Gözünüzdeki ipliksi çapak masum olmayabilir!
Sürekli gözünüze yapışan mukusu temizlemeye çalışıyorsanız dikkat! Uzmanı, göz akıntısının hangi durumlarda normal kabul edilebileceğini ve sürekli temizlemenin neden kısır döngü oluşturabileceğini anlattı.


Sabah uyandığımızda gözün iç köşesinde az miktarda çapakla karşılaşmak çoğu zaman gözün doğal temizlenme sürecinin bir parçasıdır. Ancak akıntının gün içerisinde devam etmesi, miktarının artması, ipliksi bir görünüm alması veya kızarıklık, kaşıntı ve batma gibi yakınmalarla birlikte görülmesi göz yüzeyini etkileyen farklı durumlarla ilişkili olabilir.
Halk arasında zaman zaman “göz sümüğü” olarak adlandırılan bu salgının sürekli elle temizlenmeye çalışılması ise sanılanın aksine sorunu daha da belirgin hale getirebilir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmail Diri, göz akıntısının tek başına bir hastalık olmadığını, göz yüzeyindeki farklı değişimlerin bir bulgusu olarak ortaya çıkabileceğini belirterek konu hakkında bilgi verdi.
Her göz akıntısı enfeksiyon değildir!
Göz yüzeyinin sağlıklı kalabilmesi için gözyaşı tabakasının farklı bileşenleri birlikte görev yapar. Gözyaşının yapısında suyun yanı sıra yağ ve mukus da bulunur. Mukus tabakası, gözyaşının göz yüzeyine düzenli şekilde yayılmasına yardımcı olur.
Uyku sırasında göz kırpma mekanizması devre dışı kaldığı için mukus, yağ, gözyaşı kalıntıları ve yüzeyden dökülen hücreler gözün köşelerinde birikebilir. Sabah görülen az miktardaki çapaklanma bu nedenle tek başına hastalık göstergesi olmayabilir.
Ancak akıntının gün boyunca yeniden oluşması, normalden fazla hale gelmesi veya görünümünün değişmesi durumunda göz yüzeyindeki olası nedenlerin değerlendirilmesi gerekebilir.
İpliksi ve yapışkan akıntının altında farklı nedenler olabilir
Gözde oluşan akıntının yapısı ve eşlik eden belirtiler, altta yatan durum hakkında bazı ipuçları verebilir. Ancak yalnızca akıntının rengine veya kıvamına bakılarak kesin tanı konulması mümkün değildir.
Kuru göz, ipliksi mukus oluşumunun görülebildiği durumlardan biridir. Gözyaşı tabakasının miktarının ve kalitesinin bozulması göz yüzeyinde tahrişe yol açabilir. Kuru göz yaşayan kişilerde yanma, batma, yabancı cisim hissi, dönemsel bulanık görme ve iplik şeklinde mukus birikimleri ortaya çıkabilir.
Alerjik konjonktivitte ise özellikle kaşıntı ön plana çıkabilir. Polen, ev tozu veya benzeri alerjenlere karşı gelişen reaksiyonlarda gözlerde sulanma, kızarıklık ve mukuslu akıntı görülebilir.
Enfeksiyöz konjonktivitler de göz akıntısına yol açabilir. Viral konjonktivitte daha sulu bir akıntı görülebilirken bakteriyel konjonktivitte daha yoğun ve mukopürülan bir akıntı oluşabilir. Sabahları kirpiklerin birbirine yapışması da tabloya eşlik edebilir. Ancak bu özellikler kesin tanı için tek başına yeterli değildir.
Blefarit, yani göz kapağı kenarının iltihabi durumu da göz çevresinde kabuklanma ve birikintilere neden olabilir. Kirpik diplerinde kabuklanma, göz kapağında kızarıklık, yanma, kaşıntı veya gözde kum varmış hissi görülebilir. Blefarit aynı zamanda gözyaşı tabakasını etkileyerek kuru göz yakınmalarına da eşlik edebilir.
