Stres ve kaygıyı azaltma teknikleri

Türkiye son bir kaç haftadır gergin, toplumsal olarak stres ve kaygı düzeyimiz oldukça yüksek. Siyasette yaşanan gerginlikler, toplumun bir kesiminde oluşan adaletsizlik algısı, diğer kesiminde bu algının haksız görülüşü gibi etkenler bireylerin günlük hayatında değil ama duygusal dünyasında hareketliliğe neden oldu. Peki toplumda yaşanan bu gergin süreç bireyi nasıl etkiliyor? Elimizde olmadan ortaya çıkan nedenlerle yaşadığımız bu stres ve kaygıyı kontrol ederek azaltmamız mümkün mü? Klinik Psikolog Ceren Kurtay Editörün Gözünden programında konuğumuz oldu ve öncelikle yaşananları toplumsal travma olarak adlandırmanın doğru olacağını söyledi.
“Bireylerin kendini güvende hissetmekte zorlandığı aşikar”

Bireyin toplumun en küçük parçası olduğunu ve toplumun bir kesiminde ya da tamamında ortaya çıkan olayların, duyguların bireylerde yansımalarının doğal olarak görüldüğünü belirten Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Bugün ben buraya gelene kadar yaptığım tüm terapi seanslarında konu, gündem bu belirsizliğin bireylere yansıyan duygusal sonuçlarıyla ilgiliydi. Toplumun en küçük parçası olarak bireyi ele aldığımızda da toplumsal bir olayın bireyi etkilememesi mümkün değil. Bunu yok sayanlar, görmezden gelenler, bastıranlar, başka şeylerle meşgul olanlar olabilir aramızda ki bu da kaygıyı yönetmek için bazen bir yöntemdir. Yok sayarız, haberleri takip etmeyiz, hakkında konuşmayız. Fakat bu olay gibi toplumsal etkisi dramatik derecede pek çok yere değmiş olan, senin de dediğin gibi ekonomik, eğitim, metro, ulaşım, bir sonraki seçimin vakti, zamanı, şu an piyasalarda ve ülke gündeminde, ister bir maaşlı işte çalışıyor olsun, ister kendi paranızı çalışarak kazanıyor olun, herkesin bu belirsiz ortamda kendini maddi, psikolojik ve ilişkisel anlamda güvende hissetmekle ilgili zorlandığı aşikar” diye konuştu.
Toplumsal travma yaşıyoruz
Bu topraklarda depremler, yangınlar, basına yansıyan cinayetler, kayıplar, pek çok azınlığı etkileyen ve onları etkilediği için çoğunluğu da etkileyen toplumsal travmayla, yasla, kayıpla çalışmış bir travma terapisti olarak toplumu etkileyen bu süreci toplumsal travma olarak nitelendirmenin uygun olduğunu söyleyen Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Travma, bir kişinin kaldırabileceği yükün üzerindeki bir yükle yüklenmesi demektir ve buna bedensel olarak, ruhsal olarak kişi bir tepki verir, bu tepkiyi öncelikli olarak bir huzursuzluk olarak deneyimler. Travmanın beraberinde getirdiği etkilerde de aslında kendinizi güvende hissetmemek vardır. Son dönemde yaşananlarla birlikte büyük bir kesimin toplumda demokrasinin varlığıyla ilgili inancın azalması ile beraber kaygı, kaygının öfkeye dönüşmesi söz konusu oluyor. Bedensel olarak kaygının dolaşım sisteminizde, kalp sisteminizde daha sık kan basıncınızın yükselmesi; tansiyon hastasıysanız şeker hastasıysanız buna bağlı olarak norm dışı değerlerde bir artış mümkün” dedi.
Nefret söyleminin kişileri öfkeyle birlikte haklıyken haksız duruma düşürebileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Dolasıyla toplumu ayrıştırmadan, bir arada olarak, birlik olarak ve ne yapılıyorsa bunu sevgiyle yapmamız gerekiyor. Ancak sosyal medyada maalesef çok fazla nefreti tetikleyen söylemlere maruz kalınabiliyor. Hatta siber zorbalığa varabiliyor. Haber takip etmek isteyebilirsiniz, bu çok haklı olabilir ancak sosyal medyada bu nefret söylemlerinden kendinizi korumanız gerektiğinin altını çizmek zorundayım. Bu noktada sizin gibi düşünmeyen ve size agresif davranan her türlü kişiyi sosyal medya hesaplarınızda bloklamanızı ve çıkmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü iyi insanların politikadan, kişilerden, siyasetten, hatta partilerden bağımsız olarak adalet ihtiyacı, barış ihtiyacı olan insanların yani özünde sadece bireyin iyi kalmalarına en çok ihtiyacımız olan dönemden geçtiğimizi düşünüyorum ve iyi kalmanın yolu da sizi tetikleyecek, sinirlendirecek bu provakatif, saldırgan kişilerin tutumlarından kendinizi korumaktır” dedi.
Stres ve kaygıya karşı bunları yapın!
Stres ve kaygıyla baş etmenin en başarılı yolunun hareket, ses ve nefesten geçtiğini belirten Klinik Psikolog Ceren Kurtay, ” Bol bol hareket etmeye ihtiyacımız var. Kişilerin bedenlerini regüle edebilmek için oksijen almaya, yürümeye ihtiyaçları var. Bunun dışında içinden geçtiğimiz süreçte dışa vurulmuş ya da örtülü bir öfke de var. Öfke dışa vurulmazsa maalesef bedenimize vuruyor. Bu nedenle öfkeyi bedenden dışarı atmamız gerekiyor. Bunu en yapıcı şekilde, zararsız şekilde yumruklarımızı bir yastığa, yumuşak bir nesneye vurarak çıkarabiliriz. Yorgan, yastık olabilir. Yastık çığlığı atabiliriz çünkü öfke sesimizin çıkmasına da ihtiyaç duyar. Doğaya, ormana giderek bu öfkeyi sese dönüştürebiliriz. Sesin buradan çıkması lazım. Son dönemde ses kısıklıkları, faranjit, boğazda nodüller ya da kabızlık gibi şikayetler yaşıyorsanız bu öfkenin sese dönüşemeyen ifadesi olabilir. Ayakları suya sokmak, duş almak, elinizi yüzünüzü yıkamak suyun bizi regüle etmesine imkan verir” diye konuştu.
Harvard Üniversitesi’nin yaptığı araştırmada ilişkilerin mutlulukla ilgisi olduğunun ortaya çıktığını belirten Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Bu nedenle sevdiklerinize daha çok sarılın, daha çok vakit geçirin, daha çok temas edin, bir araya gelin ve ilişkinin sizi güçlendiren manevi kaynak kısmını kullanmaya çalışın” dedi.
Çocuklara nasıl anlatılmalı?
Çocukların sorularına mümkün olduğu kadar siyasete girmeden cevap verilmesi gerektiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Özellikle sizin dışınızda düşünen veya duruşları farklı olan kişilere karşı çocuklarınızı doldurmadan cevaplanmalı. Çünkü okula gidiyorlar ve okullar homojen ortamlar bazen olabiliyor, bazen olamıyor. Akran zorbalığının zaten ne kadar ciddi bir sorun olduğu günümüzde aşikatken çocukların bir de bu yüzden birbirlerine zorbalık yapmasını istemeyiz. Çünkü çocuk dediğimiz şey zaten özünde acımasız olma potansiyeli de daha yüksek” ifadelerini kullandı.




