Her karın şişkinliği “besin hassasiyeti” değil!
Bağırsaklarınız sağlığınız hakkında ne söylüyor?


Yemeklerden sonra ortaya çıkan şişkinlik, gaz, karın ağrısı veya bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, kişilerin belirli besinlere karşı alerjisi olduğunu düşünmesine neden olabiliyor. Ancak her sindirim sistemi yakınmasının besin alerjisi anlamına gelmediğini belirten Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, bağırsak bariyeri, mikrobiyota ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişkinin son yıllarda daha fazla araştırıldığını ifade ediyor. Doç. Dr. Genç, tekrarlayan yakınmalarda kişinin kendi kendine besin gruplarını beslenmesinden çıkarmak yerine, öncelikle şikâyetlerin nedeninin belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bağırsaklar yalnızca sindirimden sorumlu değil
Bağırsak sisteminin yalnızca besinlerin sindirilmesi ve emilimini sağlamadığını belirten Doç. Dr. Halil Genç, bağırsak bariyeri, mikrobiyota ve bağışıklık sisteminin birlikte çalıştığını belirterek şu ifadeleri kullanıyor:
“Bağırsak bariyerini yalnızca besinlerin kana geçişini engelleyen fiziksel bir duvar olarak düşünmemek gerekir. Burada mikrobiyota ve bağışıklık sistemiyle sürekli bir etkileşim söz konusudur. Bariyer fonksiyonundaki değişikliklerin bazı hastalıklarla ilişkisi araştırılmaktadır ancak her bağırsak yakınmasını geçirgen bağırsak olarak tanımlamak doğru değildir.”
Mikrobiyota ile besin alerjileri arasında ilişki araştırılıyor
Bağırsaklarda bulunan mikroorganizmaların oluşturduğu mikrobiyota yapısının yaş, beslenme, kullanılan ilaçlar, çevresel faktörler ve çeşitli hastalıklardan etkilenebildiğini aktaran Doç. Dr. Halil Genç, bazı besin alerjilerinde mikrobiyota yapısında farklılıklar gözlenebildiğini belirtiyor.
Mikrobiyotanın bağışıklık sisteminin besinlere karşı tolerans geliştirmesinde rol oynayabileceğinin düşünüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Genç, mevcut verilerin yalnızca mikrobiyota değişikliklerine bakılarak bir kişinin besin alerjisi geliştirip geliştirmeyeceğinin öngörülmesi için yeterli olmadığını vurguluyor.
Besin alerjisi ile intoleransı birbirine karıştırmayın
Besinlerle ilişkili yakınmalarda alerji ve intoleransın sıklıkla birbirine karıştırıldığını belirten Doç. Dr. Halil Genç, iki durumun farklı mekanizmalarla ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.
Besin alerjisinde bağışıklık sisteminin belirli bir besin bileşenine karşı reaksiyon gösterdiğini, intoleranslarda ise farklı mekanizmaların rol oynadığını ifade eden Doç. Dr. Genç, laktoz intoleransında laktozun sindirilmesindeki yetersizliğin ön plana çıktığını belirtiyor. Çölyak hastalığının ise klasik bir besin alerjisi olmadığını, glüten tüketimiyle ilişkili bağışıklık sistemi aracılı farklı bir hastalık olduğunu aktarıyor.
Şişkinlik, gaz, karın ağrısı ve ishal gibi belirtilerin tek başına hangi durumun söz konusu olduğunu göstermediğini belirten Doç. Dr. Genç, benzer şikâyetlerin irritabl bağırsak sendromu ve farklı gastrointestinal hastalıklarda da görülebileceğini ifade ediyor.
Her şişkinliği yediğiniz besine bağlamayın
Sosyal medyada “besin hassasiyeti”, “bağırsak geçirgenliği” ve “mikrobiyota bozukluğu” gibi kavramların daha fazla gündeme gelmesinin kişilerin yaşadıkları belirtileri belirli besinlerle ilişkilendirmesine neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Halil Genç, şu uyarıda bulunuyor:
“Bir besini tükettikten sonra birkaç kez şişkinlik yaşamak, o besine alerji olduğu anlamına gelmez. Özellikle geniş besin gruplarını herhangi bir tanı olmadan diyetten çıkarmak, uzun vadede beslenme dengesini olumsuz etkileyebilir. Tekrarlayan yakınmalarda öncelikle nedenin belirlenmesi gerekir.”
Kontrolsüz eliminasyon diyetlerine dikkat
Glüten, süt ürünleri, yumurta veya farklı besin gruplarının herhangi bir tıbbi değerlendirme yapılmadan uzun süre beslenmeden çıkarılmasının gereksiz kısıtlamalara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Genç, eliminasyon diyetlerinin belirli klinik durumlarda kullanılabileceğini ancak sürecin kişiye özel planlanması gerektiğini ifade ediyor.
Hangi besinin ne kadar süreyle çıkarılacağı ve yeniden beslenmeye nasıl dahil edileceğinin kişinin durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Halil Genç, sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Sindirim sistemi yakınmalarında amaç mümkün olduğunca fazla besini yasaklamak değil, yakınmanın gerçek nedenini ortaya koymaktır. Besin alerjisi, intolerans ve gastrointestinal hastalıkların birbirinden ayrılması hem gereksiz diyet kısıtlamalarının önlenmesi hem de doğru değerlendirme açısından önemlidir.”



