ÇocukRuh Sağlığı

Bir Video Uğruna Kendilerini Riske Atıyorlar!

Çocukları tehlikeli sosyal medya akımlarına iten neden

Klinik Psikolog Seren Doğantekin

Tehlikeli sosyal medya akımları, özellikle çocuklar ve ergenler açısından yalnızca eğlence amacıyla yapılan paylaşımlar olarak görülmeyebiliyor. Beğeni, yorum ve izlenme sayılarının sosyal ödüle dönüşmesi, “herkes yapıyor” düşüncesinin risk algısını azaltması ve akranlar tarafından kabul edilme isteği, gençleri giderek daha sıra dışı ve riskli davranışlara yöneltebiliyor.

Tehlikeli sosyal medya akımları, özellikle çocuklar ve ergenler arasında hızla yayılırken, bu içeriklerin arkasındaki psikolojik mekanizmalar da yeniden gündeme geliyor. Daha fazla beğeni, yorum ve izlenme alma isteği, bazı gençlerin normalde yapmayacakları davranışları kamera karşısında denemesine neden olabiliyor.

Bir davranışın çok sayıda kişi tarafından tekrarlandığını görmek de risk algısını değiştirebiliyor. Ekranda yalnızca eğlenceli veya başarılı sonuçların görülmesi, davranışın yol açabileceği olumsuz sonuçların geri planda kalmasına neden olabiliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, sosyal medyada görünür olma arzusunun yalnızca “dikkat çekme” isteğiyle açıklanamayacağını, özellikle çocuk ve ergenlerde sosyal kabul, aidiyet ve akran onayının önemli bir rol oynadığını belirtiyor.

Görünür olma isteğinin altında kabul edilme ihtiyacı yatabiliyor

Sosyal medya kullanıcılarının beğeni, yorum ve izlenme sayılarını kolayca görebilmesi, sosyal geri bildirimi ölçülebilir hale getiriyor. Özellikle ergenlik döneminde bu geri bildirimlerin kişinin kendisini değerlendirme biçimi üzerinde etkili olması mümkün.

tehlikeli sosyal medya akımlarıKlinik Psikolog Seren Doğantekin, “Sosyal medyada görünür olma isteğinin arkasında çoğu zaman beğenilme, kabul görme, bir gruba ait olma, merak, heyecan arayışı ve sosyal onay ihtiyacı bulunur.” diyor.

Bu nedenle bazı çocuk ve ergenlerde paylaşım yapmak yalnızca kendini ifade etmenin bir yolu olmaktan çıkıp, “Ne kadar değerliyim?”, “Arkadaşlarım beni kabul ediyor mu?” veya “Ne kadar ilgi çekiyorum?” gibi soruların yanıtını arama biçimine dönüşebiliyor.

Doğantekin’e göre kişi kendilik değerini giderek daha fazla dışarıdan aldığı onaya bağlamaya başladığında, daha fazla ilgi çekebilmek için sınırları zorlama eğilimi ortaya çıkabiliyor.

“Herkes yapıyorsa güvenlidir” düşüncesi risk algısını bozabiliyor

Sosyal medyada tehlikeli bir davranışın tekrar tekrar görülmesi, zaman içerisinde o davranışın olağan olduğu izlenimini yaratabiliyor.

Klinik Psikolog Doğantekin, “Bir davranışın çok sayıda kişi tarafından yapılması, o davranışın normal ve kabul edilebilir olduğu algısını güçlendirebilir.” ifadelerini kullanıyor.

Burada sosyal kanıt ve sosyal normların etkisi devreye girebiliyor. Çocuk veya ergen, çevresindeki kişilerin davranışlarını kendi kararları için referans kabul edebiliyor.

Üstelik videolarda davranışın olası zararları çoğu zaman görünür olmayabiliyor. Başarılı biçimde tamamlanan bir akım milyonlarca kez izlenirken, aynı davranışı deneyen başka bir kişinin yaşayabileceği kaza, yaralanma veya diğer olumsuz sonuçlar içerikte yer almayabiliyor.

Böylece genç kişi, gerçek hayattaki risk ile ekranda gördüğü risk arasında önemli bir fark oluşabileceğini fark etmeyebiliyor.

Beğeni sayısı davranışı pekiştirebiliyor

Sosyal medya platformlarında alınan beğeni ve izlenmeler, özellikle genç kullanıcılar açısından güçlü bir sosyal ödül haline gelebiliyor.

Sıradan bir paylaşımın sınırlı ilgi gördüğünü fark eden bir çocuk, daha sıra dışı bir içeriğin çok daha fazla etkileşim aldığını gördüğünde davranışını değiştirebiliyor.

Doğantekin bu süreci şöyle açıklıyor:

“Çocuk, sıradan paylaşımlarının az ilgi gördüğünü ancak daha sıra dışı veya sınırları zorlayan içeriklerin daha fazla izlendiğini fark ettiğinde, ‘daha çarpıcı içerik = daha fazla ilgi’ şeklinde bir öğrenme döngüsü oluşabilir.”

Bu döngü devam ettikçe daha fazla görünürlük için içeriklerin giderek daha uç noktalara taşınması söz konusu olabilir.

Ergenlik döneminde akranların etkisi daha güçlü olabiliyor

Çocukların ve ergenlerin tehlikeli sosyal medya akımlarından yetişkinlere kıyasla daha fazla etkilenebilmesinin nedenlerinden biri gelişimsel özellikler.

Ergenlik döneminde arkadaşlar tarafından kabul edilmek ve bir gruba ait hissetmek oldukça önemli hale geliyor. Aynı dönemde ödül ve sosyal geri bildirime duyarlılık yüksekken, dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme becerileri gelişimini sürdürüyor.

Bu nedenle yetişkin açısından açıkça gereksiz görünen bir risk, ergen tarafından eğlence, arkadaş grubuna dahil olma veya sosyal statü kazanma fırsatı olarak algılanabiliyor.

Doğantekin, “Ergenlik döneminde akranlar tarafından kabul edilmek ve bir gruba ait hissetmek gelişimsel olarak oldukça önemlidir. Aynı zamanda ödüle ve sosyal geri bildirime duyarlılık yüksekken, dürtü kontrolü, uzun vadeli sonuçları değerlendirme ve özdenetimle ilişkili sistemler gelişimini sürdürmektedir.” diyor.

Dolayısıyla “Bunu nasıl yapabilir?” sorusunun arkasında her zaman yalnızca bilinçsizce risk alma isteği bulunmayabilir. Akran grubuna dahil olma ve kabul edilme arzusu da davranışın önemli bir parçası olabilir.

Sağlıklı paylaşım ne zaman riskli onay arayışına dönüşüyor?

Sosyal medyada paylaşım yapmak, beğeni almak veya çevreden geri bildirim istemek tek başına sorunlu bir davranış değil. Asıl önemli olan, sosyal medya geri bildirimlerinin kişinin kendilik değerini belirlemeye başlayıp başlamadığı.

Bir paylaşım beklenen ilgiyi görmediğinde yoğun değersizlik, öfke veya kaygı ortaya çıkıyorsa; kişi daha fazla izlenmek amacıyla giderek daha mahrem, uç veya tehlikeli davranışlara yöneliyorsa durum farklı bir boyut kazanabiliyor.

Doğantekin, “Paylaşım beklenen ilgiyi görmediğinde yoğun değersizlik, öfke veya kaygı ortaya çıkıyorsa; kişi daha fazla izlenmek için giderek daha uç, mahrem ya da tehlikeli davranışlara yöneliyorsa sağlıklı paylaşım ihtiyacının yerini riskli bir onay arayışı almaya başladığını düşünebiliriz.” ifadelerini kullanıyor.

Burada davranışın sıklığı, kontrol edilebilirliği ve kişinin günlük yaşamına etkisi de önem taşıyor.

Tehlike görüldüğü halde davranış sürdürülüyorsa dikkat

Sosyal medyada dikkat çekmek istemek tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmiyor. Ancak davranışın giderek daha riskli hale gelmesi ve kişinin zarar görmesine rağmen bunu sürdürmesi önemli bir sinyal olabilir.

Özellikle şu durumlarda profesyonel değerlendirme düşünülmeli:

  • Fiziksel güvenliği tekrar tekrar tehlikeye atan içerikler üretmek,
  • Zarar gördüğü halde aynı davranışı sürdürmek,
  • Daha fazla izlenmek için risk düzeyini sürekli artırmak,
  • Etkileşim azaldığında yoğun değersizlik veya öfke yaşamak,
  • Sosyal medyadan uzak kalındığında belirgin sıkıntı yaşamak,
  • Dürtüsel davranışların artması,
  • Okul, aile ve arkadaş ilişkilerinde belirgin bozulma görülmesi,
  • Kendine zarar verme davranışlarının eşlik etmesi.

Özellikle çocuk ve ergenlerde bu işaretlerin birlikte görülmesi, yalnızca sosyal medya kullanımının değil, çocuğun genel psikolojik durumunun da değerlendirilmesini gerektirebilir.

Çocuğa “Bunu yapma” demek yerine nedenini anlamaya çalışın

Ailelerin tehlikeli sosyal medya akımlarına karşı ilk refleksi çoğu zaman yasak koymak olabiliyor. Ancak yalnızca “Bunu yapma” demek, çocuğun davranışının arkasındaki ihtiyacı anlamaya yetmeyebilir.

Çocuğun neden bu içeriği yapmak istediğini konuşmak, risk değerlendirmesini geliştirmek açısından daha işlevsel olabilir.

Doğantekin, ebeveynlere şu tür sorular yöneltmelerini öneriyor:

“Bu video çok izlendiği için mi sana güvenli geliyor?”

“Kamera olmasaydı bunu yine yapmak ister miydin?”

“Bir şeyin çok beğenilmesi onun güvenli olduğu anlamına gelir mi?”

Bu sorular çocuğu doğrudan suçlamadan, davranışın sonuçlarını düşünmesine yardımcı olabilir.

Sosyal medya kullanımı kadar çocuğun gerçek hayattaki aidiyet duygusu da önemli

Tehlikeli sosyal medya akımlarını yalnızca platformların ürettiği bir sorun olarak görmek de eksik kalabilir. Çocuğun aile ilişkileri, arkadaş çevresi, okul yaşamı, özgüveni ve kendisini değerli hissettiği alanlar da bu davranışların oluşmasında etkili olabilir.

Çocuk gerçek hayatta kendisini kabul edilmiş, dinlenmiş ve değerli hissediyorsa sosyal medya üzerinden sürekli onay arama ihtiyacının azalmasına katkı sağlanabilir.

Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca ekran süresine odaklanmak yerine çocuklarıyla kurdukları iletişimi de güçlendirmesi gerekiyor. Sosyal medyada daha fazla görünür olma isteğinin altında ne olduğunu anlamak, tehlikeli bir akımı yalnızca yasaklamaktan çok daha koruyucu bir başlangıç olabilir.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün