KadınÖzel İçerikler

Evliliği bitiren yanlış bilgiler

Evlilik hiç şüphesiz iki farklı cinse sahip insanın aynı evde yaşaması ve aynı hayatı paylaşmasından çok daha fazlasını ifade ediyor. Temelinin cinsel birliktelikle atıldığı evlilik kurumu cinselliğin yanı sıra eşlerin birbirine duyduğu sevgi, saygı, şefkatle birlikte değer kazanıyor. Ancak toplumumuzda kadına ve erkeğe biçilen roller, yanlış inançlar nedeniyle hem bireylerin cinsel yaşamları hem de evlilikleri zedeleniyor ve hatta bitiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum, Cinsel Tıp Uzmanı Op. Dr. Azer Aras Uluğ ile Editörün Gözünden‘de kadın cinselliğini ve cinsel yaşamda yapılan yanlışları konuştuk. 

Toplumumuzda kadın cinselliğinin üzerine düşünülmediğini belirten Op. Dr. Azer Aras Uluğ, “Bir cinsel yaşam varsa erkek kadar kadın da var. Yani tek taraflı bir cinsel yaşam olmaz. Zaten cinsel işlev bozukluklarının temelinde de kadın cinselliğinin yok sayılması vardır. Cinsellik aslında çok geniş bir kavram. Biz cinselliğe sadece penis vajina birlikteliği olarak bakıyoruz ki aslında böyle değil. Parkta sevgilinizle, sevdiğinizle dolaşmanız da cinselliktir, sarılıp uyumanız da cinselliktir. Genç kızların üzerinde kızlık zarı baskısı halen var. Kişisel olarak evlilik öncesi cinsel birliktelik yaşamaya sıcak bakmasam da kızlık zarının bekaretle, namusla ilişkilendirilmesine karşıyım. Ancak kız çocukları bedenlerini yaş düzeylerine göre tanımalı, annesinden, ablasından, halasından, teyzesinden mutlaka detaylarını öğrenebilmeli. Ama biz bunu yapmak yerine çocukları “aman elleme, oran çok önemli, bisiklete binme, çok değerli bir şey taşıyorsun” diyerek çocukları korkutarak büyütüyoruz. Aslında kızlık zarı denilen şey embriyolojik bir doku artığı. Ancak bizim söylemlerimizle kız çocuğu bu artığın eşine sunacağı bir hediye olduğunu düşünüyor” dedi. 

Türkiye’de genç kızların erken dönemlerde farklı senaryolarla korkutulduğunu belirten Op. Dr. Azer Uluğ, “ilk gecelerine ilişkin kimisinin çok kanaması olduğuna yönelik hikayeleri oluyor, kimisi hiç kanaması olmadığı için eşi tarafından düğünün iptal edildiğini hatta doktor kontrolüne götürüldüğünü anlatıyor ve dolayısıyla kız çocukları ya da kızlar bu hikayelerle evliliklerinin ilk gecelerine hazırlanıyor. Zaten cinselliğe dair bir şey öğrenemiyorlar. Öğrenseler eşleriyle paylaşamıyorlar çünkü bu kez “sen nereden biliyorsun” sorusuyla karşılaşacaklar. Bilmedikleri için ilk öğretmenleri bu konuda eşleri oluyor ki eşlerinin de bu konuda çok bilgili oldukları, gerçek cinselliği ne kadar bildikleri tartışılır. Çünkü onlarda doğru kaynaklardan öğrenemiyorlar. Dolayısıyla Türkiye’de cinsellik eşlerin birbirini yetiştirdiği, zamanla kendilerini keşfettikleri, bu yolda bazen birbirlerini yıprattıkları, yanlış anladıkları bir süreç oluyor” diye konuştu. 

İnsanın varlığını cinselliğe borçlu olduğunu söyleyen Op. Dr. Azer Uluğ, “Her birimiz cinsel varlıklarız bu anlamda. Ancak cinselliğe o kadar yanlış yerden başlıyoruz ki. İlk yanlışımız penisin karşısının vajina olduğunu düşünüyoruz. Buna inanıyoruz. Penisin karşılığı vajina değildir, klitoristir. Biz dünyaya geldiğimiz zaman % 20 cinsel dürtülerle geliyoruz, yani cinselliğin % 80’ini aslında geliştiriyoruz. Kendi bedenimizi tanıyarak ilerliyoruz, kendini keşif süreci deniyor buna. Ancak siz yüzde 20’de kalıyorsanız üzerine bir şeyler eklemiyorsanız, yanlış mitlerle hayatınızı sürdürüyorsanız “işte menopozla kadınlık da biter, kadın erkek her istediğinde hazır olmalıdır, aynı anda orgazm olunmalıdır ” gibi şehir efsaneleriyle kendinizi geliştirmiyorsunuz demektir” dedi. 

Cinsel hayatta yapılan yanlışları anlatan Op. Dr. Azer Aras Uluğ öncelikle erkeklerin yanlışlarına değindi. 

ERKEKLERİN CİNSEL HATALARI

  1. İstemeyi bilmiyorlar: Ya çok aşırı istekli oluyorlar ve sadece cinsellik istedikleri zaman eşlerine sarılıyorlar , öpüşüyorlar. Onun dışında bir temasları olmuyor. Kadın o zaman kendini obje olarak görüyor ve bunun kadınlık görevi olduğunu düşünüyor.
  2. Kadının duygusal varlık olduğunu unutuyorlar: Kadın ilişkinin içerisinde özel, biricik ve tek olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyuyor. Ancak bir taraftan çocukların sorumluluğu var, evin sorumluluğu var, işte mutfağa yemeğin sorumluluğu var. Yatakta iyi bir partner olacak gibi bir yığın sorumluluk yükleniyor. Bu nedenle erkeklere şunu söylemek gerekiyor ki eşinize ufak tefek hediyeler alın, onu mutlu edin. Hastalandığında, merhamete, şefkate ihtiyacı olduğunda bunları vermek gerekiyor sık sık dokunmak gerekiyor.
  3. Yatak odasında hata yapıyorlar: Her dokunmayı sekse çevirmemek gerekiyor. Onun için de sevgili Cem Keçe’nin bir sözü vardır; yedi kere dokunun sekizinci de seks isteyin.

KADINLARIN CİNSEL HATALARI

  1. Talepkar olun:Erkek hep talep eden konumunda ve bir süre sonra eşinin onu istemediğini düşünebiliyor. Kadınlar da cinselliği arzular ve talep edebilir. Siz de talep edin. 
  2. Acele etmeyin: Seks aceleye gelmez. Yatak odasında zaman olmaz. Neden olmaz? Çünkü cinsel eylem sadece penis vajina değil az önce söylediğim gibi hani uzun ön sevişmelerin olduğu çiftlerin aşk oyunları oynadığı süre önemlidir. Ön sevişme dediğimiz an aslında sevişmenin özüdür. 

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün