

Kolon kanseri, ileri yaş hastalığı olarak bilinse de son yıllarda gençlerde de daha fazla gündeme geliyor. Modern yaşam tarzıyla birlikte hareketsizlik, fast food ve işlenmiş gıda tüketimi, obezite, uyku düzensizliği ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları dikkat çekerken; dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, geçmeyen karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerin farklı sorunlarla karıştırılması tanıda gecikmelere yol açabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Rumeysa Atabey, gençlerde artan kolon kanseri riski ve erken tanının önemi hakkında bilgi verdi.
Modern yaşam tarzı kolon kanseri riskini artırıyor mu?
Kolon kanserindeki artışın yalnızca genetik faktörlerle açıklanamayacağını belirten Prof. Dr. Rumeysa Atabey, modern yaşam tarzının beraberinde getirdiği çeşitli faktörlere dikkat çekti.
“Modern yaşam tarzıyla birlikte gençlerde kolon kanseri riskini artırabilecek faktörler arasında hareketsizlik, fast food, işlenmiş ve hazır gıdalar, ekran başında geçirilen uzun saatler, uyku düzensizliği ve yoğun stres yer almaktadır. Bu faktörler bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir.”
Yüksek oranda işlenmiş gıda tüketiminin de önem taşıdığını aktaran Prof. Dr. Atabey, fast food ağırlıklı beslenmenin uzun vadeli etkilerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Yüksek oranda işlenmiş gıda tüketiminin kolon kanseri riskini artırabileceğine ilişkin çalışmalar bulunmaktadır. Fast food ağırlıklı beslenme alışkanlığının uzun vadede bağırsak sağlığı açısından olumsuz sonuçları olabilmektedir.”
Kolon kanserinde çevresel ve yaşam tarzına bağlı faktörlerin de rol oynayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Rumeysa Atabey, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kolon kanserindeki artış yalnızca genetik mirasla açıklanamamaktadır. Çoğu vakada çevresel ve yaşam tarzına bağlı faktörler de önemli rol oynamaktadır. Fast food tüketimi, aşırı işlenmiş gıdalar, hareketsizlik, obezite, stres ve uyku düzensizliği bağırsak sağlığını olumsuz etkileyen başlıca faktörler arasında sayılmaktadır.”
Bu faktörlerin bağırsak mikrobiyotasıyla ilişkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Atabey, “Modern yaşam tarzıyla birlikte ortaya çıkan bu faktörlerin bağırsak mikrobiyotasını da etkileyebileceği ve bağırsak sağlığını bozabileceği düşünülmektedir.” dedi.
Hemoroid sanılan belirtiler kolon kanserine işaret edebilir mi?
Gençlerde kolon kanseri açısından önemli sorunlardan birinin de tanının gecikmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Rumeysa Atabey, bazı belirtilerin farklı nedenlere bağlanabildiğini aktardı.
“Birçok genç, dışkıda kan görmeyi ‘hemoroid’ veya ‘basur’ olarak değerlendirebilirken, geçmeyen karın ağrısını da ‘gaz sancısı’ olarak yorumlayabilmekte ve doktora başvurmayı erteleyebilmektedir.”
Genç yaşın kişide yanlış bir güven duygusu oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Atabey, şöyle konuştu:
“‘Ben daha gencim, bende kanser olmaz’ düşüncesi tanının gecikmesine neden olabilmektedir. Spor yapan, fit ve sağlıklı görünen gençlerin de devam eden veya tekrarlayan şikayetleri ciddiye alması gerekmektedir.”
Dışkıda kan ve bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklerin yanı sıra karın ağrısına da dikkat çeken Prof. Dr. Rumeysa Atabey, “Dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik veya açıklanamayan karın ağrısı gibi belirtilerin bulunması halinde hekime başvurulması önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.
Tanıdaki gecikmenin hastalığın saptandığı aşamayı ve tedavi ihtiyacını etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Atabey, “Tanının gecikmesi, hastalığın daha ileri evrede saptanmasına ve daha kapsamlı tedavilere ihtiyaç duyulmasına neden olabilmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kolon kanserinde erken tanı neden önemli?
Kolon kanserinin gençlerin yaşamında ciddi etkiler oluşturabileceğini aktaran Prof. Dr. Rumeysa Atabey, tarama ve belirtilerin zamanında değerlendirilmesinin önemini vurguladı.
“Kolon kanseri gençlerin en üretken ve hayal dolu dönemlerinde yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Risk grubuna uygun tarama programları ve şüpheli belirtilerin zamanında değerlendirilmesi erken tanı açısından önemli fırsatlar sunmaktadır.”
Erken evrede saptanan kolon kanserinde tedavi seçenekleri ve başarı şansının daha yüksek olabildiğini belirten Prof. Dr. Atabey, tarama yöntemleri hakkında da bilgi verdi:
“Uygun kişilerde, henüz herhangi bir şikayet bulunmadan yapılan dışkıda gizli kan testi veya kolonoskopi gibi tarama yöntemleri kolon kanserinin erken dönemde saptanmasına katkı sağlayabilmektedir. Bu nedenle yaşa, aile öyküsüne ve kişisel risk faktörlerine uygun tarama programlarının ihmal edilmemesi gerekmektedir.”
Kolon kanserinde hangi risk faktörleri öne çıkıyor?
Genetik yatkınlığın yanında yaşam tarzının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Rumeysa Atabey, öne çıkan risk faktörlerini şöyle sıraladı:
“Genetik yatkınlığın yanı sıra sağlıksız ve hareketsiz yaşam tarzı da kolon kanseri riskinde rol oynayabilmektedir. Fast food ve işlenmiş veya hazır gıdalar, gazlı ve asitli içecekler, hareketsizlik, obezite ve uyku düzensizliği, bağırsak mikrobiyotasındaki olumsuz değişiklikler ile ailesel veya genetik kansere yatkınlık kolon kanseri gelişiminde dikkat edilmesi gereken başlıca risk faktörleri arasında yer almaktadır.”
Kolon kanseri riskini azaltmak için neler yapılabilir?
Yaşam tarzı değişikliğinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Rumeysa Atabey, sağlıklı beslenme, hareket ve tarama programlarının yanı sıra ailesel risk taşıyan kişilerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“45 yaşından itibaren, şikayeti olmayan bireylerde dışkıda gizli kan testi veya kolonoskopi gibi tarama yöntemlerinin değerlendirilmesi uygun olabilir. Tarama yöntemi ve zamanlaması kişinin yaşına ve risk durumuna göre hekim tarafından belirlenmelidir.”
Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan kişiler için ayrı bir değerlendirme gerektiğini aktaran Prof. Dr. Atabey, özellikle birinci derece akrabalara dikkat çekti:
“Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunanlar, özellikle anne, baba, çocuk veya kardeş gibi birinci derece akrabasında 50 yaşından önce kolon kanseri tanısı bulunan kişiler ile Lynch sendromu veya ailesel adenomatöz polipozis yani FAP gibi genetik olarak kanser riski yüksek olanların hekime başvurması ve kişisel tarama planlarının oluşturulması gerekmektedir. Bu kişilerde daha erken yaşta ve daha sık kolon kanseri taraması gerekebilmektedir.”
Beslenme ve fiziksel aktivite konusunda da değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Rumeysa Atabey, şu ifadeleri kullandı:
“Liften zengin, yeterli ve çeşitli beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli egzersiz ve obeziteyle mücadele yaşam boyu önem taşıyan temel adımlardır. Bir gıdayı tüketmeden önce içeriğini ve besin değerini değerlendirmek sağlıklı beslenme alışkanlığının bir parçası haline gelmelidir.”
İşlenmiş gıdaların tüketimine ilişkin de konuşan Prof. Dr. Atabey, “İşlenmiş gıdalardan, özellikle işlenmiş et ürünleri olan salam, sucuk ve sosis ile hazır soslar ve aşırı işlenmiş atıştırmalıklardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.” dedi.
Gençlerde bağırsak sağlığı farkındalığı neden önemli?
Sağlıklı alışkanlıkların erken yaşlarda kazandırılmasının önemini vurgulayan Prof. Dr. Rumeysa Atabey, toplum genelinde farkındalık çalışmalarının sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
“Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde kazanılan beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda değiştirilmesi daha zor olabildiğinden, sağlıklı alışkanlıkların erken yaşlarda kazandırılması önem taşımaktadır.”
Toplumun farklı alanlarında farkındalık oluşturulmasının önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Atabey, sözlerine şöyle devam etti:
“Çocukluk döneminden itibaren evlerde ve okullarda bağırsak sağlığını destekleyen yaşam tarzının öğretilmesi ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Sağlıklı ve yeterli gıdaya erişim konusunda toplumun bilinçlendirilmesi, tarama programlarına katılımın artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması önem taşımaktadır.”
Kolon kanserinde hangi belirtiler göz ardı edilmemeli?
Vücudun verdiği sinyallerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Rumeysa Atabey, belirtileri şöyle sıraladı:
“Dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, yeni başlayan ve inatçı kabızlık veya ishal, birbirini takip eden kabızlık ve ishal dönemleri, tekrarlayan veya ısrarcı karın ağrısı, istemsiz kilo kaybı, nedeni açıklanamayan kansızlık ve buna bağlı halsizlik, çabuk yorulma veya çarpıntı gibi şikayetler geciktirilmeden bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.”
Genç yaşta ortaya çıkan ve devam eden bağırsak şikayetlerinin yalnızca yaş nedeniyle göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Rumeysa Atabey, erken değerlendirme ve kişisel risklere uygun tarama programlarının önemini ortaya koyuyor. Özellikle dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, tekrarlayan karın ağrısı, istemsiz kilo kaybı ve nedeni açıklanamayan kansızlık gibi belirtilerin geciktirilmeden hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.



