Gözünüzü Ovuşturmak Körlüğe Götürebilir
Keratokonus artık gençlerde çok daha sık görülüyor; uzmanlara göre yüzüstü uyumak ve gözleri sert ovuşturmak hastalığı tetikleyebiliyor


Keratokonus belirtileri, göz ovuşturma alışkanlığı, astigmat artışı ve gece görüş problemleri son yıllarda göz hastalıkları uzmanlarının en sık karşılaştığı şikayetler arasında yer almaya başladı. Geçmişte nadir görülen bir göz hastalığı olarak değerlendirilen keratokonus, artık özellikle genç yaş grubunda çok daha sık teşhis ediliyor. Uzmanlara göre ekran kullanımındaki artış, alerjik göz hastalıklarının yaygınlaşması ve gelişmiş kornea görüntüleme sistemleri sayesinde hastalık daha erken fark edilebiliyor. Ancak birçok kişi ilk belirtileri sıradan göz yorgunluğu ya da astigmat problemi sanarak uzun süre göz ardı ediyor.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, korneanın zamanla incelip öne doğru sivrileşmesiyle gelişen keratokonusun özellikle gençlerde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebildiğini belirtiyor. Hastaların çoğunun “Gözlük numaram sürekli değişiyor”, “Gece araba kullanırken ışıklar dağılıyor”, “Tek gözümle baktığımda çift görüyorum” gibi şikayetlerle başvurduğunu anlatan Prof. Dr. Turhan, erken tanının hastalığın ilerlemesini durdurmak açısından kritik önem taşıdığını söylüyor.
Keratokonus nedir ve neden bu kadar sık görülmeye başladı?
Keratokonus, gözün ön kısmında bulunan kornea tabakasının incelerek konik şekil almasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığı olarak tanımlanıyor. Kornea yapısı bozuldukça ışığın göze kırılma şekli değişiyor ve görme kalitesi giderek düşüyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan’a göre son yıllarda hastalığın daha sık görülmesinin birkaç önemli nedeni bulunuyor. Özellikle dijital ekran kullanımının artması, göz kuruluğu ve alerjik göz problemlerinin yaygınlaşması insanların daha fazla göz ovuşturmasına neden oluyor. Bunun yanında kornea topografisi gibi ileri görüntüleme teknikleri sayesinde daha önce fark edilmeyen erken dönem vakalar artık kolaylıkla teşhis edilebiliyor.
Gözleri ovuşturmak neden bu kadar tehlikeli?
Birçok kişi göz kaşıntısını gidermek için refleks olarak gözlerini ovuşturuyor. Ancak uzmanlara göre bu alışkanlık kornea yapısına ciddi zarar verebiliyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, gözleri sık ve sert şekilde ovuşturmanın kornea dokusunu zamanla incelttiğini ve zayıflattığını belirtiyor. Özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde bu durum keratokonus gelişimini hızlandırabiliyor. Araştırmaların, sağlıklı bireylerde bile uzun süreli göz ovuşturmanın kornea yapısını bozabileceğini gösterdiğini ifade eden Turhan, kaşıntı durumunda gözleri bastırmak yerine soğuk kompres uygulanmasını öneriyor.
Yüzüstü uyumak keratokonusu tetikleyebilir mi?
Uzmanlara göre yalnızca gündüz yapılan alışkanlıklar değil, uyku pozisyonu da göz sağlığını etkileyebiliyor. Özellikle yüzüstü uyumak ya da uyurken eli göze bastırmak korneaya sürekli mekanik baskı uygulanmasına yol açabiliyor.

Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, uzun süreli göz basıncının kornea biyomekaniğini bozabileceğini ve bu durumun hastalığın ilerlemesini hızlandırabileceğini söylüyor. Özellikle genç yaş grubunda bu alışkanlığın düşündüğünden daha önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Turhan, yüzüstü uyuma alışkanlığının mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini ifade ediyor.
Sürekli artan astigmat keratokonus belirtisi olabilir
Keratokonusun en erken sinyallerinden biri sık değişen gözlük numaraları olarak öne çıkıyor. Özellikle kısa süre içinde artan astigmat problemi dikkatle değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, 10 ile 25 yaş arasındaki bireylerde sürekli değişen miyop ve astigmat derecelerinin basit bir görme kusuru olmayabileceğini belirtiyor. Özellikle gözlükle görme kalitesinin yeterince düzelmemesi durumunda kornea topografisi yapılmasının büyük önem taşıdığını söylüyor.
Uzmanlara göre keratokonus erken dönemde tespit edildiğinde hastalığın ilerlemesi büyük oranda durdurulabiliyor.
Göz alerjileri neden risk oluşturuyor?
Bahar aylarında artan polen yoğunluğu birçok kişide göz kaşıntısı ve alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Ancak sürekli kaşınan gözler zamanla korneaya zarar verebiliyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, egzama, astım, atopik dermatit ve kronik alerjik konjonktivit gibi hastalıkların keratokonusla güçlü ilişki gösterdiğini belirtiyor. Çünkü bu hastalıklar kişiyi sürekli gözlerini ovuşturmaya itiyor. Bu nedenle yalnızca göz değil, alerji tedavisinin de düzenli şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor.
UV ışınları korneaya zarar verebilir
Güneşin zararlı ultraviyole ışınları yalnızca cilt sağlığını değil, göz yapısını da etkileyebiliyor. Özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde UV maruziyeti kornea yapısının daha hızlı bozulmasına neden olabiliyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, yılın yalnızca yaz döneminde değil, her mevsim kaliteli güneş gözlüğü kullanılması gerektiğini söylüyor. UV400 korumalı ve CE sertifikalı gözlüklerin kornea sağlığı açısından önemli koruma sağladığını belirten Turhan, çocuklara da küçük yaşta güneş gözlüğü alışkanlığı kazandırılması gerektiğini ifade ediyor.
Aile öyküsü varsa düzenli kontrol şart
Keratokonus genetik geçiş gösterebilen hastalıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle aile bireylerinde hastalık öyküsü bulunan kişilerin düzenli göz kontrollerini aksatmaması gerekiyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, birinci derece akrabalarında keratokonus bulunan bireylerde riskin belirgin şekilde arttığını belirtiyor. Özellikle ergenlik dönemindeki çocukların hiçbir şikayeti olmasa bile düzenli kornea muayenesinden geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Keratokonus tedavisinde hangi yöntemler uygulanıyor?
Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde keratokonus tedavisinde önemli ilerlemeler yaşanıyor. Hastalık artık çok daha erken dönemde tespit edilebildiği için kornea nakline ihtiyaç duyan hasta sayısı da azalıyor.
Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, kornea çapraz bağlama yöntemi olarak bilinen Cross Linking tedavisinin hastalığın ilerlemesini durdurmada altın standart haline geldiğini söylüyor. Ayrıca özel kontakt lensler, kornea halkaları, lazer uygulamaları ve göz içi lens teknolojileri sayesinde birçok hastanın günlük yaşam kalitesinin ciddi şekilde artırılabildiğini belirtiyor.
Uzmanlara göre özellikle genç yaş grubunda erken teşhis edilen keratokonus vakalarında görme kaybının önlenmesi artık çok daha mümkün hale geliyor.



