Prof. Dr. Selçuk Göçmen: “Kişilik değişikliği ve depresyon beyin tümörü belirtisi olabilir”
Beyin tümörleri her zaman şiddetli baş ağrısıyla ortaya çıkmıyor. Beynin ön bölgesinde gelişen ve yavaş büyüyen bazı tümörler yıllarca fark edilmeden ilerleyebiliyor; ilk işaret ise kişinin karakterindeki değişiklikler, saldırganlık ya da depresyon olabiliyor. Editörün Gözünden programına konuk olan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Etraftakiler depresyonda zannediyor. Hasta yıllarca antidepresan kullanabiliyor. O sırada tümör büyümeye devam ediyor” dedi.

Beyin tümörü denildiğinde ilk akla gelen belirtilerden biri baş ağrısı. Oysa beynin hangi bölgesinde geliştiğine bağlı olarak bir tümörün ilk işareti görme bozukluğundan konuşma güçlüğüne, nöbetten kişilik değişikliğine kadar oldukça farklı olabiliyor. Hatta bazı hastalarda yakınlarının “Artık eskisi gibi değil”, “Çok sinirli oldu” veya “Depresyona girdi” şeklinde tarif ettiği değişikliklerin arkasında beyinde gelişen bir tümör bulunabiliyor. Editörün Gözünden programına konuk olan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, özellikle beynin ön bölümünde, yani frontal bölgede gelişen bazı yavaş büyüyen tümörlerin uzun süre belirgin nörolojik şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiğine dikkat çekti.
Beynin bazı bölgelerindeki tümörler uzun süre fark edilmeyebiliyor
Beynin son derece küçük bir alanda çok sayıda yaşamsal fonksiyonu yönettiğini anlatan Prof. Dr. Göçmen, tümörün büyüklüğünden çok yerleştiği bölgenin önemli olabildiğini söyledi. Beyin sapındaki birkaç milimetrelik bir oluşumun bile ciddi problemlere yol açabileceğini belirten Göçmen, buna karşılık beynin bazı bölgelerindeki tümörlerin çok daha büyük boyutlara ulaşıncaya kadar fark edilmeyebildiğini anlatarak “Olduğu bölgenin yerine göre 2-3 milimetrelik bir şey bile, mesela beyin sapı dediğimiz bölgede çok ciddi problemlere yol açabiliyor. Bazı yerler ise sessiz; orada fark edemiyorsunuz” dedi.
Göçmen, frontal bölge başta olmak üzere beynin temporal ve oksipital bölgelerinde de tümörün yerleşimine göre belirtilerin geç ortaya çıkabildiğini ifade etti. Yavaş büyüyen iyi huylu tümörlerde beynin zaman içerisinde oluşan değişikliğe uyum sağlamasının da belirtilerin geç fark edilmesinde etkili olabileceğini söyledi.
“Kişilik ve karakter değişikliği başlıyor, depresyon zannediliyor”

Özellikle beynin ön bölgesindeki bazı tümörlerin dikkat çekici belirtilerinden birinin kişilik ve davranış değişiklikleri olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Göçmen, klinikte karşılaştıkları vakaları anlatarak “Beynin ön bölgesinde hastada kişilik, karakter değişikliği başlıyor. Etraftakiler zannediyorlar ki depresyonda. Doktora gidiyor geliyor, antidepresanlar kullanıyor; üç yıl, beş yıl… O arada tabii tümör daha da büyümeye devam ediyor” diye konuştu.
Tümör büyüdükçe beyinde ödem oluşabileceğini ve tabloya nöbet veya geçmeyen baş ağrılarının eklenebileceğini belirten Göçmen, hastaların bazen ancak bu aşamada nöroloji ya da beyin cerrahisine başvurduğunu söyledi. Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Bir nöbet oluyor veya geçmeyen baş ağrıları başlıyor. Bir nöroloji doktoruna veya beyin cerrahına gidiyor. MR çekiliyor ve kocaman bir tümör olduğu ortaya çıkıyor. Biz bunları çok tecrübe ettik” ifadelerini kullandı.
Depresyonu olan herkes beyin MR’ı çektirmeli mi?
Kişilik değişikliği veya depresyonun tek başına beyin tümörü anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. Depresyon son derece yaygın ve çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir sağlık sorunu.
Ancak Prof. Dr. Göçmen’in dikkat çektiği nokta, daha önce olmayan belirgin kişilik ve davranış değişikliklerine başka nörolojik belirtilerin de eşlik etmeye başlaması.
Özellikle giderek artan ve ağrı kesicilere rağmen şiddetlenen baş ağrısı, bulantı-kusma, çift görme, gözde kayma, görme netliğinin bozulması, işitmede azalma, konuşma bozukluğu, vücudun bir tarafında güçsüzlük veya uyuşma, dengesizlik ve nöbet benzeri durumlarda nörolojik değerlendirme önem taşıyor.
Göçmen, yalnızca klasik kasılmalı nöbetlerin değil, kişinin kısa süreli dalması veya odaklanmakta zorlanması şeklindeki bazı nöbetlerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Yavaş büyüyen tümörlerde belirtiler neden geç ortaya çıkıyor?
Prof. Dr. Göçmen’e göre özellikle yavaş büyüyen bazı iyi huylu tümörlerde beyin zaman içerisinde oluşan değişikliğe uyum sağlayabiliyor. Bu nedenle şikâyetlerin başlangıçta oldukça hafif olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Göçmen, “İyi huylu olanlar yavaş yavaş büyüdükleri için beyin kompanse ediyor. Semptomlar ve şikâyetler çok belirgin ortaya çıkmıyor. Basit semptomlarla, hafif baş ağrılarıyla çıkabiliyor. Hastanın yaşadığı belirtileri başka nedenlere bağlaması da tanının gecikmesine yol açabiliyor. “Hafif bulantılarım oluyor” diyor. Görmeyle ilgili bozukluklarını gözüne, gözlüğüne bağlıyor. Ya da psikiyatrik bir rahatsızlık gibi düşünülebiliyor, depresyon gibi düşünülebiliyor. Sonrasında semptomlar iyice belirgin hale geldiğinde tanıya gidilebiliyor” diye konuştu.
Tümör çıkarıldığında kişilik değişikliği düzelebilir mi?
Programda dikkat çeken bir diğer konu ise beyin tümörü ameliyatından sonra kişinin karakterinin değişip değişmediğiydi. Prof. Dr. Göçmen, bunun her zaman bir “şehir efsanesi” olmadığını, tümörün bulunduğu bölge ve yarattığı basınca bağlı olarak bazı hastalarda gerçekten davranış değişiklikleri görülebildiğini anlatarak “Kişilik merkezinde tümör var. Kişiyi agresifleştirmiş, saldırgan veya depresif hale getirmiş. Tümörü çıkartıyorsunuz, beyin toparlıyor, basınç düşüyor. Normal yaşantısına devam ediyor. Agresifliği kayboluyor, depresyonu gidiyor. Daha mutlu, keyifli yaşamaya başlıyor” dedi.
Göçmen, kişinin görme gibi önemli bir yetisini kaybetmesinin de dolaylı olarak ruh halini ve davranışlarını değiştirebileceğini; sorunun tedavi edilerek işlevin yeniden kazanılmasıyla yaşam kalitesinin artabildiğini ifade etti.
Her baş ağrısı beyin tümörü belirtisi değil
Beyin tümörü korkusuyla en sık ilişkilendirilen şikâyetlerden biri baş ağrısı olsa da Göçmen, her baş ağrısının tümör anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. Migren, gerilim, stres, sinüzit ve tansiyon gibi pek çok farklı durum baş ağrısına yol açabiliyor. Burada önemli olan ağrının zaman içerisindeki seyri ve eşlik eden diğer belirtiler.
“Baş ağrısıyla birlikte bulantı-kusma varsa, baş ağrısı sürekli artarak devam ediyorsa; ağrı kesicilere rağmen ağrının şiddeti ve sıklığı artıyorsa ve eşlik eden bulgular varsa alarm durumuna geçmemiz gerekiyor” diyen Göçmen’e göre görme veya konuşma bozukluğu, güç kaybı, uyuşma, dengesizlik ya da nöbet gibi nörolojik belirtilerin baş ağrısına eşlik etmesi durumunda kişinin nöroloji veya beyin ve sinir cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
Beyin tümörlerinde belirtiler, tümörün türüne, büyüklüğüne ve özellikle beyinde yerleştiği bölgeye göre değişebiliyor. Bu nedenle yeni başlayan ve giderek belirginleşen kişilik veya davranış değişikliklerinin, özellikle başka nörolojik belirtiler de eşlik ediyorsa yalnızca “stres” ya da “depresyon” olarak değerlendirilmemesi önem taşıyor.



