

Karides duruşu, özellikle bilgisayar ve telefon kullanırken başın öne taşındığı, omuzların kapandığı ve sırtın yuvarlaklaştığı oturma biçimini tanımlamak için kullanılıyor. Tıbbi bir hastalık adı olmayan bu duruşun uzun süre tekrarlanması boyun, omuz ve sırt bölgesindeki kas-iskelet sistemi üzerindeki yükü değiştirebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hakan Özer, çalışma ortamının ergonomik hale getirilmesinin yanı sıra gün boyunca aynı pozisyonda kalınmaması gerektiğini belirtiyor.
“Karides duruşu” boyun ve sırt ağrısını tetikleyebilir! Masa başında çalışanlar dikkat
Bilgisayar karşısında çalışırken ekrana doğru yaklaşmak, telefon kullanırken başı uzun süre öne eğmek veya saatler boyunca aynı pozisyonda oturmak günlük yaşamın sıradan bir parçası haline gelebiliyor. Ancak fark edilmeden tekrarlanan bu alışkanlıklar, zaman içinde boyun, omuz ve sırt bölgesindeki kas-iskelet sisteminin çalışma biçimini değiştirebiliyor.
Özellikle masa başında çalışan kişilerde boyun ağrısı, omuzlarda gerginlik, sırt ağrısı ve hareket kısıtlılığı gibi yakınmalar ortaya çıkabiliyor. Son dönemde sosyal medyada “karides duruşu” olarak adlandırılan öne kapanmış oturma biçimi de bu konuyla birlikte gündeme geliyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hakan Özer, duruşun yalnızca “dik oturmak” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, çalışma ortamının düzenlenmesi ve uzun süre aynı pozisyonda kalınmamasının kas-iskelet sağlığı açısından önemli olduğunu söylüyor.
“Karides duruşu” nedir?
“Karides duruşu” tıbbi bir hastalık veya resmi bir tanı değil. Günlük ve sosyal medya dilinde kullanılan bu ifade; başın öne doğru uzadığı, omuzların öne kapandığı ve sırtın yuvarlaklaştığı oturma biçimini anlatıyor.
Masa başında kısa süreli olarak öne eğilmek tek başına bir sağlık sorunu anlamına gelmiyor. Asıl sorun, aynı pozisyonun gün içerisinde uzun sürelerle ve tekrar tekrar sürdürülmesiyle ortaya çıkabiliyor.
Op. Dr. Hakan Özer, “Masa başında birkaç dakika öne eğilmek tek başına bir hastalık anlamına gelmez. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aynı pozisyonun gün içerisinde uzun süre ve sık biçimde tekrarlanmasıdır. Başın öne taşındığı ve omuzların kapandığı pozisyonlarda boyun, omuz ve sırt çevresindeki kasların çalışma biçimi değişebilir. Bu durum bazı kişilerde zamanla ağrı, gerginlik veya yorgunluk hissiyle kendini gösterebilir” diyor.
Telefon kullanırken başınızı ne kadar öne eğiyorsunuz?
Akıllı telefon ve tabletlerin uzun süre kullanılması da benzer bir duruş biçimini beraberinde getirebiliyor. “Teknoloji boynu” veya İngilizce adıyla “text neck” şeklinde ifade edilen kavram, telefon ya da tablet ekranına bakarken başın uzun süre öne ve aşağı doğru eğilmesini tanımlamak için kullanılıyor.
Telefonu göğüs veya bel seviyesinde tutarak uzun süre aşağı bakmak, baş ve boynun doğal pozisyonundan uzaklaşmasına neden olabiliyor. Bilgisayar ekranının çok aşağıda, çok uzakta veya kişinin tam karşısında olmayacak şekilde konumlandırılması da benzer şekilde öne eğilmeyi artırabiliyor.
Op. Dr. Hakan Özer, “Sorun yalnızca telefon veya bilgisayar kullanmak değildir. Cihazı hangi pozisyonda ve ne kadar süre kullandığımız da önemlidir. Gün boyunca aynı öne eğik pozisyonu sürdürmek yerine çalışma düzenini kişiye uygun hale getirmek ve pozisyonu belirli aralıklarla değiştirmek kas-iskelet sistemi açısından dikkate alınması gereken alışkanlıklardır” ifadelerini kullanıyor.
Masa başında ekranın konumu neden önemli?
Çalışma masasındaki ekran, sandalye, klavye ve farenin konumu vücudun gün boyunca aldığı pozisyonu doğrudan etkileyebiliyor. Ekranın çok aşağıda bulunması kişinin ekrana doğru eğilmesine, fazla yukarıda olması ise başını geriye doğru tutmasına neden olabiliyor.
Ekranın doğrudan karşıda ve göz hizasına yakın bir konumda bulunması, sırtın desteklenmesi ve ayakların zemine veya uygun bir desteğe basması daha dengeli bir çalışma pozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir. Klavye ve farenin de vücuttan gereğinden fazla uzağa yerleştirilmemesi, omuzların sürekli öne uzatılmasını önleyebilir.
Ancak ergonomik bir çalışma masası oluşturmak tek başına yeterli değil. En doğru pozisyonda bile saatler boyunca hareketsiz kalmak kas-iskelet sistemi açısından ideal bir yaklaşım oluşturmuyor. Gün içerisinde pozisyon değiştirmek, kısa aralıklarla ayağa kalkmak ve hareket etmek de çalışma düzeninin bir parçası olmalı.
Duruş yalnızca boyun ve omuzlarla ilgili değil
Vücudun dengeli bir pozisyonda kalabilmesinde yalnızca boyun ve sırt kasları değil, karın, bel, kalça ve diğer gövde kasları da rol oynuyor. Bu kasların kuvveti ve dayanıklılığı, günlük hareketlerde gövdenin kontrol edilmesine katkı sağlıyor.
Bununla birlikte her kişinin ihtiyaç duyduğu egzersiz aynı değil. Yaş, fiziksel aktivite düzeyi, mevcut kas-iskelet sistemi sorunları ve ağrının nedeni değerlendirilmeden belirli bir egzersiz programının uygulanması doğru olmayabilir.
Op. Dr. Hakan Özer, “Egzersizin amacı yalnızca kişiyi daha dik göstermeye çalışmak değildir. Hareketliliğin, kas kuvvetinin ve vücut kontrolünün kişinin ihtiyacına göre değerlendirilmesi gerekir. Özellikle mevcut boyun, omuz veya bel problemi bulunan kişilerin internetten gördükleri egzersizleri kontrolsüz şekilde uygulamaları yerine kendi durumlarına uygun hareket planı konusunda sağlık profesyonellerinden bilgi almaları daha doğru olur” şeklinde belirtiyor.
Ağır çantayı hep aynı omuzda taşımak da yükü değiştirebilir
Duruş üzerinde etkili olan alışkanlıklar yalnızca bilgisayar ve telefon kullanımıyla sınırlı değil. Ağır bir çantanın sürekli aynı omuzda taşınması da vücudun yükü dengelemek için farklı bir pozisyon almasına neden olabiliyor.
Özellikle gün boyunca taşınan çantanın gereğinden ağır olması veya yükün sürekli tek tarafa aktarılması, kas-iskelet sistemi üzerindeki yük dağılımını değiştirebilir. Gereksiz eşyaların çantadan çıkarılması, ağırlığın mümkün olduğunca dengeli dağıtılması ve kişinin fiziksel özelliklerine uygun bir çanta kullanılması bu yüklenmenin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Her boyun ağrısının nedeni duruş bozukluğu değil
Masa başında çalışan bir kişinin yaşadığı boyun veya sırt ağrısını doğrudan duruş bozukluğuna bağlamak doğru değil. Kas zorlanmaları ve diğer kas-iskelet sistemi sorunlarının yanı sıra omurga ve disk problemleri, sinirlerle ilişkili durumlar veya travmalar da benzer yakınmalara yol açabiliyor.
Bu nedenle uzun süren veya giderek şiddetlenen ağrıların değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle ağrının kola ya da bacağa yayılması, uyuşma, karıncalanma, güç kaybı veya belirgin hareket kısıtlılığı gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda yalnızca çalışma pozisyonunu değiştirmekle yetinilmemesi gerekiyor.
Op. Dr. Hakan Özer, “Günlük alışkanlıkların farkına varmak kas-iskelet sağlığının korunmasında önemli bir adımdır. Ancak uzun süren ağrıyı yalnızca ‘yanlış oturdum’ diyerek geçiştirmemek gerekir. Özellikle ağrıya uyuşma, güç kaybı veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan nedenin belirlenmesi için tıbbi değerlendirme gerekebilir” diyerek sözlerini tamamlıyor.



