Çocuk Sahibi Olmayı Planlayan Kadınlar Dikkat!

Sigara kullanımı, sağlıksız kilo değişimleri, aşırı alkol tüketimi, hareketsizlik ve düzensiz sağlık kontrolleri… Hamilelik planlayan kadınların doğurganlık açısından gözden geçirmesi gereken alışkanlıkları Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa anlattı.
Hamilelik planlayan kadınlar dikkat! Anne olmayı zorlaştıran 6 alışkanlık

Hamilelik, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gerçekleşmediğinde infertilite gündeme geliyor. Günümüzde önemli bir üreme sağlığı sorunu olarak değerlendirilen infertilite, dünya genelinde de yaygın görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde üreme çağındaki yaklaşık her 6 kişiden biri yaşamının bir döneminde infertilite sorunu yaşıyor.
Kadın infertilitesinde genetik özellik ve ilerleyen yaş gibi değiştirilemeyen faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı alışkanlıkları da önem taşıyor. Özellikle obezite veya aşırı zayıflık, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme üreme sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, infertilite riskini azaltmak açısından sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek, “Son yılların önemli sorunu olan obezite veya tam aksine aşırı zayıf olmak, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam sürmek ve sağlıksız beslenmek gibi etkenler de üreme sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla, infertilite riskini en aza indirmek için sağlıklı bir yaşam sürmek son derece önemlidir” dedi.
Dr. Gamze Karababa, kadınlarda doğurganlığı etkileyebilecek ve hamilelik planlayanların dikkat etmesi gereken 6 alışkanlığı anlattı.
1. Hamilelik planını sürekli ertelemeyin
Günümüzde eğitim, kariyer ve sosyal yaşam gibi nedenlerle annelik yaşı ileri yaşlara taşınabiliyor. Ancak kadın üreme sistemi açısından yaş, doğurganlığı etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Kadınların belirli bir yumurta rezerviyle dünyaya geldiğini belirten Dr. Gamze Karababa, yıllar içerisinde hem yumurta sayısının azaldığını hem de kalan yumurtalarda kromozomal bozukluk görülme olasılığının arttığını söyledi.
Karababa, “Kadınlar belirli bir yumurta rezerviyle dünyaya gelmektedir. Yıllar içerisinde hem yumurta sayısı azalmakta hem de kalan yumurtalarda kromozomal bozukluk görülme olasılığı artmaktadır. Üreme kapasitesindeki azalma özellikle 35 yaşından sonra belirginleşirken, 40 yaş sonrasında daha hızlı azalma eğilimine girmektedir. Yaş ilerledikçe doğal hamilelik ihtimalinin azalmasının yanı sıra düşük ve embriyodaki kromozomal anomalilerin görülme riski de artmaktadır” diye konuştu.
Bu nedenle 35 yaş ve üzerindeki kadınların, 6 ay boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen hamile kalamaması durumunda zaman kaybetmeden hekime başvurması önem taşıyor. Bu yaş grubunda erken değerlendirme ve ihtiyaç halinde tedavinin gebelik oluşumu açısından önem taşıdığını belirten Dr. Karababa, “Bu yaş grubundaki kadınlarda erken değerlendirme ve ihtiyaç halinde tedavi, hamilelik oluşumu için büyük önem taşımaktadır” dedi.
Hamileliğin uzun süre ertelenmesinin düşünüldüğü durumlarda ise kadının yaşı ve tıbbi özellikleri doğrultusunda üreme potansiyelinin değerlendirilmesi önem taşıyor. Yardımcı üreme tedavilerindeki gelişmelerin yaşın doğurganlık üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırmadığına dikkat çeken Dr. Karababa, “Ancak yardımcı üreme tedavilerindeki gelişmelerin kadının yaşının fertilite üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırdığı düşüncesine kapılmamak gerekmektedir” uyarısında bulundu.
2. Sigara ve nikotin ürünlerinden uzak durun
Sigara kullanımı kadın üreme sağlığını farklı mekanizmalarla olumsuz etkileyebiliyor. Sigara dumanındaki toksik maddeler yumurtalık dokusuna zarar verebilir, yumurta kaybını hızlandırabilir ve hamileliğin oluşma süresini uzatabilir.
Sigara kullanımının yanı sıra elektronik sigaraların da üreme sağlığı açısından güvenli bir alternatif olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Bu nedenle hamilelik planlayan kadınların sigara ve diğer nikotin ürünlerini bırakması, mümkün olduğunca pasif sigara maruziyetinden de uzak durması gerekiyor.
3. Kilo kontrolünü ihmal etmeyin
Vücut ağırlığı, kadınların hormonal sistemi ve yumurtlama düzeniyle yakından ilişkili. Obezite; insülin direnci, hormonal düzensizlikler ve yumurtlama problemleri üzerinden üreme sağlığını etkileyebiliyor.
Özellikle polikistik over sendromu bulunan kadınlarda fazla kilo, mevcut hormonal ve metabolik sorunları daha belirgin hale getirebiliyor.
Ancak doğurganlık açısından yalnızca fazla kilo değil, aşırı düşük vücut ağırlığı da önem taşıyor. Çok düşük vücut ağırlığı, ciddi kalori kısıtlaması veya aşırı egzersiz adetlerin düzensizleşmesine, hatta yumurtlamanın durmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle hedef kısa sürede çok fazla kilo vermek değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir vücut ağırlığına ulaşmak olmalı. Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite hem genel sağlık hem de üreme sağlığı açısından önem taşıyor.
4. Aşırı alkol tüketiminden kaçının
Sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi de kadınların üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle yüksek miktarda alkol tüketildiğinde hormonal denge ve yumurtlama düzeninin etkilenebileceğine ilişkin veriler bulunuyor.
Bu nedenle hamilelik planlayan kadınların alkol tüketimine dikkat etmesi önem taşıyor. Gebelik oluştuğunda ise alkol kullanılmaması gerekiyor.
Dr. Gamze Karababa, hamilelik planlama döneminde alkol tüketimi konusunda en doğru yaklaşımın alkol kullanmamak olduğunu belirterek, “Güvenli olduğu kanıtlanmış bir alkol miktarı olmadığı için en doğru yaklaşım alkol tüketmemektir” dedi.
5. Hareketsiz yaşamdan ve sağlıksız beslenmeden uzak durun
Üreme sağlığını tek başına artıran mucizevi bir besin veya özel bir “doğurganlık diyeti” bulunmuyor. Ancak uzun süreli sağlıksız beslenme ve hareketsizlik; kilo artışı, insülin direnci ve metabolik bozukluklar üzerinden hormonal sistemi ve yumurtlamayı olumsuz etkileyebiliyor.
Bu nedenle beslenmede sebze, meyve, tam tahıllar, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir modelin tercih edilmesi; aşırı işlenmiş ve yüksek şeker içeren gıdaların ise sınırlandırılması gerekiyor.
Fiziksel aktivitede de denge önemli. Çok yoğun egzersizin her zaman daha sağlıklı olduğu düşünülmemeli. Yetersiz enerji alımıyla birlikte gerçekleştirilen aşırı fiziksel aktivitenin bazı kadınlarda adet düzensizliklerine ve yumurtlamanın baskılanmasına neden olabileceğine dikkat çeken Dr. Gamze Karababa, bu konuda da aşırıya kaçılmaması gerektiğini aktardı.
6. Düzenli jinekolojik kontrolleri aksatmayın
Jinekolojik kontrollerin yalnızca bir sorun ortaya çıktığında yapılması, üreme sağlığı açısından önemli bir hata olabiliyor. Yumurtlama bozuklukları, endometriozis, rahim ve yumurtalıklarla ilişkili bazı hastalıklar veya üreme sağlığını etkileyebilecek diğer durumlar her zaman belirgin yakınmalara yol açmayabiliyor.
Bu nedenle özellikle adet düzensizliği, uzun süren adet gecikmeleri, şiddetli adet ağrısı ve ara kanama gibi durumların göz ardı edilmemesi gerekiyor. Daha önce geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar veya yumurtalık ameliyatı öyküsü de hekim tarafından değerlendirilmesi gereken durumlar arasında bulunuyor.
Dr. Gamze Karababa, bu tür sorunların zamanında değerlendirilmesinin ilerideki gebelik planları açısından önem taşıdığını belirterek, “Özellikle adet düzensizliği, uzun süren adet gecikmeleri, şiddetli adet ağrısı, ara kanama, geçirilmiş pelvik enfeksiyonu veya yumurtalık ameliyatı öyküsü gibi durumların göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu sorunların zamanında değerlendirilmesi, ileride hamilelik planlandığında önem taşıyabilecek durumların daha erken fark edilmesini sağlayabilmektedir” bilgisini verdi.
Doğurganlık için yaşam tarzı da önemli
Kadınların doğurganlığında yaş ve genetik özellikler gibi değiştirilemeyen faktörlerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları da önem taşıyor. Sigara ve nikotin ürünlerinden uzak durmak, aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak, dengeli beslenmek ve düzenli hareket etmek üreme sağlığının desteklenmesine katkı sağlayabiliyor.
Özellikle 35 yaş ve üzerindeki kadınlarda gebelik planının uzun süre ertelenmemesi ve düzenli, korunmasız ilişkiye rağmen 6 ay içerisinde gebelik oluşmaması halinde hekime başvurulması önem taşıyor.




