Kadın

Anneler tükenmişlik yaşıyor, çocuklar mutsuzlaşıyor

Tükenmişlik, bir diğer anlamıyla duyarsızlaşma, kişisel olarak kendini başarısız hissetme, geleceğe dair düşüncelerin karamsarlaşması, sosyal hayattan kendini geri çekme durumu olarak tanımlanıyor. Hatta pek çok uzman tükenmişlik sendromunu depresyondan bir adım öncesi olarak görüyor. Pek çoğumuz ise konu annelik olunca annelerin her yükün altından ustaca kalkacağını düşünür ve bir anneye tükenmeyi yakıştıramayız. Oysa ki unuttuğumuz çok önemli bir şey var; anneler de insandır ve onlar da insana dair olan pek çok ruhsal sorunu yaşayabilir.

“Annelik uzun bir maraton” diyor Klinik Psikolog Ceren Kurtay. Haksız da sayılmaz. Bir bireyin küçük bir hücreden büyümesine tanıklık etmek, dünyaya getirmek ve sonra nefesinin sonuna kadar koşulsuz eşlik etmek anneliğin gereği. Ancak bu yolda her şey güllük gülistanlık olmuyor. Bazı anneler tam gaz başlıyor, yolun ilerisinde tıkanıyor. Bazı anneler yola adım atmakta, kucaklamakta zorlanıyor. Editörün Gözünden’de Klinik Psikolog Ceren Kurtay ile konuştuk.

Emzirmenin azalmasıyla birlikte annelere enerji sağlayan hormonlar da azalıyor

Klinik Psikolog Ceren Kurtay

Annelerin sonsuz bir enerjisi olmadığını belirten Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Annelik bir kere fiziksel olarak çok ciddi bir rol. İlk 3 yıl yeme düzeniniz, her şeyiniz değişiyor. Bir kere bir dönem temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir insanın sistemde sabırlı, hoşgörülü ve sevgi dolu kalmasını beklemek insani standartların dışında beklentiler. Dolayısıyla annenin bir insan olduğunu unutmayacağız. Yeni doğan dönemde annenin doğum yapması ile birlikte ona bir süre gerçekten fazlaca sabır ve o kadar az uyumasını, o kadar az dinlenmesine rağmen yola devam etmesini sağlayacak pek çok hormon pompalanıyor. Ama bunlar da artık emzirmenin azalması ile birlikte devreden çekildiğinde bu kez ne oluyor? Annenin tükenmişlik sendromu, depresyonu, kaygısı, sosyal çekilmesi, anksiyetesi, “bebeğime benden başka kimse iyi bakamaz, babası bile olsa kimseye güvenemem” düşünceleri, bebeğinin güvenliği ile ilgili, sağlığı ile ilgili çok endişeli olma, onunla yapışık olma durumları. Bunların hepsi bebeğe de çok zarar veren şeyler. Dolayısıyla Annenin doğum yaptıktan sonra önce babasını, sonra da babanın mümkün olmadığı yerlerde de yakın çevresinde güvendiği insanları kendi istediğinde ve sınırlarının kendi çizdiği şekliyle yardım alabiliyor olması çok önemli” dedi.

Annenin “sınırlarını kendi çizdiği yardım” alması neden önemli?

Toplumumuzda bir bebek dünyaya geldiğinde herkesin o bebek hakkında fikir vermeyi kendinde hak gördüğünü söyleyen Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Biri aç diyor, öbürü üşüyor diyor, öbürü kundakla diyor, öbürü salla diyor, öbürü sallama diyor. Herkesin anneye bir fikir verdiği ve annenin ne yaparsa yapsın doğruyu yaptığına bir türlü inanamadığı, hep başka bir şey aradığı, araştırdığı, belki çok okuduğu, okudukça kafasının karıştığı bir hikayede anne sezgilerinden kopuyor. O yüzden anneleri desteklemek isteyen teyzeler, anneanneler, babaanneler olarak hikayenin biraz annenin kontrolünde kalmasına izin vermemize, vermesine annenin oldukça ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

EVLİLİĞİ BİTİREN YANLIŞ BİLGİLER

Annede hangi işaretler tükenmişlik belirtisi?

Annenin enerjisinin tükendiğinin çoğu zaman fark edilmediğini belirten Kurtay, “Bir annenin anne olduktan sonra yavaş yavaş o benzin deposunun giderek boşalması ve boşalmasına rağmen yol devam etmek zorunda hisseder kendini. Çünkü annelik uzun yol maratonu gibidir, kısa metraj koşmazsınız annelikte. Uzun kilometreler koşusunda eğer ilk kilometrelerde yani ilk aylarda enerjinizi, deponuzu boşaltırsanız bu sefer 6 yaşına ve ergenliğine hiç bir şey kalmayacaktır. İşte bu ilk kilometrelerde anneyi tanıyanlar olarak bir annenin daha öncesinden tanıdığı biri olarak değişimi mutlaka fark edersiniz. Burada anneyi ziyaret ettiğinizde bir soru sorabilirsiniz. Bu soru “senin için ne yapabilirim” olmalıdır. Dolayısıyla önce eşi, sonra yakın ve veya uzak çevresi annenin enerjisindeki bitişi, tükenişi çok net okuyabilir. Kendi için bir şey yapmamaya başlamıştır anne. Aslında ben anne – baba seanslarında babalardan şunu duyarım “bana çok büyük bir tepkiyle dedi ki biliyor musun ben günlerdir duş almıyorum ve dedim ki çocuğu bana verip niye duş almadın”. Çok basit bir şey söylüyor aslında baba diyor ki “çocuğu bana verebilirdi ve gidip banyo yapabilirdi” ama bazen o uykusuzluk çok basit şeyleri bile düşünmenizi engelleyebilir. O yüzden annenin aç olması, temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamıyor olması, “sen bugün
kaç saat uyudun” gibi ona bazı basit soruları sorarak bu temel ihtiyaçların eksikliğinin fark edilmesine ve “bir dakika bu böyle devam edemez, şu an acil durum, hiçbir şey senden daha önemli değil, lütfen biraz nefes al, önce sen dinlen” gibi yapıcı cümleler ve desteklerle hayatını kolaylaştırabiliriz” dedi.

Her anne bebeğini ilk anda kabullenmeyebilir

Doğum sürecinin fizyolojik ve hormonal olarak çok yorucu ve çok altüst edici bir başlangıç olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Ceren Kurtay, “Belki ilk defa yeni doğan bir bebeği bu kadar yakından gördüğünüz bir hikayenin içinde ona annelik yapmanız bekleniyor ve anneliğin içi o kadar dolu ki… “Annelik fedakarlıktır, annelik ondan başka kimseyi dünyada o kadar çok sevememektir” gibi beklentilerle aslında o bebeği kucağınıza alıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz size anlatılan hikayenin çok dışında bir duygu içindesiniz. Bu ise suçluluk getiriyor. “Galiba bende bir problem var, bende olmadı”. Kadının bu yaşadığı az önce saydığım aslında çok normal olan o hal hakkında yaptığı yorumun kendisi bir travmaya dönüşebilir. Dolayısıyla annelere “bebeğinizi
kucağınıza aldığınız zaman o size anlatılan hikayenin, o peri masalının çok ötesinde bir şey yaşamanız çok normal olduğunu” söylemek istiyorum. Bunun için annelerin sadece zamana ihtiyacı var. Çünkü bağ kurulan bir şeydir” dedi.

tükenmişlik, haset enerjisi, ceren kurtayAnnede haset enerjisi ne demek?

“Anneler anne olduğu zaman içinde küçük bir kız çocuğuyla anne oluyor ve o kız çocuğuyla bugüne kadar kurmadığı bağ, kuramadığı bağlantı, onun duymadığı çığlıkları, dindiremediği hıçkırıkları anne olmasıyla birlikte artık kaçamadığı bir yerde karşısına çıkıyor” diyen Ceren Kurtay, dolayısıyla o kız çocuğuna annelik etmek veya dışarıdaki bebeğe annelik etmek arasında gidip gelen annenin bilinç dışında o bebeğe karşı öfke, nefret, yok etme arzularıyla dolabileceğine de dikkat çekti. Bunları yaşayan kişilerin sosyopat anneler olmadığını belirten Kurtay, “Bunlar ortalama bir annenin de bilinç dışında gerçekleşebilen dinamikler. Sadece bunun bilinç düzeyinde nasıl okunduğuna bakmak lazım. Anne bebeğini emzirmek istemeyebilir, kucağına almak istemeyebilir. Örneğin daha önce bir bebek kaybı olduysa ve üzerine yeniden gebe kalıp bebeğini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirdiyse bu durum artabilir. Çünkü kaybettiği bebeğinin yası da bu kez devreye girecektir ya da istemeden dünyaya getirdiği bir bebek, bu istememe hali ve ben nasıl bakacağım duygusu, bu yoğun sorumluluk anneyi bu noktaya getirebilir. Kendi yeni doğan döneminde annesiyle yakınlık kuramamış bir annenin her ne kadar o kadar erken dönemleri bilinçli zihin hatırlamasa da bilinç dışının sonsuz bir hafızası var, orada her şey kayıtlı. Dolayısıyla anneler böyle durumlarda çok net ifade ederler “yapamıyorum, alamıyorum kucağıma, bakmak istemiyorum, korkuyorum, kaçmak istiyorum”. Bunları söyleyecek kadar yakın olabilmesi gerekiyor partnerlerinin. Annelere suçlu hissettirmemek gerekiyor. Yani bir baba ve anne kendi aralarında bunlar dahil her şeyi konuşabiliyor olurlarsa ne olur? Sistemde bir şeyi biz gözden kaçırmış olmayız” uyarısında bulundu.

Bu tür durumlarda erken müdahaleyle psikoterapi ve gerekli durumlarda psikiyatri yönlendirmeleri yapılarak güvenli bağlanmayı tamamen zorlaştıracak ya da mümkünsüz hale getirecek bir noktaya gelmesinin engellenebileceğini söyleyen Ceren Kurtay, “Partnerin ya da eve gelen kişilerin, yakın çevrenin anneye bence şu soruyu sorması çok önemli çünkü hep anneye annelik nasıl gidiyor diye sorarız ama şunu sormayız “sen nasılsın, sen ne hissediyorsun, senin duygun ne?” Orada belki diyecek ki “kendimi çok yalnız hissediyorum, kendimi kötü hissediyorum”. Anneyle bu dönem kurulan diyaloglar çok kritiktir” diye konuştu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün