Diyabet Göz Sağlığını Sessizce Tehdit Ediyor
Diyabetik Retinopati Görme Kaybına Yol Açabilir


Diyabetik retinopati, diyabet hastalarında görme kaybına yol açabilen en ciddi göz hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Diyabet göz sağlığı üzerinde uzun vadede ciddi etkiler yaratabiliyor ve yüksek kan şekeri kontrol altına alınmadığında kalıcı görme kaybı riski ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, diyabet tanısı alan kişilerin hiçbir şikâyeti olmasa bile düzenli göz muayenesi yaptırmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen komplikasyonlarından biri olduğunu ve tedavi edilmediğinde körlüğe kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. Prof. Dr. Özkan, retina dokusunun gözün görme fonksiyonunda kritik rol oynadığını ve yüksek kan şekeri nedeniyle oluşan damar hasarının bu sinir tabakasında geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceğini ifade ediyor.
Diyabetik Retinopati Nedir?
Diyabetik retinopati, gözün arka kısmında yer alan ve görme sinyallerini algılayarak beyne ileten retina tabakasının hasar görmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Retina, gözün en önemli sinir dokularından biridir ve görüntünün algılanmasını sağlar.
Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin temelinde yüksek kan şekeri nedeniyle damar yapısında meydana gelen bozulmaların bulunduğunu belirtiyor. Uzun süre yüksek seviyede seyreden glukoz, damar duvarlarında zayıflamaya neden oluyor ve bu durum retina damarlarında sızıntılara, ödem oluşumuna ve kanamalara yol açabiliyor.
Bu süreç ilerlediğinde retina yeterli oksijen alamaz hale geliyor ve retina hücrelerinde kayıp meydana geliyor. Retina hücrelerinin yenilenme kapasitesinin bulunmaması nedeniyle oluşan hasar çoğu zaman kalıcı görme kaybı ile sonuçlanabiliyor.
Diyabet Hastalarının Yüzde 30’unda Görülüyor
Araştırmalar diyabetik retinopatinin diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30–35’inde görüldüğünü gösteriyor. Hastalığın görülme sıklığı diyabet süresi ile doğrudan ilişkilidir.

Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişikliklerin ortaya çıkmaya başlayabildiğini belirtiyor. Hastalık süresi uzadıkça retinopati gelişme ihtimali de artıyor. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması verilerine göre diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya kadar çıkabiliyor.
Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek kan şekeri seviyeleri retinal hasarın şiddetini artıran en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor.
Diyabet Görme Kaybına Nasıl Yol Açıyor?
Diyabet aslında bir damar hastalığıdır. Kandaki yüksek glukoz seviyeleri uzun süre damar içinde dolaştığında damar duvarlarında yapısal hasara neden olur. Bu durum gözde bulunan küçük damarları da etkiler.
Hasar gören damarlar sızıntıya neden olur ve kan hücreleri ile proteinler retina dokusuna geçebilir. Bu süreç retina ödemine ve kanamalara yol açar. Zamanla damarlar tıkanabilir ve retina yeterli kan ve oksijen alamaz.
Prof. Dr. Berna Özkan, bu aşamada ortaya çıkan görme kaybının çoğu zaman geri dönüşü olmadığını belirtiyor. Hastalık ileri evrelere ulaştığında retina dekolmanı gelişebileceğini ve görme seviyesinin yalnızca ışığı ayırt edebilecek düzeye kadar düşebileceğini ifade ediyor.
Diyabet Gözün Başka Yapılarını da Etkileyebilir
Diyabet yalnızca retinayı değil, gözün farklı yapılarını da etkileyebiliyor. Diyabetli hastalarda katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea hastalıkları ve oküler yüzey problemleri daha sık görülebiliyor.
Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetli bireylerde bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle göz enfeksiyonlarının da daha sık ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Normalde zararsız olan mikroorganizmaların diyabetli bireylerde ciddi göz enfeksiyonlarına yol açabileceğini ifade ediyor.
Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan sinirlerde mikroiskemik hasara neden olabiliyor. Bu durum bazı hastalarda göz kası felci ve çift görme gibi sorunlara yol açabiliyor.
Diyabet Hastalarında Yılda Bir Göz Muayenesi Şart
Diyabetik retinopati erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebilir. Bu nedenle hastalar görme problemi yaşamadan önce retina hasarı gelişebilir.
Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı konulan kişilerin hiçbir yakınması olmasa bile düzenli göz kontrolü yaptırması gerektiğini vurguluyor. Diyabet tanısı alan ancak göz bulgusu saptanmayan hastalarda yılda bir kez göz muayenesi öneriliyor.
Erken dönem retinopati tespit edildiğinde kontrol aralıkları genellikle 6 aya indiriliyor. Hastalığın ileri evrelerinde ise muayene sıklığı klinik tabloya göre daha da artırılabiliyor.
Görme keskinliğinde azalma, görme alanında kararma veya şiddetli göz ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında ise kontrol zamanı beklenmeden bir göz hekimine başvurulması gerekiyor.
Güncel Tedavilerle Görme Kaybı Önlenebilir
Diyabetik retinopati erken dönemde yakalandığında günümüz tedavi yöntemleri sayesinde görme kaybı çoğu zaman önlenebiliyor.
Retina damarlarında sızıntıya bağlı ödem geliştiğinde göz içi enjeksiyon tedavileri uygulanabiliyor. Bu yöntemle retina ödemi azaltılabiliyor ve birçok hastada görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor.
İleri evrelerde retina damarlarında tıkanmaya bağlı doku hasarı geliştiğinde lazer fotokoagülasyon tedavisi uygulanabiliyor. Daha ağır vakalarda ise vitreoretinal cerrahi ile göz içi kanamalar temizlenebiliyor ve retina yeniden yerine yerleştirilebiliyor.
Erken Tanı Görme Kaybını Önleyebilir
Diyabetik retinopati çoğu zaman sessiz ilerleyen bir hastalık olduğu için erken tanı büyük önem taşıyor. Düzenli göz kontrolleri sayesinde retina değişiklikleri erken dönemde tespit edilebiliyor ve kalıcı görme kaybı riski önemli ölçüde azaltılabiliyor.
Diyabet hastalarının göz sağlığını koruyabilmesi için kan şekeri kontrolünü sağlaması, düzenli göz muayenesi yaptırması ve ortaya çıkan belirtileri ihmal etmemesi kritik rol oynuyor.



