Migren Ataklarını Artıran 7 Günlük Alışkanlık!
Uzman Yaşam Tarzındaki Hatalara Dikkat Çekti


Migren, migren belirtileri, migren tedavisi, migreni ne tetikler, baş ağrısı, migren atakları ve migreni önleme yolları, milyonlarca kişinin internet üzerinden en sık araştırdığı sağlık konuları arasında yer alıyor. Sadece şiddetli bir baş ağrısı olarak düşünülen migrenin, aslında günlük yaşamı, iş performansını ve sosyal hayatı ciddi şekilde etkileyen nörolojik bir hastalık olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre düzenli uyku, dengeli beslenme, egzersiz ve stres yönetimi gibi yaşam tarzı değişiklikleri, migren ataklarının hem sıklığını hem de şiddetini azaltabiliyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, migrenin toplumda sanıldığından çok daha yaygın görüldüğünü belirterek, “Migren yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değildir. Günlük yaşamı, iş performansını ve sosyal hayatı ciddi şekilde etkileyebilen nörolojik bir hastalıktır. Basit bir ağrı kesiciyle her zaman kontrol altına alınamaz ve kişinin yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürebilir.” dedi.
Migren neden olur?
Migrenin kesin nedeni tam olarak bilinmese de genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı düşünülüyor. Beynin çevresel uyaranlara karşı daha hassas hale gelmesiyle gelişen bu hastalık, çoğu zaman tek taraflı zonklayıcı baş ağrısı, bulantı, kusma ile ışık ve sese karşı aşırı hassasiyet gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
Migrenin sıradan baş ağrısından ayrılan en önemli özelliğinin kişiyi günlük yaşamdan koparabilecek kadar şiddetli olması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Burcu Polat, “Toplumda yaklaşık her beş kadından biri ve her on erkekten biri migrenle yaşıyor. En belirgin farkı ise kişinin günlük aktivitelerini sürdüremeyecek kadar ağır seyredebilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Migreni yaşam tarzı gerçekten etkiliyor mu?
Son yıllarda yapılan çalışmalar, yaşam biçimindeki düzenlemelerin migren tedavisinde ilaçlar kadar olmasa da oldukça önemli katkılar sağlayabileceğini gösteriyor.
Sinir sisteminin uyku, beslenme, stres ve çevresel faktörlere karşı hassas olduğunu belirten Doç. Dr. Burcu Polat, “Büyük değişiklikler yapmak yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar kazanmak çoğu zaman çok daha başarılı sonuçlar verir. Düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve stres yönetimi migren tedavisinin temel taşları arasında yer alıyor.” diye konuştu.
Düzensiz uyku migren ataklarını artırıyor
Migren hastalarının en sık yaptığı hatalardan biri uyku düzenini ihmal etmek oluyor.

Az uyumak kadar gereğinden fazla uyumanın da migren ataklarını tetikleyebildiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, “Burada önemli olan kaç saat uyuduğunuz değil, her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmanızdır. Kaliteli uyku yalnızca migreni değil, bağışıklık sistemi ve beyin fonksiyonlarını da olumlu etkiler.” dedi.
Polat ayrıca lavanta gibi rahatlatıcı aromaların ve bazı kişilerde nane kokusunun destekleyici olarak kullanılabileceğini ancak bunların tek başına tedavi yerine geçmeyeceğini de sözlerine ekledi.
Migren hastaları nasıl beslenmeli?
Beslenme alışkanlıkları da migren üzerinde doğrudan etkili olabiliyor.
Uzun süre aç kalmanın, aşırı karbonhidrat tüketmenin ve düzensiz öğünlerin migren ataklarını kolaylaştırabildiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, “Migren hastaları için en uygun beslenme modellerinden biri Akdeniz tipi beslenmedir. Kan şekerindeki ani dalgalanmalar migreni tetikleyebildiği için düzenli öğünlerle beslenmek büyük önem taşır.” ifadelerini kullandı.
Polat, sağlıklı beslenmenin yalnızca migreni değil; obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların gelişme riskini de azaltabileceğini söyledi.
Egzersiz migreni azaltabilir mi?
Hareketsiz yaşam tarzı da migren üzerinde olumsuz etki oluşturabiliyor.
Haftada üç ila beş gün yapılan tempolu yürüyüş veya aerobik egzersizlerin migren ataklarını azaltabildiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, “Egzersiz sadece baş ağrısını azaltmaz. Aynı zamanda stres yönetimini kolaylaştırır, uyku kalitesini artırır ve ruh sağlığını destekler.” dedi.
Yoğun çalışan kişilere de önerilerde bulunan Polat, gün içinde kısa yürüyüşler yapmak, uzun süre oturmamak ve merdiven kullanmak gibi küçük hareketlerin bile önemli katkılar sağlayabileceğini belirtti.
İlaç kullanamayan hastalar için başka seçenek var mı?
Migren tedavisinde ilaçların yanı sıra farklı yöntemler de uygulanabiliyor.
Nöromodülasyon tedavisinin son yıllarda öne çıkan seçeneklerden biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Burcu Polat, “Düşük düzeyde elektriksel veya manyetik uyarılarla çalışan bu yöntemler, sinir sisteminin ağrıya verdiği yanıtı düzenlemeyi hedefliyor. Özellikle ilaç kullanamayan ya da ilaçlardan yeterli fayda görmeyen hastalarda değerlendirilebilir.” dedi.
Polat, bu yöntemin kalıcı tedavi sağlamadığını ancak etkisinin aylar boyunca sürebildiğini de sözlerine ekledi.
Migren günlüğü tutmak neden önemli?
Uzmanlara göre migren hastalarının ataklarını kayıt altına alması tedaviyi kolaylaştırıyor.
Migren günlüğünde ağrının başladığı saat, süresi, tüketilen yiyecekler, uyku düzeni, stres seviyesi ve kullanılan ilaçların not edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, “Migren günlüğü sayesinde hem hasta kendi tetikleyicilerini fark edebilir hem de hekim tedaviyi çok daha doğru planlayabilir.” ifadelerini kullandı.
Ağrı kesicileri sık kullanmak yeni baş ağrılarına yol açabiliyor
Migren hastalarının en sık düştüğü hatalardan biri de kontrolsüz ağrı kesici kullanımı oluyor.
Basit ağrı kesicilerin ayda 15 günden, migrene özel ilaçların ise ayda 10 günden fazla kullanılmasının farklı bir baş ağrısı tablosuna neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, “İlaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı geliştiğinde kişi daha fazla ilaç alma ihtiyacı hisseder ve bu durum bir kısır döngü oluşturur. Böyle bir tablo mutlaka nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.” dedi.
Migren kontrol altına alınabilir
Migren tamamen ortadan kalkmasa da doğru tedavi ve yaşam alışkanlıklarıyla kontrol altına alınabilen bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Doç. Dr. Burcu Polat, “Düzenli yaşam alışkanlıkları, doğru tedavi planı ve hekim takibi sayesinde migren ataklarının sıklığı ve şiddeti önemli ölçüde azaltılabilir. Amaç yalnızca ağrıyı geçirmek değil, hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.” sözleriyle migren yönetiminde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti.