Gözdeki mukusu sürekli çekmek kısır döngü oluşturabilir
İpliksi akıntı hissedildiğinde birçok kişi parmakla, mendille veya pamuklu çubukla mukusu gözden uzaklaştırmaya çalışabiliyor. Ancak bu davranışın sık tekrarlanması göz yüzeyindeki tahrişi artırabilir.
Mukusun sürekli olarak elle çekilip çıkarılması literatürde “mucus fishing syndrome”, Türkçeye çevrilebilecek şekliyle “mukus avlama sendromu” olarak tanımlanan bir döngünün oluşmasına yol açabilir.
Kişi mukusu temizledikçe göz yüzeyi yeniden tahriş olur; tahriş ise daha fazla mukus oluşumunu tetikleyebilir. Böylece rahatsızlık hissi, mukusu çıkarma davranışı ve yeniden mukus üretimi birbirini besleyen bir sürece dönüşebilir.
Op. Dr. İsmail Diri, bu nedenle gözde sürekli ipliksi bir yapı oluşuyorsa yalnızca bu salgıyı uzaklaştırmaya odaklanmak yerine, mukus üretimini artıran temel nedenin değerlendirilmesinin önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Göz akıntısı varsa hemen antibiyotikli damla kullanmayın!
Göz akıntısının görülmesi, her durumda bakteriyel enfeksiyon bulunduğu ve antibiyotikli göz damlası kullanılması gerektiği anlamına gelmez.
Konjonktivit; viral veya bakteriyel enfeksiyonların yanı sıra alerjik nedenlerle de gelişebilir ve tedavi yaklaşımı nedene göre değişir. Viral konjonktivitlerde antibiyotiklerin etkili olmadığı biliniyor.
Benzer şekilde kuru göz, alerji veya blefarite bağlı yakınmalarda da değerlendirme ve yaklaşım birbirinden farklıdır. Bu nedenle gözdeki kızarıklık veya akıntının nedenini bilmeden daha önce kullanılan bir göz damlasının tekrar kullanılması ya da başkasına ait ilaçların denenmesi yerine, devam eden şikâyetlerde nedenin belirlenmesi önem taşır.
El hijyenine dikkat edin!
Konjonktivitlerin bazı türleri bulaşıcı olabilir. Özellikle viral ve bazı bakteriyel enfeksiyonlarda gözlere dokunduktan sonra ellerin yıkanması, havlu ve benzeri kişisel eşyaların ortak kullanılmaması ve gözleri ovuşturmaktan kaçınılması enfeksiyonun diğer göze veya başka kişilere taşınma riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Kontakt lens kullanıcılarında ise kızarıklık, ağrı veya belirgin akıntının ortaya çıkması daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Göz yüzeyini ve korneayı etkileyebilecek sorunların birbirinden ayırt edilmesi gerekebilir.
Akıntıya bu belirtiler eşlik ediyorsa dikkat!
Göz akıntısının süresi, miktarı ve eşlik eden belirtiler değerlendirmede önemlidir.
Özellikle;
- Belirgin göz ağrısı,
- Işığa karşı hassasiyet,
- Görmede azalma veya geçmeyen bulanıklık,
- Yoğun kızarıklık,
- Göz kapağı ve çevresinde belirgin şişlik
gibi bulguların bulunması durumunda gözün yalnızca basit bir çapaklanma olarak değerlendirilmemesi gerekir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmail Diri, göz akıntısında eşlik eden belirtilerin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Göz akıntısı her zaman ciddi bir göz hastalığına işaret etmeyebilir. Ancak akıntının tekrarlaması veya ağrı, ışığa karşı hassasiyet, belirgin kızarıklık ve görmede değişiklik gibi yakınmaların eşlik etmesi durumunda altta yatan nedenin değerlendirilmesi önemlidir. Gözde oluşan mukusu sürekli temizlemeye çalışmak geçici bir rahatlama sağlasa da göz yüzeyindeki tahrişi artırarak akıntının devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle yalnızca akıntıyı ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, neden oluştuğunun belirlenmesi gerekir.”



