Türkiye’nin geleceğini tehdit eden o alışkanlık!

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk Editörün Gözünden’de…
YouTube’ta yayınlanan Gazeteci Elif Nur Güder’in sunduğu Editörün Gözünden programına konuk olan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Türk toplumunun geleceğini obezitenin tehdit ettiğini belirtti ve “Türkiye gelecek sağlıklı nesillere bu şekilde ulaşamaz” dedi. Türkiye’nin tuz ve şeker tüketimine ilişkin uzun yıllardır Türk Böbrek Vakfı olarak çalışmalarda bulunulduğuna dikkat çeken Erk, “Uzun çalışmalar neticesinde tuz tüketiminde ciddi azalış sağlasak da şeker tüketiminde halen Avrupa’da şampiyonuz” diye konuştu.
Türkiye’nin Böbrek Dedesi Editörün Gözünden programında
Türkiye’de sivil toplum denilince akla gelen ilk isimlerden biri Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk. Öyle ki son yıllarda ilk okullara yönelik yapılan çalışmalarda özellikle çocuklar tarafından Böbrek Dede olarak tanınıyor. Yaklaşık 12 seneden beri alanda çalıştıklarını belirten Erk, “Beslenme ile ilgili 55 ile gitmiştik o illerden birisinde kitapçık dağıtıyoruz. Bir tane çocuğumuz yanıma geldi “imzalar mısın böbrek dede” dedi. Sonra diğer çocuklar alkış tuttular ve adımız öyle kaldı. Toprak dededen, deprem dededen sonra böbrek dede olduk. Ama onun da getirdiği bir çizgi var, sorumluluk var “dedi.
Sivil toplum ile yolculuğu çok büyük bir acıyla başladı!
Aslen sanayici olduğunu belirten Timur Erk, bir insanın sadece sanayici olarak para kazanmamasını, bunun yanı sıra para kazandığı topluma borçlu olduğu deneyimleri, maddi ve manevi tüm kazançlarının zekatını beyin zekâtı olarak vermesi gerektiğini belirtti. Beyin zekâtı kavramının kendisine ait olduğunu belirten Erk, “bunun anlamı aldığın deneyimleri, Tanrı’nın bahşettiği ortamda sizin yeniden geri vermeniz gerekir. Bunun adı beyin zekatıdır” diyerek ifade etti.
Beyin zekatının çok verilmesiyle sivil toplumun güçleneceğinin altını çizen Erk, sivil toplumun güçlenmesi demek, ülkenin, Türkiye’nin güçlenmesi demek olduğunu söyledi.
Sivil toplumla çalışmalarına ağırlık vermesinin ardında yaşadığı büyük kaybı anlatan Erk, “18 yaşında kızımızı, tek evladımızı kayak kazasında kaybettik. Bu kazadan önce de sivil toplumda ciddi çalışmalarım vardı ancak bu kayıptan sonra daha da kendimi adadım diyebilirim. Kayserili, rahmetli bir ortağım vardı. Sadece para kazanmaya bakma derdi bana, hayır işleri de yapalım derdi. Kızımın rahmetli olmasından sonra da kendimi daha çok bu işlere verdim” diye konuştu.
Dört Beyazdan Uzak Durun!
Türkiye’nin en önemli sağlık problemlerinin ardında 4 beyazın yattığını dile getiren Timur Erk, bunların tuz, şeker, un ve sigara olduğunu söyledi. Sigara tüketimin eskiye nazaran azaldığını ancak yine de insanların sağlığı için tehdit unsuru olmaya devam ettiğini dile getiren Erk, sigaranın azaltılması ile ilgili kampanyaların devam etmesi gerektiğini ekledi.
Tuzda iyi bir başarı elde ettik.
Tuz tüketimini azaltma noktasında Türk Böbrek Vakfı olarak iyi bir başarı elde ettiklerini söyleyen Timur Erk, “Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun dönemindeyken masalardan tuzlukların çıkarmıştık. Tuza erişimi zorlaştırmamız gerekiyor” dedi.
Türkler damak tadından vazgeçmiyor!
Dünya Sağlık Örgütü’nün kişi başı 50 gramla (13 küp şeker) sınırladığı şeker tüketiminin Türkiye’de kişi başı 150 gram olduğuna dikkat çeken Erk, “12 seneden beri çalışıyoruz ancak 10 gram düşürebildik, 150 gramdan 140 grama çekebildik. Halen Avrupa şampiyonuyuz. Çocukluk çağında obezite gençlerimizin sağlığını tehdit ediyor” diye konuştu.
Şeker alışkanlığı anne karnından başlıyor!
Şeker alışkanlığının anne rahminde başladığını belirten Türk Böbrek Vakfı Başkanı, “eğer anne şeker tüketiyorsa doğan çocuk da şekere yatkın oluyor. Yani daha embriyo iken alışkanlık oluşuyor. Anneler eğitim almalı, sonra eğitim okul öncesi döneminde de devam etmeli. Orada oyunlarla anlatılmalı. Yetmiyor, sonra ilkokulda eğitimler sürmeli” dedi.
Okul gıdası projesi neden yürümedi?
4 yıl önce Türk Böbrek Vakfı olarak dönemin 3 bakanının bir araya gelerek şapka çıkarılan bir proje ortaya çıkardıklarını belirten Timur Erk “Bu proje okul gıdasıydı. İstediğimiz sadece çocuklarımızın okulda kantinlerden elde ettikleri gıdaların katkısız, doyurucu, besleyici olmasını istedik ve “okul gıdası” logosunu hak etmeyen hiçbir ürünün kantinde ve okul çevrelerinde yer almamasını istedik. Ancak kantinciler yeterli ürün yok diyerek ayaklandı, araya pandemi girdi. 520 tane sanayi ürün geliştirdi ama muhtelif nedenlerle bu proje ötelendi. Önce 3 yıl ötelendi, şimdi 6 sene. Takip ediyorum bakalım ne olacak” diye konuştu.
Geleceğimiz nişasta bazlı şeker tehdidi altında!
Ülkemizde çocuk obezitesi oranının Avrupa’da birinci ve dünyada üçüncü olduğuna dikkat çeken Erk, Türkiye gelecekte sağlıklı nesillere bu şekilde erişemez. Bunun çok ciddi bir maliyeti var ve biz zengin bir ülke değiliz. Halen kişi başına düşen milli gelirimiz 12 bin dolar civarında. Kısıtlı bütçemizi iyi kullanmak durumundayız. Bu nedenle sağlıkla ilgili gelecekte çok büyük maliyet oluşturan unsurları koruyucu hekimlik yaparak şeker tüketimini azaltmak durumundayız. Özellikle nişasta bazlı şeker. Niye mi? Nişasta bazlı şeker adı üzerinde nişastadan yapılıyor. Neden? Fruktozdan yani meyve şekerinden. En fazla yapılan da mısır nişastasından yapılıyor. Bir insan gördünüz, göbeğinde bir can simidi varsa bilin ki nişasta bazlı şeker çok fazla tüketiyor ve ne yazık ki maliyeti pancar şekerine nazaran daha ucuz olduğu için, daha kolay doze edilebildiği için, daha uzun saklanabildiği için her yerde nişasta bazlı şeker pancar şekerin yerine kullanmaya başlandı. Böbrek dedenin en büyük üzüntüsü bu” dedi.
Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi ne olacak?
2024’ün Ocak ayında arsa sahiplerinin açtığı dava neticesinde boşaltılmak zorunda kalınan Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi ve Memorial Hizmet Hastanesi ile ilgili de konuşan Timur Erk, “İşletmeci olarak Memorial Grubu ile anlaşmamız sürüyor. Diyaliz merkezimiz ile ilgili de Güneşli AVM’de yeni bir yer bulduk. Çalışmalarımıza başladık. 4 ay sonra taşınabileceğiz ve faaliyetlerimizi orada sürdüreceğiz. Burada her ne kadar dava neticesinde boşaltmış gibi görünsek de aslında deprem anlamında yeterli ve korunaklı bir bina değildi. Davadan dolayı boşaltmasaydık depremden dolayı boşaltmak zorunda kalacaktık zaten. Dolayısıyla yeni dönemde biz yine diyaliz hizmetimizi sürdüreceğiz ama koruyuculuk faaliyetlerimize daha da ağırlık vereceğiz. İlk olarak eğitmen kadromuzu genişleterek sahada daha çok olacağız” dedi.



