Gece Araç Kullanırken Fark Ediliyor!
Gece ışıklarının etrafındaki halkaların nedeni bu olabilir


Trifokal göz içi mercekler, uzak, orta ve yakın mesafelerde gözlüksüz görme avantajı sağlayabilirken özellikle gece saatlerinde far ve sokak lambalarının çevresinde halka, kamaşma ve ışık saçılması gibi görsel etkilere neden olabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, bu şikâyetlerin ameliyat sonrası uyum süreciyle ilişkili olabileceğini ancak her görme probleminin yalnızca merceğe bağlanmaması gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.
Akıllı lens olarak da bilinen trifokal göz içi mercekler, farklı mesafelerde görmeyi desteklemek amacıyla kullanılan optik sistemlerden biri. Ancak merceğin çok odaklı yapısı nedeniyle özellikle karanlık ortamlarda parlak ışık kaynaklarının çevresinde halkalar, parlamalar ve ışık saçılmaları görülebiliyor.
Bu etkiler bazı hastalarda ameliyatın ardından daha belirgin hissedilirken, zaman içerisinde beynin yeni optik sisteme uyum sağlamasıyla azalabiliyor. Ancak sürecin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle ameliyat öncesinde doğru hasta seçimi ve beklentilerin gerçekçi şekilde değerlendirilmesi önem taşıyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, trifokal mercek uygulamalarının ardından görülebilen gece görüşü değişiklikleri hakkında bilgi verdi.
Işıkların etrafındaki halkalar neden oluşuyor?
Trifokal göz içi mercekler, ışığı uzak, orta ve yakın mesafelerde görmeyi destekleyecek farklı odaklara yönlendiren özel bir optik tasarıma sahip. Bu tasarım, gözlüksüz farklı mesafelerde görme avantajı sağlayabilirken özellikle karanlık ortamda parlak ışık kaynaklarının çevresinde halo adı verilen ışık halkalarının veya kamaşmanın fark edilmesine neden olabiliyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Trifokal mercek uygulamalarından sonra gece ışıklarının çevresinde halo dediğimiz halkaların görülmesiyle karşılaşılabiliyor. Bazı hastalar araç farlarında veya sokak lambalarında ışık saçılması ve kamaşma da tarif edebiliyor. Bu yakınmalar özellikle ameliyat sonrası erken dönemde daha belirgin hissedilebilir.” dedi.
Gece araç kullanırken ışık saçılmaları daha belirgin olabilir
Gündüz ortamındaki ışık koşulları nedeniyle fark edilmeyen bazı görsel etkiler, gece karanlığında parlak ışık kaynaklarıyla karşılaşıldığında daha belirgin hale gelebiliyor. Özellikle karşıdan gelen araç farları, sokak lambaları ve yoğun aydınlatmalar halo ve kamaşma şikâyetlerinin daha fazla hissedilmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle ameliyat sonrasında görme yeterince netleşmeden gece araç kullanmaya başlanmaması ve kişinin kendi görsel konforunun yanı sıra hekimin önerilerini de dikkate alması önem taşıyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Özellikle ilk günler ve haftalarda gece araç kullanırken karşıdan gelen farlar kişinin alışık olduğundan farklı algılanabilir. Görme yeterince netleşmeden ve kişi kendisini gece sürüşü konusunda rahat hissetmeden araç kullanılması uygun olmayabilir. Ameliyat sonrası kontrollerde hastanın görme düzeyi ve iyileşme süreci bireysel olarak değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Beynin yeni görüntüye alışması zaman alabilir
Trifokal mercek sonrasında yaşanan değişiklikler yalnızca gözün fiziksel iyileşme süreciyle sınırlı değil. Beynin yeni optik sisteme uyum sağlaması da görme deneyiminin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
“Nöroadaptasyon” olarak adlandırılan bu süreçte beyin, merceğin oluşturduğu farklı görsel uyaranları zaman içerisinde işlemeyi öğrenebiliyor. Bu nedenle ameliyatın ilk dönemlerinde daha fazla fark edilen halo ve kamaşma gibi etkiler, bazı kişilerde haftalar veya aylar içerisinde daha az rahatsız edici hale gelebiliyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Nöroadaptasyon kişiden kişiye değişen bir süreçtir. Beyin zaman içerisinde yeni merceğin oluşturduğu görüntüye uyum sağlamaya başlar. İlk dönemde oldukça belirgin tarif edilen ışık halkaları ve saçılmalar ilerleyen aylarda daha az rahatsız edici hale gelebilir. Ancak her hastada aynı sürede ve aynı düzeyde bir değişim beklemek doğru değildir.” diye konuştu.
Her gece görüşü şikâyetinin nedeni akıllı lens olmayabilir
Ameliyat sonrasında ışık saçılması, kamaşma veya görme kalitesinde değişiklik yaşayan kişilerde şikâyetin yalnızca trifokal merceğe bağlanmaması gerekiyor. Göz yüzeyi ve korneanın durumu, göz kuruluğu, ameliyat sonrasında kalan kırma kusurları veya astigmatizma gibi faktörler de gece görüşünü etkileyebiliyor.
Bunun yanında göz içi merceğin konumu ve gözün diğer yapılarındaki sorunlar da değerlendirme gerektirebiliyor. Bu nedenle şikâyetlerin beklenenden uzun sürmesi, giderek artması veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi halinde göz muayenesi yapılması önem taşıyor.
Akıllı lens herkese uygun olmayabilir
Trifokal göz içi mercek uygulamasında yalnızca hastanın gözlükten kurtulma isteği veya göz numarası dikkate alınmıyor. Kornea, retina, makula, optik sinir, göz yüzeyi ve göz bebeğinin özellikleri gibi birçok faktörün ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.
Bunun yanı sıra kişinin günlük yaşamı da karar sürecinin önemli bir parçası. Özellikle gece araç kullanan, gece vardiyasında çalışan veya düşük ışık koşullarında yüksek görsel performansa ihtiyaç duyan kişilerin bu beklentilerini ameliyat öncesinde hekimleriyle paylaşması gerekiyor.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Akıllı lens uygulamalarında yalnızca hangi merceğin kullanılacağına değil, o merceğin kişinin göz yapısı ve günlük yaşamındaki görsel ihtiyaçları için uygun olup olmadığına da bakıyoruz. Kornea yapısından retina ve makulanın durumuna kadar gözün farklı bölümlerini değerlendirmek gerekiyor. Hastanın gece araç kullanma sıklığı ve görme beklentileri de karar sürecinin bir parçası olmalı.” dedi.
Ameliyat öncesinde halo ve kamaşma ihtimali konuşulmalı
Trifokal merceklerin sağladığı görsel avantajlar kadar, ameliyat sonrasında ortaya çıkabilecek halo ve kamaşma gibi görsel etkiler konusunda da hastanın önceden bilgilendirilmesi gerekiyor.
Her hastanın bu etkileri aynı düzeyde yaşamayabileceği gibi, nöroadaptasyon süreci de kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle “akıllı lens” uygulamasının herkes için aynı görsel sonucu sağlayacağı düşüncesi doğru değil.
Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Ameliyat öncesinde ayrıntılı göz muayenesi yapmak kadar hastanın beklentilerini anlamak ve ameliyat sonrası karşılaşabileceği görsel etkileri anlatmak da önemlidir. Halo veya ışık saçılması bazı kişilerde uyum süreci içerisinde azalabilirken bazı kişilerde daha uzun süre hissedilebilir. Bu nedenle mercek seçimi kişiye özel değerlendirilmelidir. Amacımız, gözün yapısal özellikleri ile kişinin günlük yaşamındaki görme ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun yaklaşımı belirlemektir.” dedi.



