Güncel

Sel Suları Çekilince Tehlike Bitiyor mu? İşte Sel Sonrası Ortaya Çıkabilecek Bulaşıcı Hastalıklar

Sel felaketlerinde suyun yükselmesiyle ortaya çıkan tehlikeler, sular çekildiğinde tamamen ortadan kalkmıyor. Kanalizasyonla kirlenen içme suları, çamurla taşınan mikroorganizmalar ve sel sonrası temizlik sırasında oluşan yaralanmalar, farklı enfeksiyonlara zemin hazırlayabiliyor. Özellikle Hepatit A, leptospiroz, bağırsak enfeksiyonları ve tetanos, sel sonrasında dikkat edilmesi gereken sağlık riskleri arasında yer alıyor. Peki bu hastalıklar nasıl bulaşıyor, hangi belirtilere dikkat edilmeli ve korunmak için neler yapılmalı?

Sel felaketlerinin ardından gözler genellikle yıkılan binalara, zarar gören yollara ve geride kalan maddi kayıplara çevriliyor. Ancak sel sularının çekilmesi, sağlık açısından tehlikenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine, selin ardından kirlenen içme suyu kaynakları, çamur ve atıklarla kaplanan yaşam alanları, bulaşıcı hastalıklar açısından yeni riskler oluşturabiliyor.

Türk Tabipleri Birliği‘nin (TTB) sel sonrası sağlık risklerine ilişkin uyarılarında da özellikle güvenli içme suyuna erişimin sağlanması, kirli suyla temasın önlenmesi, yaralanmaların değerlendirilmesi ve aşılama hizmetlerinin aksatılmaması gerektiği vurgulanıyor.

Sel sonrasında ortaya çıkabilecek hastalıkların başında ise kirli su ve gıdalarla bulaşan bağırsak enfeksiyonları geliyor.

Sel Sonrası İçme Suları Nasıl Kirleniyor?

Şiddetli yağışlar ve taşkınlar sırasında kanalizasyon sistemleri zarar görebiliyor veya taşabiliyor. Kanalizasyon atıklarının içme suyu kaynaklarına karışması ise hastalığa neden olabilen mikroorganizmaların yayılmasına yol açabiliyor.

Üstelik suyun berrak görünmesi, mikrobiyolojik açıdan güvenli olduğu anlamına gelmiyor.

Kirlenmiş suyun içilmesi, yemek hazırlamakta kullanılması veya bu suyla temas etmiş gıdaların tüketilmesi sonucunda ishal ve kusmayla seyreden bağırsak enfeksiyonları gelişebiliyor.

Özellikle çocuklar, ileri yaştaki bireyler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybı daha ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Bu nedenle selden etkilenen bölgelerde kaynağı bilinmeyen suların kullanılmaması, içme ve yemek hazırlama amacıyla yalnızca güvenli olduğu bildirilen suların tercih edilmesi gerekiyor.

TTB de sel sonrasında halka yeterli miktarda güvenli içme suyu sağlanmasının öncelikli halk sağlığı önlemlerinden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Hepatit A Sel Sonrasında Neden Risk Oluşturuyor?

Sel sonrasında dikkat edilmesi gereken enfeksiyonlardan biri de Hepatit A.

Hepatit A virüsü, enfekte kişilerin dışkısıyla kirlenmiş su veya gıdaların tüketilmesi yoluyla bulaşabiliyor. Bu nedenle kanalizasyon sistemlerinin zarar gördüğü ve temiz suya erişimin güçleştiği afet bölgelerinde bulaşma riski artabiliyor.

Hepatit A enfeksiyonu bazı kişilerde belirti vermeden geçirilirken bazı kişilerde halsizlik, iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı, koyu renkli idrar ve sarılık gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor.

Hastalığın belirtileri virüsle temastan hemen sonra değil, genellikle haftalar içinde gelişiyor.

Hepatit A’dan korunmada güvenli içme suyu kullanımı, el hijyeni, gıda güvenliği ve uygun aşılama önemli yer tutuyor.

Ancak sel yaşanan her bölgede Hepatit A salgını ortaya çıkacağı düşünülmemeli. Risk, su ve sanitasyon altyapısının durumuna ve toplumdaki bağışıklık düzeyine göre değişiyor.

Çamurla Temas Leptospiroz Hastalığına Neden Olabilir

Sel sonrası sağlık riskleri yalnızca kirli suyun içilmesiyle sınırlı değil. Kirlenmiş su ve çamurla doğrudan temas da bazı enfeksiyonların bulaşmasına neden olabiliyor.

Bunlardan biri, Leptospira adı verilen bakterilerin neden olduğu leptospiroz.

Leptospiroz, özellikle enfekte kemirgenlerin ve diğer hayvanların idrarıyla kirlenmiş su veya toprakla temas sonucunda bulaşabiliyor.

Bakteri, ciltteki kesik ve sıyrıklardan ya da göz, ağız ve burun gibi mukozal yüzeylerden vücuda girebiliyor.

Sel felaketlerinin ardından insanların kirli su ve çamurla daha fazla temas etmesi, uygun koşullarda leptospiroz riskini artırabiliyor.

Leptospirozun Belirtileri Neler?

Leptospirozda ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı ve kusma gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı hastalarda özellikle baldır ve bel bölgesindeki kas ağrıları dikkat çekebiliyor.

Ağır vakalarda böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma, sarılık ve daha ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor.

Sel suları veya çamurla temas ettikten sonra ateş ve belirgin kas ağrısı gelişen kişilerin sağlık kuruluşuna başvurması önem taşıyor.

Sel sonrası temizlik çalışmalarında su geçirmeyen çizme ve uygun koruyucu eldiven kullanılması, açık yaraların kirli su ve çamurla temasının önlenmesi gerekiyor.

Sel Sonrası Küçük Bir Yara Tetanos Riski Taşıyabilir

Sel felaketlerinin ardından evlerin, iş yerlerinin ve sokakların temizlenmesi sırasında kesikler, sıyrıklar ve delici yaralanmalar meydana gelebiliyor.

Özellikle toprak ve çamurla kirlenen yaralar, tetanos açısından dikkatle değerlendirilmeli.

Tetanos, Clostridium tetani bakterisinin sporlarının vücuda girmesiyle gelişen ciddi bir hastalık. Bu sporlar toprakta ve çevrede bulunabiliyor.

Özellikle derin, delinme şeklindeki veya kirlenmiş yaralarda tetanos riski önem taşıyor.

Hastalık, sinir sistemini etkileyerek kaslarda sertlik ve ağrılı kasılmalara neden olabiliyor. Çene kaslarında kilitlenme, yutma güçlüğü ve yaygın kas spazmları tetanosun önemli belirtileri arasında bulunuyor.

Tetanosun diğer enfeksiyonlardan önemli bir farkı var: Kişiden kişiye bulaşmıyor. Sel sonrasındaki risk, bakterinin sporlarıyla kirlenmiş yaralanmalardan kaynaklanıyor.

Bu nedenle sel sonrasında oluşan yaraların temiz suyla yıkanması ve uygun şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.

Yaranın özelliklerine ve kişinin aşı geçmişine göre tetanos aşısı, bazı durumlarda ise tetanos immünoglobulini uygulanması gerekebiliyor.

TTB’nin uyarılarında da sel sırasında toprak ve çamurla kirlenmiş derin yaraları bulunan kişilerin tetanos bağışıklaması açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Sel Sonrasında Hangi Belirtiler Ciddiye Alınmalı?

Sel sonrasında kirli su veya çamurla temas eden kişilerde gelişen bazı belirtiler, enfeksiyon açısından değerlendirme gerektirebiliyor.

Özellikle ishal, kusma, ateş, şiddetli kas ağrıları, sarılık, belirgin halsizlik ve sıvı kaybı belirtileri dikkate alınmalı.

Bu belirtilerin her biri farklı nedenlerle ortaya çıkabilse de yakın zamanda sel suyuyla temas öyküsü bulunması, sağlık değerlendirmesi açısından önemli bir bilgi.

Özellikle yüksek ateş, sarılık, şiddetli veya kanlı ishal, sıvı alamama, idrar miktarında belirgin azalma ve bilinç değişikliği gibi durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

Sel Sonrası Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

Sel sonrası bulaşıcı hastalık riskini azaltmak için alınacak önlemlerin başında güvenli suya erişim geliyor.

İçme suyu kaynaklarının kirlenmiş olabileceği bölgelerde, yetkili kurumlar tarafından güvenli olduğu bildirilmeyen suların içilmemesi ve yemek hazırlamakta kullanılmaması gerekiyor.

Selden etkilenen evlerin ve yaşam alanlarının temizliği sırasında kirli su ve çamurla doğrudan temastan kaçınılmalı. Temizlik yapan kişiler uygun çizme, eldiven ve yapılan işe göre diğer koruyucu ekipmanları kullanmalı.

Ellerin güvenli su ve sabunla yıkanması, gıdaların kirli suyla temasının önlenmesi ve çocukların sel sonrası oluşan su birikintilerinde oynamasına izin verilmemesi de önem taşıyor.

Ayrıca sel sırasında meydana gelen yaralanmaların sağlık kuruluşlarında değerlendirilmesi ve tetanos aşı durumunun kontrol edilmesi gerekiyor.

TTB, afet sonrasında rutin aşılama hizmetlerinin aksatılmamasının, özellikle çocukların ve gebelerin aşı takvimlerinin sürdürülmesinin önemine de dikkat çekiyor.

Selin Sağlık Üzerindeki Etkileri Sular Çekildikten Sonra da Sürebilir

Sel felaketlerinin yol açtığı sağlık sorunları yalnızca afetin yaşandığı günlerle sınırlı kalmayabiliyor.

İçme suyu altyapısının zarar görmesi, kanalizasyon sistemlerinin taşması, kirli su ve çamurla temasın artması ve sağlık hizmetlerine erişimin güçleşmesi, afet sonrasında enfeksiyon risklerini artıran koşullar arasında yer alıyor.

Bu nedenle sel sonrası müdahalenin yalnızca fiziksel hasarın giderilmesiyle sınırlı kalmaması gerekiyor. Güvenli su temini, sanitasyon, hijyen koşullarının iyileştirilmesi, aşılama hizmetlerinin sürdürülmesi ve olası enfeksiyonların erken tespiti de afet yönetiminin önemli parçalarını oluşturuyor.

Çünkü sel sularının çekilmesi, bulaşıcı hastalık risklerinin de ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün