devam ettiğini gösterdiğini söylüyor.
Sadece uzun uyumak yeterli mi?
Uyku süresi kadar uyku kalitesinin de önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, yetişkin bireylerde önerilen uyku süresinin genel olarak 7 ila 9 saat arasında olduğunu belirtiyor. Ancak bu sürenin tek başına yeterli olmadığını, gece boyunca sık sık bölünen uykunun derin uyku evresini olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.
Uzman isim, hücresel yenilenme süreçlerinin ve bağışıklık sisteminin en etkin çalıştığı dönemin derin uyku evresi olduğunu aktarırken, kesintisiz uyunan bir gecenin bu mekanizmaların sağlıklı işlemesi açısından önemli olduğunu dile getiriyor.
Ayrıca melatonin hormonunun gece saat 23.00 ile 03.00 arasında en yüksek düzeylere ulaştığını belirten Heydari, bu saatlerde uykuda olmanın sağlıklı uyku düzeni açısından önemli bir alışkanlık olduğunu ifade ediyor.
Uykusuzluk tedavi edilebilir mi?
Uyku sorunları yaşayan kişiler için doğru tanının önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, değerlendirme sürecinin ayrıntılı hasta öyküsü ve uyku alışkanlıklarının incelenmesiyle başladığını belirtiyor.
Uyku apnesi gibi yapısal bir problemden şüphelenildiğinde uyku laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerle beyin dalgaları, solunum ve kalp ritminin değerlendirildiğini ifade eden Heydari, uyku bozukluğunun yaşam tarzı, stres veya kötü uyku alışkanlıklarından kaynaklanması halinde ise bilişsel davranışçı terapi ve gerekli görülen durumlarda doktor kontrolünde uygulanan medikal tedavilerin planlanabildiğini aktarıyor.
Uzman isim, yaşam tarzına bağlı gelişen uyku bozukluklarının uygun yaklaşımlarla önemli ölçüde düzeltilebildiğini de sözlerine ekliyor.
Sağlıklı bir uyku düzeni için nelere dikkat edilmeli?
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli uykuyu desteklemek amacıyla günlük yaşamda uygulanabilecek bazı alışkanlıkların önem taşıdığını belirtiyor.
Buna göre her gün, hafta sonları da dahil olmak üzere mümkün olduğunca aynı saatlerde yatıp kalkmak biyolojik ritmin korunmasına katkı sağlayabiliyor. Uyumadan en az bir saat önce telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar gibi ekranlardan uzak durulması ise mavi ışığın melatonin salgısı üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olabiliyor.
Yatak odasının karanlık ve serin tutulmasının uykuya geçişi kolaylaştırabileceğini ifade eden Heydari, oda sıcaklığının yaklaşık 18-20 derece arasında olmasının daha konforlu bir uyku ortamı oluşturabileceğini belirtiyor. Ayrıca öğleden sonra özellikle saat 14.00-15.00 sonrasında kafein tüketiminin sınırlandırılması da uyku kalitesini destekleyen öneriler arasında yer alıyor.
Kaliteli uyku sağlıklı yaşamın önemli parçalarından biri
Uyku, yalnızca günün yorgunluğunu atmayı sağlayan bir dinlenme süreci olarak görülmüyor. Bilimsel çalışmalar, beynin atık temizleme sistemi, bağışıklık fonksiyonları ve hücresel yenilenme süreçlerinin uyku sırasında aktif rol oynadığını ortaya koyuyor.
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli ve kesintisiz uykunun sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemli bir parçası olduğunu vurgularken, uzun süren uyku problemlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Uyku düzeninde kalıcı bozulmalar yaşayan kişilerin, altta yatan nedenlerin araştırılması ve uygun tedavi planının oluşturulması için bir uzmana başvurmasının önem taşıdığını belirtiyor.



