Özel İçerikler

Kendimize de kötülük yapıyoruz!

Halk arasında sıklıkla kullanılan bir tabirdir “insanın kendi kendine yaptığını kimse kimseye yapamaz” diye. Kastettiğimiz insanın kendi kendine yaptığı kötülük… Farkında olarak ya da olmayarak kendimize verdiğimiz zararlar… Siz kendi kendinize yaptığınız kötülüklerin arasına neleri koyardınız mesela? Editörün Gözünden programında Prof. Dr. Acar Baltaş ile insanın kendi kendine yaptığı kötülükleri konuştuk. Bakın listede neler var?

Günümüzde iyilik ve kötülük kavramının sıklıkla dillendirildiği bir süreçten geçiyoruz. Yaşadığımız coğrafyada kadınlara, çocuklara, annelere-babalara, komşulara, arkadaşlara uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddetin yanı sıra bildiğimiz ya da bilmediğimiz coğrafyalarda ülkeler bazında da güçlü ülkenin güçsüz ülkeye uyguladığı şiddetle, savaşla kötülük kendini gösterebiliyor. Kısacası hayatımızda iyilik ne kadar varsa kötülük de bir o kadar mevcut. Ancak önemli bir soru da işte burada ortaya çıkıyor. Biz hep kötülüğü başkalarından mı görüyoruz?

Hayatta kütük mü olacaksınız fidan mı?

Prof. Dr. Acar Baltaş

Bu soruya yanıt verirken kendimize yaptığımız kötülüklerle dünyada karşılaştığımız kötülükleri farklı değerlendirmemiz gerektiğini belirten Prof. Dr. Acar Baltaş, “Benim en son kitabım Hayat En Çok İyileri Kırar‘dan yola çıkarsak burada çünkü o konuyla bağlantılı en çok duyduğum başlıkla ilgili olarak “Peki ne yani iyi olmayalım mı?.” Burada insanlara güvendiğiniz zaman bu kabuğunuzu inceltmeniz demektir. Hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmazdır. Dolayısıyla da güvendiğinizde hayal kırıklığına uğrarsınız ve kırılırsınız ancak insanlara güvenmediğimiz zaman, sürekli olarak diken üzerinde yaşamayı da kabul etmemiz gerekir. O da kolay bir şey değil, o da kendimize kötülük. Onun için; bir dala, bir fidana bakın. Kırıldığı zaman kırılır ama ertesi sene daha güçlü olduğunu görürüz, oradan devam eder. Belki biraz farklı, orada bir budak oluşturur ve yoluna devam eder. Ne kırılmaz? Kütük kırılmaz yani ne olacağımıza karar vermemiz gerekir” dedi.

Prof. Baltaş: “İnsan kendini aldatmakta çok mahirdir”

İnsanın hayatta karşılaştığı zorlukların, engellerin, hayal kırıklıklarının aynı zamanda bizleri geliştirdiğini, yeni yetiler, beceriler kazandırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Acar Baltaş, “Bir kere hayatımızı zenginleştirir. Bu işin bir tarafı. Kolay kolay kimse kimseye de kötülük yapmaz. Ancak bazı olaylar kişiler tarafından farklı algılanabilir. Kendini haklı çıkartacak şekilde yorumlar çünkü. En tipik örneği maçlardır. İki takımın taraftarları aynı durumu farklı yorumlarlar. İnsan kendi ikna etmekte, kendini aldatmakta, konuları ve olayları kendine göre yorumlayıp kendini aldatmakta çok mahirdir. “Kimse, bir başkasına kötülük olsun diye bir şey yapmaz” demeyeceğim o çok enderdir ama esas kötülüğü insanlar kendilerine yaparlar” diye konuştu.

Ömrünüzü yemeyin!

İnsanın kendine yaptığı kötülüklerin en başında -özellikle gençler düşünüldüğünde- zamanı kötü kullanmak geldiğini belirten Prof. Dr. Acar Baltaş, “Zamanı kötü kullanmak geleceğe dönük fırsatlarını, imkanlarını sınırlamasıdır gencin. Yani bugün eğlenceli, keyifli, güzel yaşamak yarın zor hayat yaşamaya neden olur. Bugün eğlenceli, rahat, keyifli yaşamak yarın gelecekte, yakın gelecekte, orta gelecekte zor hayat yaşamaya neden olur. Bugün sıkılmak, çalışmak, sorumlulukları yerine getirmek, hormonların etkisinden kurtulup dürtüsel davranmamak, görevlerini yapmak geleceği kurtarır. Bu yüzden insanın kendine yaptığı, özellikle gençlerin en büyük kötülük zamanı iyi kullanmamaktadır. Ekran karşısına geçip ertesi gün hatırlamayacağın, yetişkin oldukları
zaman da günün önemli bir bölümünü yine bilgisayar karşısında oynayarak, oyun oynayarak geçirip sosyalleşmekten uzaklaşmak, eşlerini yalnız bırakmak, ortak hayatı duygu paylaşımından çok haz temelinde sürdürmek insanın kendine yaptığı bir başka kötülüktür. Bu da insanın ömrünü tüketmesidir. Erzurum’da bir söz vardır; sormuşlar “ne yapıyorsun” demişler böyle duvar dibinde oturan bir adama. “Ömrümü yiyerem” demiş. İnsanların böyle ömrünü yedikleri etkinliklere dikkat etmeleri gerekir. Bu kendilerine yaptıkları en büyük kötülüktür” diye konuştu.

Arkadaşlarınızı seçerken dikkat edin!

kötülük, iyilik, acar baltaşKendimize yaptığımız bir başka kötülüğün seçtiğimiz arkadaş çevresi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Acar Baltaş, “Çünkü seçtiğimiz arkadaş çevresi yaşadığımız hayatın kalitesini, dilini,düşünce ufkunu ve hayata bakış açısını belirler. Onun için sizi aşağıya çekecek değil, yukarıya taşıyacak kişilerle arkadaşlık yapmak yolunu, ufkunuzu aydınlatır. Hayat kalitesini yükseltir. Hayat kalitesini düşürecek arkadaşlar kendimize yaptığımız bir diğer önemli kötülük.

“Kendimize yaptığımız  kötülüklerden biri de düşünce tarzımızdır” diyen Prof. Dr. Acar Baltaş, düşüncelerin insanı mutluluğa ya da mutsuzluğa sürüklediğini belirtti. Hayallerle gerçekler arasındaki beklentiler kıyaslamak ki sosyal medyanın bu ikisine de imkan verdiğini söyleyen Prof. Baltaş, “Geçmişe duyulan özlem, kendini gereğinden fazla önemsemek, hayatı gereğinden fazla karmaşıklaştırmak. Bunlara baktığımız zaman bunlar bizi mutsuz edecek olan şeylerdir, dibe çeken. Çünkü dünyanın bize iyi hayat borçlu olduğuna inanıyoruz ki bu doğru değil. Nedeni belli olmaksızın pek çok kişi hayatın kendisine borçlu olduğuna inanıyor, daha iyi bir hayata layık olduğunu düşünüyor. Şimdi herkesin sevgiye, aşka, iyi bir işe, şöhrete, zenginliğe hakkı vardır, ihtiyacı vardır, özlemi vardır ama hak etmek kaydıyla. Hak etmeden bunların beklentisi içinde olmak gerçekçi değil” dedi.

Kusursuz dost arayan dostsuz kalır

İdeal aşk, ideal eş, ideal evlilik, ideal ev, ideal iş, ideal tatilin olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Acar Baltaş, “Hepsinde bir kusur vardır. Yani şöyle de bakabiliriz;  evrendeki tek mükemmellik farklılıklardır. İnsanı farklı kılan da kusurlardır. En başta karşımızdakini böyle kabul etmemiz gerekiyor. Mevlana’nın da dediği gibi “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır”. Aynı şey hayat için de söz konusu. Her şeyde bir pürüz var, o pürüzü kabul etmemiz gerekiyor. Hayatın zorlukları, güçlükleri olduğu gibi bir tarafta belirsizler de vardır. Bir tarafta sürekli bir mücadele vardır. Kişiliğimizin gücü ve kalitesi o mücadele ile ortaya çıkar. Mücadele sürecinde belirsizliği tolere etme ve mücadele içinde olmak kişinin potansiyeline bağlıdır. Bunu
yapmadığımız zaman, “her şey belirli olsun, hayat aksın” dediğimiz zaman böyle bir şey yok. Hayatın içinde mutluluklar, coşkular var. Hayatın içinde zorluklar, hastalıklar, kayıplar, üzüntüler var. Bu bir nehir, “iyiler benim tarafıma aksın kötüler nereye giderse gitsin” diyemiyoruz. Bunlar karışıyor birlikte gidiyor, gidiyor, gidiyor. Sonra da büyük ummanın içinde kaybolup gidiyor” diye konuştu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün