Bir Sigara Tiryakisi Neden Kansere Yakalanırken Diğeri Yakalanmıyor? Araştırma Genetik Farklılıkların Rolünü Ortaya Koydu
Nature'da yayımlanan araştırma, kalıtsal genetik farklılıkların aynı kanserojenlere maruz kalan kişilerde tümör gelişimini nasıl etkileyebileceğine dair önemli bulgular ortaya koydu.

Yıllardır bilim insanlarının yanıt aradığı sorulardan biri şu: Neden uzun yıllar sigara içen bazı kişiler hiç akciğer kanseri olmazken, bazı kişiler daha az sigara içmesine ya da hiç içmemesine rağmen kansere yakalanabiliyor?
Nature dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu sorunun yanıtının bir bölümünün kalıtsal genetik farklılıklarda saklı olabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, aynı kanser yapıcı etkene maruz kalan bireylerde tümörlerin gelişim şekli ve ilerleyişi, kişinin genetik yapısına göre farklılık gösterebiliyor.
Araştırmacılar, bu bulgunun gelecekte kanser tarama programlarının ve tedavi yaklaşımlarının daha kişiselleştirilmiş hale gelmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Önemli not: Araştırma, sigaranın zararlı olmadığı veya kanser riskini artırmadığı anlamına gelmiyor. Sigara, akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türünün en önemli önlenebilir risk faktörü olmaya devam ediyor.
Aynı Risk, Farklı Sonuçlar
Bilim insanları uzun yıllardır aynı çevresel risklere maruz kalan insanların neden farklı sağlık sonuçları yaşadığını anlamaya çalışıyor.
Örneğin;
- Uzun yıllar sigara kullanan herkes akciğer kanserine yakalanmıyor.
- Yoğun güneş ışığına maruz kalan herkes cilt kanseri geliştirmiyor.
- Aynı yaşam tarzına sahip kişilerde bile kanser riski farklı olabiliyor.
Yeni çalışma, bu farklılığın yalnızca çevresel faktörlerden değil, kalıtsal genetik yapının DNA hasarına verdiği yanıttan da kaynaklanabileceğini gösteriyor.
Araştırmada Genetik Olarak Farklı Modeller İncelendi
Çalışmayı yürüten araştırmacılar, insanlardaki genetik çeşitliliği temsil edecek şekilde genetik yapıları birbirinden farklı dört fare soyunu kullandı.
Daha sonra tüm hayvanlar, tütün dumanında ve bazı işlenmiş gıdalarda bulunabilen, karaciğer hücrelerinde DNA hasarına yol açarak tümör gelişimini tetikleyebilen dietilnitrozamin adlı aynı kanserojen maddeye aynı dozda maruz bırakıldı.
Maruziyet koşulları aynı olmasına rağmen tümörlerin gelişim biçimi, genetik altyapıya göre belirgin şekilde farklılık gösterdi.
Araştırmacılar yaklaşık 600 tümörü analiz ederek kanserlerin hangi genetik yolları izleyerek geliştiğini inceledi.
Genetik Yapı, Tümörün Gelişimini de Etkileyebilir
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, kalıtsal genetik farklılıkların yalnızca kanser riskini değil, kanser başladıktan sonra tümörün nasıl evrileceğini de etkileyebilmesi oldu.
Farklı genetik yapılara sahip bireylerde;
- hangi mutasyonların kalıcı hale geldiği,
- tümörün hangi biyolojik yolları kullandığı,
- kanserin nasıl ilerlediği
birbirinden farklı olabiliyor.
Araştırmaya liderlik eden ve bugün Almanya’daki Alman Kanser Araştırma Merkezi’nde (DKFZ) görev yapan Prof. Duncan Odom, genetik altyapının hem mutasyon süreçlerini hem de tümör gelişimine giden yolları etkilediğinin ilk kez bu kadar açık şekilde gösterildiğini belirtti.
Kişiselleştirilmiş Kanser Tedavisinin Önemi Artıyor
Araştırmacılara göre elde edilen bulgular, gelecekte kanser tarama programlarının herkese aynı şekilde uygulanması yerine, kişinin kalıtsal genetik özellikleri dikkate alınarak planlanabileceğine işaret ediyor.
Çalışmanın yazarlarından Dr. Sarah Aitken, genetik altyapının hem kanser gelişme riskini hem de tümörlerin evrimini etkileyebilmesi halinde, koruyucu sağlık uygulamalarının ve tarama stratejilerinin de buna göre şekillenmesi gerektiğini ifade etti.
Araştırmacılar ayrıca, kalıtsal genetik özelliklerin bazı kemoterapi ve radyoterapi türlerine verilen yanıtı da etkileyebileceğini düşünüyor.
Bulgular İnsanlarda Ne Anlama Geliyor?
Araştırma deneysel modeller üzerinde yürütülmüş olsa da bilim insanları, sonuçların insanlarda da doğrulanması halinde kanser tedavisinde önemli değişikliklerin yaşanabileceğini belirtiyor.
Buna göre gelecekte;
- kişiye özel kanser riski hesaplamaları,
- genetik özelliklere göre tarama programları,
- bireye özgü ilaç seçimi,
- daha hassas tedavi planları
gündeme gelebilir.
Cancer Research UK araştırma bilgi sorumlusu Sam Godfrey, bu bulguların kanserin nasıl başladığına ilişkin anlayışı değiştirebileceğini ancak bunun insanlar için ne anlama geldiğinin netleşmesi adına daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Sigara Hâlâ En Büyük Önlenebilir Risk Faktörü
Araştırmanın ortaya koyduğu genetik farklılıklar, sigaranın zararını ortadan kaldırmıyor.
Dünya genelinde akciğer kanserlerinin büyük bölümü sigara kullanımına bağlı gelişiyor. Uzmanlar, genetik yatkınlık kişiden kişiye değişse de sigarayı bırakmanın kanser riskini azaltmak için atılabilecek en önemli adımlardan biri olduğunun altını çiziyor.
Kişiselleştirilmiş Tıbbın Önemi
Nature’da yayımlanan bu çalışma, aynı kanserojenlere maruz kalan bireylerde kanserin neden farklı şekillerde gelişebildiğine ilişkin önemli ipuçları sunuyor. Bulgular, kalıtsal genetik yapının yalnızca kanser riskini değil, tümörlerin gelişim sürecini ve tedaviye vereceği yanıtı da etkileyebileceğini gösteriyor.
Araştırmanın insanlarda da doğrulanması halinde, kanser taraması ve tedavisinde kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımının daha da güçlenmesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, genetik farklılıkların çevresel riskleri ortadan kaldırmadığını ve özellikle sigara kullanımının hâlâ kanser açısından en önemli önlenebilir risk faktörü olduğunu vurguluyor.




