Bilim & Araştırma

Pankreas Kanserinde Çığır Açan Keşif

Sinirler ve Kanser Hücreleri Arasında Gizli İletişim Ağı

Prof. Dr. Güralp Ceyhan

Dünyada her yıl yaklaşık yarım milyon kişi pankreas kanseri tanısı alıyor. Türkiye’de de her yıl ortalama 5 bin yeni vaka görülüyor. Bu hastalık, geç fark edilmesi, tedaviye direnç göstermesi ve hızlı yayılması nedeniyle en ölümcül kanser türlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Acıbadem Üniversitesi ve Münih Teknik Üniversitesi (TUM) iş birliğiyle yürütülen yeni bir araştırma, pankreas kanserinin gizli yönlerinden birini ortaya çıkararak umut verici bir adım attı.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Avrupa Pankreas Derneği Başkanı Prof. Dr. Güralp Ceyhan liderliğindeki ekip, pankreas kanseri hücreleri ile sinirler arasında daha önce bilinmeyen bir iletişim mekanizması keşfetti. Bu bulgu, hastalığın nasıl ilerlediğini anlamada ve yeni tedavi stratejileri geliştirmede önemli bir dönüm noktası olabilir.

Çalışma, bilim dünyasının saygın dergilerinden Cancer Cell’de yayımlandı ve uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı.

pankreas, kanser,Kanser Hücreleriyle Sinirler “Konuşuyor”

Prof. Dr. Güralp Ceyhan, yıllardır pankreas kanserinde gözlenen sinir istilası (sinir invazyonu) olgusunun arkasındaki biyolojik mekanizmayı çözmeye odaklandıklarını belirtiyor.
“Pankreas kanseri hücrelerinin sinirlerle yakın etkileşim içinde olduğunu biliyorduk,” diyen Ceyhan, bu ilişkinin pasif değil, aktif bir iletişim ağı içerdiğini gösterdiklerini ifade ediyor.

Araştırma ekibi, ilk kez kanser hücreleri ile sinirler arasında glutamat aracılı “psödo-sinapslar” oluştuğunu kanıtladı. Yani sinir uçları, tıpkı beyin hücrelerinde olduğu gibi, glutamat salgılayarak kanser hücrelerine büyüme ve yayılma sinyali gönderiyor.
Prof. Dr. Ceyhan bu durumu şöyle özetliyor:
“Sinirlerden gelen glutamat, kanser hücrelerinin agresif davranışını tetikliyor; hücreler bu sinyalle daha hızlı büyüyor, hareket ediyor ve çevre dokulara yayılıyor.”

Beş Yıllık Disiplinlerarası Bir Bilimsel Yolculuk

Bu keşif, Türkiye ve Almanya’dan uzmanların yer aldığı yaklaşık beş yıl süren çok disiplinli bir araştırmanın ürünü. Ekipte cerrahlar, patologlar, moleküler biyologlar, nörobilimciler ve biyoinformatik uzmanları birlikte çalıştı.
Prof. Dr. Ceyhan, bu güçlü iş birliğini şöyle anlatıyor:
“Farklı alanlardan gelen araştırmacıların bilgi birikimini birleştirmesi, bu kadar karmaşık bir biyolojik süreci çözmemizi sağladı. Klinik örneklerden hayvan modellerine, ileri görüntüleme tekniklerinden elektrofizyolojik ölçümlere kadar birçok yöntemi aynı çatı altında buluşturduk. Bu da bize hem moleküler hem fonksiyonel düzeyde bütüncül bir tablo sundu.”

Bu yaklaşım, bilimsel gücü artırmakla kalmadı, aynı zamanda pankreas kanseri biyolojisine dair yeni bir bakış açısı kazandırdı.

“Psödo-Sinapslar”: Kanserin Gizli Hızlandırıcısı

Normalde yalnızca nöronlar arasında bulunan sinaps benzeri bağlantıların, pankreas kanseri hücrelerinde de oluştuğunu tespit eden ekip, bu yapıları “psödo-sinaps” olarak tanımlıyor.
Prof. Dr. Güralp Ceyhan, “Adeta sinir ile kanser hücresi arasında kurulmuş bir iletişim hattı gibi davranıyorlar. Bu bağlantılar, kanserin ilerlemesinde yeni bir motor güç olabilir.” diyor.

Bu mekanizma, kanserin neden bazı hastalarda daha hızlı ilerlediğini açıklayabilecek bir biyolojik temel sunuyor. Araştırma, özellikle GRIN2D alt birimini içeren NMDA reseptörlerinin, bu iletişimde kilit rol oynadığını da ortaya koydu.
Prof. Dr. Ceyhan, “Halihazırda NMDA reseptörlerini hedefleyen ilaçlar var. Bu ilaçların pankreas kanserinde yeniden kullanılması, sinirlerden gelen büyüme sinyalini keserek tümörün ilerlemesini yavaşlatabilir.” diyor.

Yeni Tedavi Yolları İçin Umut Işığı

Bu bulgu, kanser tedavisinde nörolojik yolları hedef alan yeni stratejilerin kapısını aralayabilir.
Prof. Dr. Ceyhan’a göre, gelecekte NMDA reseptör antagonistleriyle yapılan tedaviler, klasik kemoterapi protokolleriyle birleştirilebilir. Bu kombinasyon, tümörün tedaviye yanıt verme oranını artırabilir.
“Eğer kanser, sinirlerden gelen sinyallerle büyüyorsa, bu sinyalleri kesmek tümörün hızını yavaşlatabilir. Bu da tedaviye daha duyarlı hale getirebilir.” şeklinde açıklıyor.

Erken Tanı ve Kişiselleştirilmiş Tedaviler Mümkün Olabilir

Araştırmanın yalnızca tedavi değil, erken tanı açısından da önemli bir potansiyele sahip olduğu belirtiliyor.
Prof. Dr. Güralp Ceyhan, “Hasta örneklerinde GRIN2D düzeyinin yüksek olduğunu gördük. Bu düzey, tümörün evresiyle doğrudan ilişkiliydi. Bu, gelecekte erken tanı için biyobelirteç olarak kullanılabilir.” diyor.

Ayrıca, bazı hastalarda sinir-kanser etkileşiminin daha baskın olduğunu, bu nedenle kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının mümkün hale gelebileceğini de vurguluyor:
“GRIN2D düzeyi yüksek hastalar, NMDA inhibitörleriyle hedeflenebilir. Böylece tedaviler hastanın biyolojik özelliklerine göre şekillenebilir.”

Youtube Editörün Gözünden LinkKlinik Uygulamaya Ne Zaman Geçilebilir?

Peki bu heyecan verici bulgular hastalara ne zaman ulaşabilir?
Prof. Dr. Ceyhan, mevcut verilerin umut verici olduğunu ancak süreçlerin bilimsel olarak ilerlemesi gerektiğini belirtiyor:
“Keşfettiğimiz mekanizma, güvenliği bilinen ilaçların yeniden konumlandırılmasıyla klinik denemelere taşınabilir. Bu avantaj, süreci hızlandırabilir. Ancak preklinik doğrulama ve erken faz klinik çalışmaların tamamlanması gerekiyor. Bu nedenle hastaların bu yenilikten faydalanması birkaç yıl alabilir. Fakat kesin olan bir şey var: artık pankreas kanseriyle mücadelede yeni bir kapı açıldı.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün