Dikkat Dağınıklığı mı, Dikkat Eksikliği mi?

Yerinde duramayan, sorularımıza cevap vermeyen, elinde telefon varken dünyadan kopan, sırasında 5 dakika oturamayan ya da masa başında hemen başka şeylerle ilgilenmeye başlayan çocuklarla dolu etrafımız. Nasıl olmasın? Dört bir yanları dijital ekranlarla dolu. Üstüne üstlük doğru düzgün yaşıtlarıyla vakit geçirmiyor, sokakta oyun oynayamıyorlar. Sonrasında o malum sonuç ortaya çıkıyor; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. Editörün Gözünden programına konuk olan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, dikkat eksikliğinin sıklıkla hiperaktivite ile birlikte anıldığını ancak bazen iki durumun birbirinden bağımsız olarak da görülebileceğine dikkat çekti.
Dikkat Dağınıklığı ile Dikkat Eksikliğini karıştırmayın!
Dikkat eksikliğinin dikkat dağınıklığından ayrı tutulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, “Çocuğun ya da birçok yetişkinin dikkati zaman zaman dağılabilir veya zaman zaman hareketliliği diğer çocuklardan daha fazla olabilir ama bu tek başına bizim için yeterli değil. Tek başına, tek bir bireyin gözlemi de bizim için yeterli değil. Bizim bir bozukluktan bahsetmemiz için çocuğun hayatının bundan olumsuz etkileniyor olması lazım. Akademik hayatının, okul hayatının, ev hayatının ve sosyal arkadaşlarıyla kurduğu hayatın olumsuz etkilendiği durumlarda biz tanı koyarken bu alanların hepsinden bilgi toplarız. Ebeveynin bize aktardıkları, okuldan, öğretmeninden aldığımız bilgiler, sosyal hayatından edindiğimiz bilgiler tanı koyarken yardımcı olur. Çocuğun hayatını olumsuz etkilemeyen bir dikkat dağınıklığı bizim için bir tanı anlamına gelmeyebiliyor” diye konuştu.
Dikkat eksikliği okul hayatında kendini gösteriyor!

Çocuğun akademik okul hayatı başladıktan sonra dikkat eksikliği belirtilerinin görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, “Dikkat eksikliğini tanımamızı sağlayacak problemler daha çok ilkokula başlamasıyla birlikte karşımıza çıkıyor ama işin hareketlilik kısmıyla ilgili sorunlar daha küçük yaşlarda hem evde hem anaokulu kreş ortamında ortaya çıkabilir ya da çok daha şiddetli belirtilerin olduğu durumda anaokulundaki etkinliklerde bile çocuğun kısa süreli dikkat vermekte bile güçlük çekmesi bir belirti olabilir ama ekseriyetle ilkokul çağında en azından bize gelmeleri söz konusu oluyor” dedi.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ayrı da görülebilir!
Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin çocuklarda birlikte görülebileceği gibi ayrı ayrı da görülebildiğini belirten Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, “Baskın dediğimiz bir tip var. Bu ikinci sıklıkta gördüğümüz tip hiperaktivite belirtilerinin hemen hiç olmadığı ya da çok az sayıda olduğu dikkat eksikliğinin baskın olduğu tip, kombine tip dediğimiz hem dikkat eksikliği hem hiperaktivite belirtilerinin bir arada benzer yoğunlukta olduğu tip, bir de daha nadiren dikkat becerileri korunmuş olmasına rağmen hareketli ve dürtüsel dediğimiz bir grupta var” dedi.
Yaramaz mı hiperaktif mi?
Çok hareket etmenin tanı koymak için yeterli olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, “Burada ayırt edici nokta hareketsiz kalamama, hareketsiz duramama, yemek yerken bile çocuğun kıpır kıpır olması durumudur. Bir etkinlik verdiğinizde oturup yapabiliyor mu? Benim görüşme boyunca ayakta dolaşan hastalarım oluyor. Yani oturması gereken yerde oturamıyorsa, sürekli hareket halindeyse burada ayırıcı belirti olabilir. Ancak yaş faktörünü de unutmamak gerekiyor ki mesela 3-5 yaş arası yani ilkokul öncesi dönemde hareket seviyesi zaten fazladır” diye konuştu.
Hareketsiz kalmak hareket ihtiyacını artırıyor!
Günümüzde aşırı ekran kullanımının çocuklarda hareketliliğe neden olduğunu belirten Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, “Akıllı cihazlarda ve bunlardaki uygulamalarda uyaran sayısı ve uyaran hızı çok fazla. Televizyon izlediğinizde özellikle çizgi filmlerde, oyunlarda renkler değişiyor, sesler değişiyor, en ufak bir harekete hemen geri bildirim alıyorsunuz. Çok ufak bir hareketle puan kazanıyorsunuz. Bu günlük yaşamla çok bağdaşmıyor. Öyle olunca sade bir kağıdı okumak çocuk için aslında alışık olduğu uyaranı vermiyor ve haliyle o kağıda dikkatini vermekte zorlanabiliyor. Diğer yanda izlediği ekrandaki hareketlilik de çocukta hareket ihtiyacını da artırabiliyor. Bir de şu da önemli ki çocukların günlük harcaması gereken bir enerji vardır. Çocuk bütün gün ya da fazla bir şekilde oturduysa, hareket etmediyse o hareket ihtiyacını da hissedebiliyor. Dolayısıyla çocuklara gün içinde hareket edebilecekleri alanlar vermek, zaman yaratmak da önemli. Böylece hiperaktivitenin günlük hayata etkisinin azaldığını da görüyoruz” dedi.
DEHB tanısı için sadece test yeterli değil!
Son zamanlarda pek çok ailenin “biz test yaptırdık DEHB çıktı” diyerek tanı aldıklarını belirterek kliniğe başvurduğunu söyleyen Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, “Sadece test yeterli değildir. Bu noktada çocuğun gelişimsel öyküsünü almamız, aileyle günlük yaşamda yaşadıkları sorunları konuşmamız, okulundan bilgi almamız, çocuğun kendi deneyimlerini dinlememiz yani klinik bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Test ancak bize destek olabiliyor” ifadelerini kullandı.




