Kadın

Akciğer Kanseri Kadınlarda Yükselişte!

Bu belirtileri beklemeden tarama yaptırın

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba

Uzun yıllar erkeklerde daha sık görülen akciğer kanseri, kadınlarda da giderek daha önemli bir sağlık sorunu haline geliyor. Sigara kullanımının yanı sıra pasif içicilik, hava kirliliği, radon ve mesleki maruziyetler de riski artırabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba, özellikle yüksek risk grubundaki kadınların belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden tarama programlarını değerlendirmeleri gerektiğini vurguluyor.

Akciğer kanseri uzun yıllar boyunca daha çok erkeklerle ilişkilendirilen bir hastalık olarak bilinse de tablo değişiyor. Dünya genelinde her yıl 2,6 milyondan fazla kişiye akciğer kanseri tanısı konulurken hastalık, kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almaya devam ediyor. Kadınlarda ise akciğer kanserinin görülme sıklığındaki değişim, hastalığın artık yalnızca erkek sağlığı açısından ele alınmaması gerektiğini gösteriyor.

Dünya genelinde kadınlarda akciğer kanseri, meme kanserinin ardından en sık görülen ikinci kanser olarak öne çıkıyor. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal kanser kayıtlarına göre akciğer kanseri görülme sıklığının 2014’te yüz binde 8,7 iken 2018’de 10,9’a yükselmesi dikkat çekiyor. Bu veriler, kadınlarda hastalığın giderek daha fazla önemsenmesi gerektiğine işaret ediyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba, akciğer kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirti vermemesinin tanıda gecikmeye yol açabildiğini belirterek, “Dolayısıyla 50 yaşın üzerinde olan ve en az 20 yıl boyunca günde bir paket sigara öyküsü bulunan kadınların düşük doz bilgisayarlı tomografiyle akciğer kanseri taraması yaptırmaları önerilmektedir” diyor. Tarama yaklaşımının özellikle yüksek risk grubundaki kişilerin hastalık henüz belirti vermeden değerlendirilmesine olanak sağlaması, erken tanı açısından önem taşıyor.

Kadın ve erkeklerdeki fark giderek azalıyor

Akciğer kanseri halen dünya genelinde erkeklerde daha sık görülse de kadınlarla erkekler arasındaki farkın bazı ülkelerde belirgin biçimde kapandığı görülüyor. ABD’de 2026 yılı için yaklaşık 229 bin 410 yeni akciğer kanseri vakası öngörülürken, bunların yaklaşık 118 bin 500’ünün kadınlarda, 110 bin 910’unun ise erkeklerde görülmesi bekleniyor.

akciğer kanseriAncak bu veriler, akciğer kanserinin bütün ülkelerde kadınlarda arttığı anlamına gelmiyor. ABD’de hem kadınlarda hem erkeklerde görülme sıklığı azalma eğiliminde olsa da düşüş hızı kadınlarda daha yavaş seyrediyor. Bunun nedenleri arasında kadınların sigaraya erkeklerden daha geç başlaması ve sigarayı bırakma eğiliminin de daha geç ortaya çıkması gösteriliyor.

Dolayısıyla kadınlarda akciğer kanseri açısından ortaya çıkan tabloyu yalnızca “kadınlarda hastalık artıyor” şeklinde değerlendirmek yerine, sigara kullanımındaki tarihsel değişimler ve farklı risk faktörleriyle birlikte ele almak gerekiyor.

Genç kadınlarda dikkat çeken tablo

Kadınlarda akciğer kanseriyle ilgili dikkat çekici gelişmelerden biri de genç yaş gruplarında ortaya çıkıyor. ABD’de yapılan geniş kapsamlı araştırmalarda 35-54 yaş arasındaki kadınlarda akciğer kanseri görülme sıklığının aynı yaş grubundaki erkekleri geçtiği bildirildi.

Bu farklılığın nedenleri ise henüz tamamen açıklanmış değil. Sigara kullanımının yanı sıra çevresel maruziyetler, biyolojik farklılıklar ve genetik faktörlerin olası etkileri üzerinde duruluyor. Bu nedenle özellikle genç yaşlarda ortaya çıkan risklerin daha ayrıntılı araştırılması, hastalığın kadınlardaki seyrinin anlaşılması açısından önem taşıyor.

Kadınlarda akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara

Akciğer kanserinden söz edildiğinde değişmeyen en önemli risk faktörü ise tütün kullanımı. Kadınlarda hastalığın görülme sıklığındaki değişimin önemli nedenlerinden biri de kadınlar arasında sigara kullanımının geçmiş yıllarda artmış olması.

American Cancer Society’nin 2026 verileri, kadınlarda akciğer kanserlerinin büyük bölümünün sigara kullanımıyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle hastalıktan korunmada en etkili adımlardan biri sigaraya hiç başlamamak, sigara kullananların ise bırakması olarak öne çıkıyor.

Ancak risk değerlendirmesinin yalnızca aktif sigara kullanımına indirgenmemesi gerekiyor. Prof. Dr. Erkan Kaba, sigara kullanmayan kadınların da çeşitli maruziyetler nedeniyle risk altında olabileceğine dikkat çekerek, “Pasif sigara dumanı, hava kirliliği, radon, asbest ve diğer mesleki kanserojenler de akciğer kanserinin gelişimine katkıda bulunabilmektedir. Bunun yanı sıra biyolojik ve genetik farklılıkların da özellikle kadınlarda akciğer kanseri riskini etkileyebileceği düşünülmektedir. Ancak bu ilişkinin altında yatan mekanizmalar henüz tam olarak açıklığa kavuşmuş değildir” diyor. Bu nedenle kişisel risk değerlendirmesinde yalnızca sigara öyküsünün değil, kişinin yaşam ve çalışma koşullarının da dikkate alınması gerekiyor.

“Sigara içmiyorum, bana olmaz” düşüncesi doğru değil

Akciğer kanseri yalnızca aktif sigara kullanan kişilerde görülmüyor. Hiç sigara kullanmamış kişilerde de hastalık gelişebiliyor. Özellikle pasif içicilik ve bazı çevresel ya da mesleki maruziyetler bu noktada önem taşıyor.

Prof. Dr. Erkan Kaba, sigara kullanmayan kadınların hastalıktan tamamen korunmuş olduğu düşüncesinin doğru olmadığını vurgulayarak, “Bu nedenle ‘sigara kullanmıyorum, dolayısıyla akciğer kanseri olmam’ düşüncesi doğru değildir. Ayrıca, korunma açısından kişinin yalnızca kendisinin sigara içmemesi yeterli değildir; evde ve çalışma ortamında pasif sigara dumanına maruz kalmaması da önemlidir” uyarısında bulunuyor. Özellikle kapalı ortamlarda tütün dumanına düzenli maruz kalmanın önlenmesi, korunma açısından göz ardı edilmemesi gereken bir adım olarak öne çıkıyor.

Akciğer kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor

Akciğer kanserinin erken tanısındaki en büyük güçlüklerden biri, hastalığın başlangıç aşamasında belirgin bir yakınmaya neden olmayabilmesi. Öksürük, nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık daha ileri bir aşamaya ulaşmış olabiliyor.

Uzun süren ya da karakteri değişen öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ses kısıklığı, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.

Prof. Dr. Erkan Kaba, belirtilerin kadınlarda ve erkeklerde genel olarak benzer olduğunu ancak asıl kritik noktanın hastalığın belirti vermeden ilerleyebilmesi olduğunu belirterek, “Burada asıl önemli nokta, erken evre akciğer kanserinin çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlemesidir. Bu nedenle belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek, erken tanı açısından doğru değildir” diye konuşuyor. Bu nedenle özellikle risk grubunda bulunan kişilerin herhangi bir şikâyet ortaya çıkmasını beklemeden uygun tarama programları konusunda hekimleriyle görüşmesi önem taşıyor.

“Hiçbir şikâyetim yok” diyerek taramayı ertelemeyin

Akciğer kanserinde erken tanı, tedavi seçeneklerinin genişlemesi ve hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle kadınların hastalığı yalnızca erkeklerde görülen bir kanser olarak değerlendirmemesi gerekiyor.

Prof. Dr. Erkan Kaba, özellikle yüksek risk grubundaki kadınların “Ben kadınım, akciğer kanseri erkeklerde olur” veya “Hiçbir şikâyetim yok” düşüncesiyle taramadan uzak durmamaları gerektiğini belirtiyor. Yüksek risk grubunda yer alan kadınlarda düşük doz bilgisayarlı tomografiyle yapılan taramanın erken tanı açısından önemli bir araç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaba, “50 yaşın üzerinde olan ve en az 20 yıl boyunca günde bir paket sigara öyküsü bulunan kadınların yılda bir kez düşük doz bilgisayarlı tomografiyle taranması, akciğer kanserinin erken saptanmasında kilit rol oynamaktadır” bilgisini veriyor. Tarama kararı ise kişinin yaşı, sigara öyküsü ve genel risk profili dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Erken evrede akciğer kanserinde tam şifa mümkün

Akciğer kanserinin tedavisinde tek bir yöntemden söz etmek mümkün değil. Tedavi planı; kanserin türü, hastalığın evresi, tümörün moleküler özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktöre göre belirleniyor.

Özellikle erken evrede yakalanan küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde cerrahi tedavi önemli seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Uygun hastalarda robotik cerrahi gibi minimal invaziv yöntemlerden de yararlanılabiliyor.

Prof. Dr. Erkan Kaba, günümüzde akciğer kanserinin tedavisinde cerrahinin yanı sıra birçok farklı seçeneğin kullanılabildiğini belirterek, “Cerrahinin yanı sıra kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler de uygulanmaktadır. Günümüzde erken evrede tespit edilen akciğer kanserinde tam şifa mümkün olabilmektedir. Son yıllarda özellikle immünoterapi ve moleküler hedefli tedavilerdeki gelişmeler sayesinde ileri evre hastalarda dahi umut vadeden sonuçlar elde edilmektedir.” ifadelerini kullanıyor. Tedavideki bu gelişmeler, hastalığın erken yakalanmasının yanı sıra ileri evrede tanı alan hastalar açısından da seçeneklerin artmasını sağlıyor.

Akciğer kanserinin kadınlarda giderek daha fazla önem kazandığı günümüzde, hastalığın yalnızca sigara kullanan erkekleri ilgilendiren bir sağlık sorunu olmadığı unutulmamalı. Özellikle yüksek risk grubundaki kadınların tarama olanaklarını hekimleriyle değerlendirmesi, sigara ve pasif içicilikten uzak durması ve şüpheli belirtileri ertelememesi erken tanı açısından önem taşıyor.editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün