Z Kuşağı Neden Daha Kırılgan?
Avrupa’da Genç Yetişkinlerde Ruh Sağlığı Alarm Veriyor

Genç yetişkinlerde ruh sağlığı son yılların en dikkat çekici küresel krizlerinden biri haline geldi. Avrupa’da ruh sağlığı krizi özellikle 18–34 yaş aralığında belirginleşirken, yapılan yeni bir küresel araştırma genç kuşakların yaşamla baş etme kapasitesinde ciddi bir gerileme olduğunu ortaya koyuyor. Depresyon ve anksiyete artışı artık buzdağının yalnızca görünen yüzü; uzmanlara göre sorun çok daha derin ve yapısal.
ABD merkezli küresel araştırma kuruluşu Sapien Labs tarafından hazırlanan ve 84 ülkeyi kapsayan çalışmada, “Zihin Sağlığı Katsayısı” (Mind Health Quotient – MHQ) üzerinden genç yetişkinlerin duygusal, bilişsel ve sosyal işlevsellik düzeyleri değerlendirildi. Sonuçlar, Avrupa’daki gençlerin birçok kıtaya kıyasla daha düşük puan aldığını gösteriyor.
Genç Yetişkinlerde Ruh Sağlığı Neden Geriliyor?
Sapien Labs’in kurucusu ve baş bilim insanı Tara Thiagarajan, elde edilen verilerin yalnızca artan depresyon oranlarını değil, nesiller arası bir zihinsel kapasite düşüşünü işaret ettiğini belirtiyor. Thiagarajan’a göre genç kuşaklardaki bu gerileme, artan ruh sağlığı harcamalarına rağmen özellikle zengin ve gelişmiş ülkelerde daha belirgin görülüyor.
Araştırmaya göre 18–34 yaş grubunun ortalama MHQ puanı 36 olarak ölçüldü. Bu grubun yüzde 41’i ciddi düzeyde ruh sağlığı sorunu yaşadığını bildirdi. Buna karşılık 55 yaş ve üzerindeki bireylerde ortalama puan 100 seviyesinde sabit kaldı.
Bu tablo, gençlerin günlük yaşamı sürdürme, odaklanma, duygusal dengeyi koruma ve ilişkileri yönetme gibi temel alanlarda daha fazla zorlandığını gösteriyor.
Avrupa Ülkeleri Neden Alt Sıralarda?
Araştırmada Avrupa ülkelerinin çoğunun beklenenden düşük sıralarda yer alması dikkat çekti. İtalya Avrupa içinde en yüksek puanı alarak 84 ülke arasında 20. sıraya yerleşti. Finlandiya, Portekiz, İspanya ve Belçika orta sıralarda bulunurken, Almanya, İrlanda ve İngiltere listenin sonlarına yaklaştı.
Kişi başına düşen gelirin daha düşük olduğu bazı Afrika ülkelerindeki gençlerin ise Avrupa’daki akranlarına kıyasla daha yüksek MHQ puanlarına sahip olması, ekonomik refah ile zihinsel iyilik hali arasındaki ilişkinin sanıldığı kadar doğrusal olmadığını gösteriyor.
Thiagarajan, genç zihinlerin içinde büyüdüğü çevresel faktörlere odaklanılmadığı sürece yalnızca tedavi temelli yaklaşımların yeterli olmayacağını ifade ediyor.
Gençlerin Ruh Sağlığını Etkileyen 4 Kritik Faktör
Araştırma, genç yetişkinlerde ruh sağlığını en güçlü şekilde etkileyen dört temel değişkeni ortaya koyuyor:
1. Zayıflayan Aile Bağları
Yakın aile ilişkilerine sahip olmayan gençlerin ciddi ruh sağlığı sorunu yaşama olasılığı, güçlü aile bağları olanlara göre yaklaşık dört kat daha yüksek çıktı. Aile içi duygusal destek eksikliği, yalnızlık ve aidiyet kaybı genç kuşaklarda kırılganlığı artırıyor.
2. Manevi Aidiyetin Azalması
Araştırmada kendini manevi olarak güçlü hisseden gençlerin MHQ puanlarının daha yüksek olduğu görüldü. Almanya, İngiltere ve İspanya gibi ülkelerde gençlerin manevi aidiyet düzeyinin daha düşük olduğu tespit edildi. Bu durum, anlam arayışının zayıflaması ile psikolojik dayanıklılık arasındaki bağlantıyı gündeme getiriyor.
3. Akıllı Telefona Erken Yaşta Erişim
Z kuşağının ilk akıllı telefona sahip olma yaşı ortalama 14 olarak hesaplandı. Avrupa’da bu yaş 12–13 aralığında. Finlandiya’da ortalama yaşın 9’a kadar düştüğü bildiriliyor.
Araştırma verileri, akıllı telefona daha erken yaşta sahip olan bireylerin ilerleyen yıllarda daha düşük ruh sağlığı skorlarına sahip olma ihtimalinin arttığını gösteriyor. Sürekli çevrimiçi olma hali, sosyal karşılaştırma, dopamin döngüsü ve dikkat dağınıklığı gibi etkenler genç zihinlerin gelişim sürecini etkileyebiliyor.
4. Ultra İşlenmiş Gıda Tüketimi
Son 15 yılda ultra işlenmiş gıda tüketimindeki artışın, ruh sağlığı yükünün yüzde 15 ila 30’u ile ilişkili olduğu belirtiliyor. Yüksek şeker, katkı maddeleri ve besin değeri düşük içeriklerin, bağırsak-beyin ekseni üzerinden zihinsel sağlık üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor.
Pandemi Etkisi Kalıcı mı Oldu?
Araştırma, gençlerin COVID-19 öncesinde de ebeveyn kuşaklarına kıyasla daha düşük puanlar aldığını; pandemi döneminde ise bu düşüşün keskinleştiğini ortaya koyuyor. Ancak asıl dikkat çekici nokta, pandeminin sona ermesine rağmen bu kaybın telafi edilememiş olması.
Genç kuşakların sosyal izolasyon, dijital bağımlılık ve belirsizlik ortamında şekillenen gelişim sürecinin uzun vadeli etkileri halen tartışılıyor.
Sadece Tedavi Yetmez, Çevre Değişmeli
Araştırmacılar, ruh sağlığına yapılan yatırımların artmasına rağmen sonuçların iyileşmemesinin, yalnızca semptomlara odaklanmanın yetersiz kaldığını gösterdiğini belirtiyor. Gençlerin büyüdüğü çevresel koşullar, dijital maruziyet, beslenme alışkanlıkları ve sosyal bağlar yeniden değerlendirilmeden kalıcı iyileşme sağlanamayacağı vurgulanıyor.
Genç yetişkinlerde ruh sağlığı krizi artık bireysel bir mesele değil; nesiller arası bir değişimin işareti olarak görülüyor. Sorunun kökenine inilmediği sürece Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde bu eğilimin devam etmesi bekleniyor.



