

Uzun ve sağlıklı yaşam denildiğinde akla ilk olarak beslenme, uyku ve düzenli egzersiz geliyor. Ancak uzmanlara göre bedenimizi ayakta tutan kas, kemik ve eklem sistemi de en az bu başlıklar kadar kritik öneme sahip. Özellikle gün boyu bilgisayar, telefon ve tablet kullanan bireylerde el, kol ve omuz eklemlerinde oluşan mikro hasarlar, zaman içinde erken yaşlanmayı hızlandırabiliyor. Tekrarlayan küçük hareketler, fark edilmeden dokuların yıpranmasına ve fonksiyon kaybına yol açabiliyor.
Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Arel Gereli, sağlıklı yaş almanın yalnızca iç organları korumakla sınırlı olmadığını, hareket sisteminin de uzun ömür için korunması gerektiğini vurguluyor. Gereli’ye göre el, kol ve omuzlar; günlük yaşamın merkezinde yer alan, yaşla birlikte en hızlı yıpranan bölgeler arasında bulunuyor.
Longevity yaklaşımı yalnızca uzun yaşamı değil, kaliteli yaşamı hedefliyor
Son yıllarda sıkça gündeme gelen “longevity” yani sağlıklı yaş alma yaklaşımı, sadece yaşam süresini uzatmayı değil, biyolojik yaşı mümkün olduğunca genç tutmayı amaçlıyor. Prof. Dr. Arel Gereli, bu yaklaşımın temelinde hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmekten çok, hastalığı oluşmadan önlemenin yattığını belirtiyor.
Her organın kendine özgü yaşlanma süreci olduğunu dile getiren Gereli, “Kürek kemiğinden parmak ucuna kadar uzanan kol ünitesi; kemikler, kaslar, tendonlar, bağlar, damarlar ve sinirlerden oluşan son derece karmaşık bir sistemdir. Bu yapılar uyum içinde çalıştığında günlük aktiviteler sorunsuz yürür. Ancak küçük dengesizlikler zamanla ciddi problemlere dönüşebilir” ifadelerini kullanıyor.
Tekrarlayan küçük hareketler büyük hasarlara yol açabiliyor
Gün içinde defalarca yapılan ekran kaydırma, klavye kullanma, sürekli mesaj yazma, bez sıkma veya uzanarak çanta alma gibi basit hareketler masum gibi görünse de uzun vadede dokular üzerinde yıpratıcı etki oluşturabiliyor. Prof. Dr. Arel Gereli, bu tür tekrar eden hareketlerin kas ve tendonlarda mikro yırtıklara ve kronik inflamasyona zemin hazırladığını söylüyor.
Bu süreç başlangıçta hafif ağrı, çabuk yorulma ve güçsüzlük hissiyle kendini gösterebiliyor. Zamanla ise omuz sıkışması, kas yırtıkları, tendon problemleri ve kireçlenme gibi tablolar ortaya çıkabiliyor. Gereli, özellikle gereksiz ve uzun süreli telefon kullanımının sınırlandırılmasının el ve kol sağlığı açısından önemli bir adım olduğunu vurguluyor.
Duruş bozuldukça fonksiyon kaybı artıyor
Kas-iskelet sisteminde duruşun belirleyici rol oynadığını belirten Prof. Dr. Gereli, vücudun şeklindeki bozulmanın fonksiyonu da bozduğunu ifade ediyor. Bilgisayar başında öne eğilerek çalışmak, omuzları öne düşürmek ve el bileklerini sürekli bükülü tutmak, omuz ve kol kaslarının kısalmasına ve sertleşmesine yol açabiliyor.
Bu durum yalnızca kasları değil, kola giden damar ve sinirleri de etkiliyor. Sonuç olarak iyileşme kapasitesi azalıyor ve sakatlanma riski artıyor. Çalışma ortamının ergonomik hale getirilmesi, ekranın göz hizasında olması ve düzenli aralarla pozisyon değiştirilmesi, uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.
Spor yaparken bilinçli olmak şart
Egzersiz, sağlıklı yaş almanın vazgeçilmez unsurlarından biri. Ancak her sporun her birey için uygun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Arel Gereli, özellikle ısınmadan yapılan ani ve zorlayıcı hareketlerin ciddi sakatlanmalara yol açabileceğini belirtiyor.
Gereli’ye göre ideal egzersiz programı; sadece kasları güçlendirmeyi değil, aynı zamanda esneklik, mobilite ve postür çalışmalarını da içermeli. Esnekliği azalmış bir kas grubunun yalnızca güçlendirilmesi, yırtılma riskini artırabiliyor. Bu nedenle yaşa, kas kütlesine ve yaşam tarzına uygun kişiselleştirilmiş programlar tercih edilmeli.
Kişisel risklerin bilinmesi erken önlem sağlar
Bazı bireylerde doğuştan gelen yapısal özellikler, el, kol ve omuz problemlerinin daha erken yaşta ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Prof. Dr. Arel Gereli, kürek kemiği yapısındaki çıkıntılar, bağ kalınlıkları veya eklem aralıklarındaki darlıkların belirli hastalıklara yatkınlık oluşturabileceğini söylüyor.
Elde kavrama gücünün genel kas kütlesi hakkında önemli ipuçları verdiğini belirten Gereli, detaylı muayene ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle risk analizinin yapılmasının ileride yaşanabilecek sorunların önüne geçebileceğini ifade ediyor.
Bağımsız ve üretken bir yaşlılık
Uzmanlara göre ortalama yaşam süresinin uzadığı günümüzde asıl hedef, bu yılları aktif ve bağımsız geçirebilmek. El, kol ve omuz sağlığının korunması, kişinin günlük yaşamda başkasına bağımlı olmadan hareket edebilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. Arel Gereli, “Bugün alınan küçük önlemler, ilerleyen yıllarda büyük kazanımlara dönüşür. Doğru duruş, bilinçli egzersiz, tekrarlayan zararlı hareketlerden kaçınma ve kişisel riskleri bilmek; sağlıklı yaş almanın temel taşlarıdır” diyerek sözlerini tamamlıyor.



