BeslenmeGenel Sağlık

Türkiye’nin ağır sorunu!

Obezitenin görünmeyen gerçekleri Hope Alkazar dijital deneyim müzesinde sergileniyor.

“Biraz az yiyebilirsin”, “Bir türlü doymuyorsun”, “Bence daha fazla hareket etmelisin”, “Yediklerinize lütfen dikkat edin”, “Azıcık boğazını tutamaz mısın”… Tüm bu cümleler farklı dillerde ifade edilse de aynı kapıya çıkıyor, toplumun her bir bireyi obezitenin bir tercih meselesi olduğunu düşünüyor. Oysa obezite bir tercihten çok daha öte. Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş obezitenin 200’den fazla hastalığa neden olan bir çatı hastalık olduğunun altını çiziyor.

Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş

Obezite bir hastalık mı, hastalıktan daha fazlası mı?

Obeziteyi nasıl tarif edersiniz diye sorsak her birimiz için obezite aşırı kilolu bir yaşamdan ibaret olarak görünür. Peki obezite gerçekten bu kadar mı? Lilly Türkiye, İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Hope Alkazar’da “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanını hayata geçirdi. Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş ve Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır’ın katılımı ile açılan deneyim alanı ile amaç; obezitenin biyolojik ve toplumsal boyutları olarak kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekmek.

Obez olanlar dahi obeziteyi kişisel tercih olarak görüyor

IPSOS’un 2026 yılında açıkladığı 14 ülkede 14 bin 500 kişiyi kapsayan obezite araştırmasına göre insanlar obeziteyi hâlâ büyük ölçüde “kişisel tercih” olarak görüyor. Türkiye’den 1000 kişinin yer aldığı araştırmada katılımcıların yüzde 68’i, hatta obez olanlar dahi, obeziteyi kişisel bir tercih olarak gördüğünü ifade ediyor. Obezite bir hastalık olarak görülmediği için de genellikle obezite kişinin kendi imkanlarıyla çözmeye çalıştığı çok bilinmeyenli bir denklem olarak hayatların ortasına yerleşiyor. Öyle ki obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 80’i kilo yönetimini düşünüyor, öneri alıyor ancak sadece yüzde 35’i son 1 yılda bu konuda bir hekimle görüştüğünü belirtiyor. Yüzde 22’si moda diyetler ya da detokslardan obeziteye çare olmasını umut ediyor.  

 

Obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Feray Akbaş, araştırmanın Türkiye verilerini değerlendirirken farkındalık ve eylem arasındaki uçuruma dikkat çekiyor.  “Obeziteli kişilerin yüzde 80’lik çok büyük bir kısmı kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını belirtirken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora danışmış. Buradaki temel engel bilgi eksikliği değil, algı. Türkiye’de obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 45’i ‘Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim’ diyor. Bu oran birçok ülkeye kıyasla önemli ölçüde yüksek, ancak çalışmalar bu şekilde başarılı bir kilo yönetiminin çok zor olduğunu gösteriyor. Tam da bu aşamada sağlık profesyonellerinin rolü belirleyici hale geliyor. Bireysel çabalar önemli olsa da sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekliliğini koruyor” ifadelerini kullandı.

“Obezite, hem hasta için hem de ülke ekonomisi için büyük yük”

Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır

Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ise obezitenin ekonomik yüküne dikkat çekerek “Obezite hastalığı, her ne kadar bireysel bir sorun olarak görülse de toplumun genelini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi olduğu göz ardı edilmemeli. Öyle ki tüm dünya genelinde obezitenin ekonomik yükünün 2035’te 4,32 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’ye baktığımızda 2019 yılında aşırı kilo ve obezitenin ekonomik yükünün yaklaşık 14,64 milyar dolar olduğu biliniyor. 2060 yılında ise ekonomik yükünün 132,5 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor ki bu da Gayrisafi Millî Hasıla’nın yüzde 3,2’sine karşılık geliyor. Hem birey hem de toplum açısından bu denli büyük bir yük oluşturan obezitenin yönetimi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Obezite hastalığına ilişkin yanlış algıların aşılmasının hem bireysel sağlık sonuçları hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson

Obezitenin profesyonel tıbbi danışmanlık ile diğer kronik hastalıklar gibi ele alınması gerektiğini belirten LillyTürkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, “Son derece ciddi bir hastalığa sahip olan bu kişilerin maruz kaldığı damgalanma gibi engeller, sağlık hizmetlerine erişimlerini de olumsuz etkiliyor. Biz de sadece ilaç üretmekle yetinmiyor, sağlığa erişimdeki engelleri aşmaya çalışıyor, obezite gibi hastalıklara yönelik önyargılarla da aktif şekilde mücadele ediyoruz. Lilly Türkiye olarak bu hastalığı doğru bir şekilde anlamak ve empati göstererek çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanına davet ediyoruz” dedi.

Obezitenin Görünmeyen Gerçekleri Deneyimi

11–15 Mayıs 2026 tarihleri arasında Beyoğlu’nun hafızasında yer etmiş Hope Alkazar’da ziyaretçilere açık olacak “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanında görseller ile toplumda obeziteyi yalnızca beden ölçüsü, bireysel tercih ya da irade ile açıklayan dar bakış açısının aşılması amaçlanıyor. Obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bilimsel veriler, gerçek yaşam hikâyeleriyle birlikte etkileyici bir sahne kurgusunda buluşturuluyor.

Lilly Türkiye, Obezitenin Görünmeyen Gerçekleri Deneyim Alanı, Hope Alkazar

Deneyim alanının son durağında ise ziyaretçiler, Albert Health’in dijital sağlık platformu üzerinden beden farkındalıklarını etkileşimli olarak değerlendirme fırsatı bulurken, kişiselleşmiş bir dijital sağlıklı yaşam yolculuğuna da adım atma imkânı yakalıyor.

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün