ÇocukÖzel İçerikler

O çocuklarda depresyon riski daha fazla!

Çocuklarımız en son ne zaman okul dışında akranlarıyla vakit geçirdi sınırsızca ya da çocukluk arkadaşı diyebileceğimiz bir arkadaşı olabildi mi? Kendi çocukluğunuzla kıyasladığınızda çocuğunuzun yaşıtlarıyla yeterince vakit geçirebildiğini düşünüyor musunuz? Mesela ebeveyn olarak hemen her gün “bugün çocuğumu hangi aktiviteye götürsem” diye içinizden geçiriyor musunuz? Günümüzde çocuklar teknoloji ve iletişim çağında büyümeleri açısından kendilerince çok şanslı olsa da bu şans onların çocukluğunu ve yetişkinliğini istemeden de olsa etkiliyor, üstelik ebeveynleriyle yeterince vakit geçiremeyen, sosyal ve duygusal olarak ihmal edilen çocuklar teknolojinin adeta oyuncağı olma riski ile büyüyor. Üstelik pek çok ruh sağlığı sorunu da yalnızlaşan çocuğun ruhundan içeri kolayca giriveriyor. En basiti kaygı bozukluğu, sonrası depresyon ve çok ileri düzeyde intihar riski bile gündeme gelebiliyor!

Gözem Kıray Kaş
Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş

Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş uzun yıllardır hem çocuk hem de yetişkinlerle çalışan bir psikolog ve son yıllarda sosyal medyanın hem çocuk hem de yetişkinler üzerindeki yıkıcı etkilerini gördüğünü özellikle vurguluyor. Sosyal medyada her ne kadar pek çok insana kolayca ulaşabildiğimiz, iletişim kurabildiğimiz düşünülse de aslında bu iletişimin yapay bir iletişim olduğunu belirten Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş, “Sosyal medyada kurduğumuz iletişim yapay ve yüzeysel bir iletişim. Üstelik sosyal medyada geçirilen vakit arttıkça kişilerin yalnızlık hissinin de arttığını görüyoruz. Yetersizlik hissi artıyor ve bu da depresyonu beraberinde getiriyor” diye konuştu.

Oyun hayatı erken yaşta öğretiyor!

Günümüzde çocukların erken yaşlarda ve yeterince akranlarıyla sosyalleşmemesinin kısa ve uzun vadede önemli yıkıcı etkilerinin olabileceğini söyleyen Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş,İlk olarak oyun sırasında çocuklar başkalarının ihtiyaçlarını görürler, başka bireylere şans tanırlar, kendi duygularını yönetmeyi, karşısındaki kişinin tepkilerini anlamlandırmayı öğrenirler, kısacası hayatı deneyimlerler. İletişim, empati, işbirliği, yaşadıkları zorlukları genellemeden kabul etme becerilerini oyun sırasında kazanırlar. Bunlar olmadığında bu becerilerden de yoksun kalırlar. Gruplara katılmazlar ve grup çalışmalarında başarısız olurlar. Kendi yaşadıkları zorlukları kişiselleştirerek daha fazla psikolojik soruna açık hale gelirler. Yine uzun vadede tüm bunların yoksunluğu çocuğun ve gelecekteki bireyin duygusal zekasının gelişememesine neden olur. Duygusal zekanın gelişmemesi akademik başarıyı da etkiler. Oyun sırasındaki en büyük kazanım ise bence muhakeme yeteneğidir. Çünkü çocuk ailesi olmadan ilk kararlarını oyun oynarken alır ve sonuçlarını görür. Bu da ilerleyen hayatında sağlıklı kararlar alabilmesini, daha huzurlu bir birey olmasını sağlar. Bunu yapılan araştırmalarda da sıklıkla görüyoruz. Bu olmayınca bireyde özgüven de yeterince gelişemiyor” diye konuştu.

Klinik Psikolog Kaş, sosyal beceri ve kişilik bozuklukları ile ilgili yapılan çalışmalarda bu çocukların içe bağımlı, içe kapanık, uyum sorunları yaşayan ve duygularını yönetemeyen bireyler olacağının kanıtlandığını ifade etti.

Aşırı sosyal medya kaygı bozukluğu nedeni!

Çocuklar kadar yetişkinlerin de sanal ortamda çok fazla vakit geçirdiğine şahit olduklarını belirten Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş,Bu da bireylerde yalnızlık hissini artırıyor. Sosyal medya aracılığıyla bir çok insana ulaşabiliyoruz gibi gözükse de bu aslında yapay, yüzeysel bir iletişim. Sosyal medya ile bireyler kendi hayatlarını başkalarının hayatları ile karşılaştırıyor ve bu da kendilerinde yetersizlik hissine neden oluyor. Ancak yetersizlik arttıkça depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarını da görüyoruz. Sosyal medyayı çok kullanan insanlarda en çok gördüğümüz bozuklukların başında kaygı bozuklukları geliyor” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya kullanımının diğer bir etkisi de üretim ve zaman kaybı olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş,Bu kayıp bireylerde işe yaramadıkları hissine neden oluyor ve bu da aslında pek çok psikolojik rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden oluyor. Diğer bir etkisi ise psikolojik şiddeti artırıyor ve yayılmasına neden oluyor. Çünkü sosyal medya aracılığı ile daha kolay iletişim kuran kişilerde eleştiri ve hakaret etme davranışı da artıyor. Kişiler bunları kendilerine hak görmeye başladı” dedi.

Yapay zeka bu kez öldürdü!

Yapay zeka eğitimi şart!

Çocuk, depresyon, yapay zekaYapay zekanın hayatımıza her geçen gün daha çok girdiğini ve hatta yapay zeka sohbet uygulamalarının çocukları, yetişkinleri yanlış yönlendirdiğine, intihara sürüklediğine yönelik haberlerin olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş, “Çocuklar eğer kendi hayatlarında yalnız bireyler iseler o zaman yapay zekanın verdiği bilgilere çok çabuk güveniyorlar ve yapay zekayı bir arkadaş gibi görüyorlar. Anne babalar çocuklarına yapay zekanın empati yapma becerisinin olmadığını, yapay zekanın bilgisayar gibi mekanik bir program, yazılım olduğunu anlatmaları gerekiyor. Ebeveynleriyle yeterince zaman geçirmeyen çocuklar sanal ortama daha çok giriyorlar ve intihar etme olasılıkları daha da artıyor. Çünkü yapay zekanın söylediklerine inanıyorlar. Çocuklar, yapay zeka ile doğru bilgilere ulaştıklarını sanıyor ve bunu sorgulamıyorlar. Günümüzde çocuklarımıza vereceğimiz en büyük kazanım sorgulama, muhakeme yeteneği güçlü bireyler olmalarını sağlamaktır” diye konuştu.

Yapay zekanın hayatımızda bundan sonra farklı şekillerde yer alacağını belirten Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş, “Çözüm yapay zeka konusunda hem ebeveynlere hem de çocuklara ayrı ayrı eğitim verilmeli. Bu eğitimin kapsamı “yapay zekanın olumlu ve olumsuz yanları nedir? Yapay zekayı nasıl ve ne şekilde kullanmalıyız” gibi olabilir” dedi.

Çocukların psikolojik sorunları olduğunda yapay zekaya başvurmak yerine ulaşabilecekleri güvenilir bir psikolog ya da rehber öğretmenleri olduğunu bilmelerinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Gözem Kıray Kaş, “Çocukların kendilerini yalnız hissetmedikleri, anne ve babalarına kolay ulaşabilecekleri ve onlarla zaman geçirip güven ortamının oluşacağı ortamlar oluşturulmalı; sohbet, oyun gibi. Özellikle oyun oynamak çocuklarla ebeveyn arasındaki güvenli bağın doğru şekilde kurulabildiği en önemli anlardır. Güvenli bağ oluşan çocuklarda yapay zeka ya da sosyal medyanın zararlı etkilerinden kendilerini korumayı başarıyorlar. Bu anlamda okullarda, eğitim müfredatına duygusal dayanıklılık kazandıracak programlar eklenmeli, çocuklar bu yönde geliştirilmeli” ifadelerini kullandı.

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün