

Diş çürüğü, şeker tüketimi, asitli içecekler, diş minesi, demineralizasyon, diş minesini güçlendirme ve ağız sağlığı son dönemde en çok araştırılan sağlık başlıkları arasında yer alıyor. Pek çok kişi diş çürüklerinin yalnızca fazla şeker tüketiminden kaynaklandığını düşünse de uzmanlara göre asıl tehlike, şeker ile asidin aynı anda etkili olması ve bu besinlerin gün içinde sık tüketilmesi. Çünkü her atıştırmalık, diş minesini yeniden asit saldırısıyla karşı karşıya bırakıyor ve dişlerin kendini onarma sürecini sekteye uğratıyor. Uzmanlar, özellikle şekerli gıdaların ardından tüketilen gazlı ve asitli içeceklerin diş minesini saatler boyunca savunmasız bırakabileceğini belirtiyor.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş çürüklerinin önlenmesinde yalnızca tüketilen besinlere değil, tüketim alışkanlıklarına da dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Yıldırım’a göre diş sağlığını korumanın yolu, ağız içerisindeki asit dengesini bozan davranışları azaltmaktan geçiyor.
Diş çürüğü neden oluşuyor?
Diş çürüğü, ağız içinde yaşayan bakterilerin şekerli ve karbonhidratlı besinleri parçalayarak oluşturduğu asitlerin diş minesine zarar vermesiyle başlıyor.
Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, özellikle ilave şeker içeren ve diş yüzeyine uzun süre yapışabilen yiyeceklerin ağız bakterileri için adeta besin kaynağı oluşturduğunu belirtiyor. Bu bakterilerin şekeri fermente etmesiyle ortaya çıkan organik asitler, ağız içindeki pH seviyesini düşürüyor ve diş minesinde mineral kaybı başlıyor.
Uzman isme göre bu süreç ilk aşamada fark edilmese de zaman içerisinde çürüğün temelini oluşturuyor.
Yapışkan şekerlemeler neden daha tehlikeli?
Her şekerli gıda aynı riski taşımıyor.
Dr. Rabia Yıldırım, karamel, lokum, şekerleme, kuru meyveler ve benzeri yapışkan atıştırmalıkların diş yüzeyinde uzun süre kaldığını, tükürüğün bu kalıntıları temizlemekte zorlandığını ifade ediyor.
Besin ne kadar uzun süre diş yüzeyinde kalırsa bakterilerin asit üretimi de o kadar uzun sürüyor. Bu durum ise çürük oluşma ihtimalini ciddi şekilde artırıyor.
Demineralizasyon nedir? Diş çürüğü nasıl başlıyor?
Diş minesinin büyük bölümü hidroksiapatit adı verilen kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluşuyor.
Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, ağız ortamındaki pH değeri yaklaşık 5,5’in altına düştüğünde bu minerallerin çözünmeye başladığını ve bu sürecin demineralizasyon olarak adlandırıldığını söylüyor.
Demineralizasyonun ilk belirtileri çoğu zaman beyaz lekeler şeklinde ortaya çıkıyor. Süreç devam ettiğinde ise diş minesindeki kayıp artıyor, hassasiyet gelişiyor ve zamanla koyu renkli, derin çürükler oluşabiliyor.
Diş çürüğünde önemli olan şeker miktarı değil, tüketim sıklığı
Toplumda yaygın olarak “az şeker tüketiyorum, dişlerim zarar görmez” düşüncesi bulunuyor. Ancak uzmanlara göre diş sağlığı açısından belirleyici olan yalnızca tüketilen şeker miktarı değil.
Dr. Rabia Yıldırım, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyunca sık sık tüketilmesinin aynı etkiyi oluşturmadığını belirtiyor.
Uzman isim, gün içinde her şeker tüketiminin ağız pH’ını yeniden düşürdüğünü ve tükürüğün diş minesini onarması için gereken sürenin sürekli kesintiye uğradığını ifade ediyor. Bunun sonucunda diş minesi kendini yenileyemeden yeniden asit saldırısına maruz kalıyor.
Diş minesi kendini onarabiliyor mu?
Diş minesinde başlayan mineral kaybı her zaman kalıcı olmak zorunda değil.
Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, ağızdaki asit etkisi sona erdiğinde tükürüğün devreye girdiğini ve içerdiği kalsiyum, fosfat ile florür sayesinde diş minesinin yeniden mineral kazanabildiğini anlatıyor.
Bu süreç remineralizasyon olarak adlandırılıyor.
Ancak sık şeker tüketimi, yetersiz diş fırçalama ve kötü ağız hijyeni nedeniyle mineral kaybı onarımdan daha hızlı gerçekleşirse artık geri dönüşü olmayan diş çürükleri oluşuyor. Bu aşamadan sonra ise diş hekimliği tedavileri gerekiyor.
Asitli içeceklerle şeker birlikte tüketildiğinde risk neden katlanıyor?
Şeker kadar asit de diş minesinin en büyük düşmanları arasında yer alıyor.
Dr. Rabia Yıldırım, asitli içeceklerin diş minesini doğrudan zayıflattığını, şekerin ise ağız bakterileri tarafından parçalanarak ikinci bir asit üretimine neden olduğunu belirtiyor.
Bu iki etki aynı anda gerçekleştiğinde tükürüğün ağız ortamını yeniden dengelemesi çok daha uzun sürüyor. Böylece diş minesi saatler boyunca savunmasız kalabiliyor.
Kola, gazlı içecekler, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve suları bu açıdan en riskli içecekler arasında bulunuyor.
Şekerli gıda yedikten sonra diş hemen fırçalanmalı mı?
En sık yapılan hatalardan biri de şekerli veya asitli bir şey tükettikten hemen sonra dişleri fırçalamak oluyor.
Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, bu dönemde diş minesinin zaten asit nedeniyle yumuşamış durumda olduğunu belirterek hemen yapılan fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini ifade ediyor.
Uzman isim, doğru yaklaşımın önce ağzı suyla çalkalamak, mümkünse şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak ve dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek olduğunu söylüyor.
“Şekersiz” yazması her zaman güvenli olduğu anlamına gelmiyor
Paket üzerinde “şekersiz” ibaresinin bulunması ya da bir ürünün tatlı olmaması, diş sağlığı açısından tamamen güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Dr. Rabia Yıldırım, limon, sirke, turşu gibi asitli besinlerin yanı sıra diyet veya sıfır şekerli gazlı içeceklerin de diş minesinde erozyona yol açabileceğini belirtiyor.
Ayrıca cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta açısından zengin besinlerin de ağızda şekere dönüşerek bakteriler için besin kaynağı oluşturduğunu ve çürük riskini artırdığını ifade ediyor.

Sağlıklı dişler için yalnızca şekeri azaltmak yeterli değil
Diş sağlığını korumak isteyenlerin yalnızca şeker tüketimini azaltmasının yeterli olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, asitli içeceklerin sınırlandırılması, öğün aralarında sürekli atıştırma alışkanlığından uzak durulması ve düzenli ağız bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Tükürüğün doğal onarım mekanizmasına fırsat tanıyacak beslenme düzeni oluşturmanın, diş minesini korumanın en etkili yollarından biri olduğunu ifade eden Yıldırım, erken dönemde fark edilen mineral kaybının geri döndürülebileceğini, ancak ihmal edilen durumlarda çürüklerin kaçınılmaz hale gelebileceğini belirtiyor. Böylece sağlıklı dişler için yalnızca şekeri değil, asidi ve tüketim alışkanlıklarını da kontrol altına almak büyük önem taşıyor.



