Hayatta kalabilirlerdi… Kalp ihmale gelmedi!

Sırrı Süreyya Önder, Metin Arolat, Volkan Konak… Hepsi de bu yıl içerisinde kalp hastalıklarından kaybettiğimiz ünlü isimlerdi. Ünlü isimlerin sık aralıklarla ölümü toplum üzerinde “kalp hastalıkları artıyor mu” algısına yol açtı. Editörün Gözünden programına konuk olan Türkiye’nin önemli kalp cerrahlarından Prof. Dr. Bingür Sönmez özellikle ünlü isimlerin “marka”larına zarar gelecek kaygısı taşıdığına dikkat çekti ve “siyasetçiler, üst düzey yöneticiler, sanatçılar, futbolcular, profesyonel sporcular marka değeri bozulmasın diye ihmal ediyorlar. Ben Arolat’ta da, Volkan’da da, Sırrı Süreyya’da da bu ihmali görüyorum” dedi.
Kadınlarda kalp hastalıkları “erkekleştikleri”nden artıyor!
Doğada bedeninde iki kalp taşıyan tek canlının kadın, anne olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Bir göğsünde, bir karnında iki kalp var. Dolayısıyla doğum sonrası kendinden bir şeyler ortaya çıkıyor ve bir şey yaratıyor. Burada hormonların çok önemli rolü var. Kadınlar hormonlar olmazsa yaşayamazlar. Mesela hamilelikte duyduğu mutluluğu bir daha hiçbir zaman duyamaz, kadın bebeğini emzirirken duyduğu mutluluğu hiçbir şeyle değişemez. Oksitosin hormonu mutluluk hormonudur. Bebek emerken annede korkunç bir şekilde oksitosin hormonu salgılanır doğum sonrası. Aynı duyguyu babada da görüyoruz ama baba çok farklıdır. Üstelik her doğum sonrası kadın tazelenir, güzelleşir. Ancak son dönemlerde kadınlar çok geç evleniyor, doğum yapmıyorlar, emzirmiyorlar, erken menopoza giriyorlar, sigara içiyorlar, iş hayatları çok stresli. Dolayısıyla tabiatın onlara bahşettiği bir östrojen hormonu var. O östrojen hormonu çok çabuk tükeniyor” dedi.

Östrojen kadınları kalp hastalıklarından nasıl koruyor?
Östrojen hormonunun çok kutsal bir hormon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Kadının damarlarının içini cilalıyor, akışkanlığı sağlıyor, tansiyonunu düşürüyor. Menopozdan sonra tabiat tamamen terse dönüyor. Tansiyon yükseliyor, şeker çıkıyor, obezite ortaya çıkıyor. Dolayısıyla kadın o üretken dönemi ne kadar uzun olursa kalp sağlığı da o kadar iyi oluyor. Ama menopozdan sonra kalp, koroner kalp hastalıkları artıyor. Şimdi ne oldu? Erken menopoza giriyorlar. Eskiden 50-55 yaşında menopoza girerken kadınlar bugün 30’lu yaşlarında menopoza giren kadınlar var” değerlendirmesinde bulundu.
Kadınların kalp hastalığı ayrı yönetilmeli!
Batı ülkelerinde kadın kardiyologlarının ayrı olduğunu belirten Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Kadınlara ayrı bakan kardiyologlar vardır.
Çünkü ilaçlara reaksiyonları bile farklı. Bir erkeğe verdiğiniz beta blokeri kadına veremezsiniz. Vereceğiniz ilaç dozu, yapacağınız ameliyat bile çok farklı. Mesela ben bir kadın hastayı ameliyata hazırlarken yaklaşımım çok daha telaşlı, bir erkeği ameliyat hazırken daha rahatım. Çünkü damarlar daha büyüktür, bacak damarları daha iyidir. Ama kadınların bacak damarları çok incedir, varislidir. Kalp damarları çok incedir, anatomik olarak da farklılar, fizyolojik olarak da farklılar” diye konuştu.
Kalp krizinde Covid-19’un etkisi daha derin – Editörün Gözünden
Kalp hastalıkları arttı ama “kalp”ten ölüm azaldı
Erkeklerde kalp hastalıklarının sık görülmesinin en önemli etkeninin sigara ve genetik olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Kalp hastalığı arttı ama koroner kalp hastalıklarından ölüm azaldı. Çok genç yaşlara indi koroner kalp hastalığı. 10 sene önce koroner kahp hastalarda ölüm %42 civarındaydı, bugün %32, %33. Neden biliyor musunuz? Artık ülkemizin hemen her yerinde kalp cerrahisi,
kardiyoloji merkezleri var. Yani genç birisi acil olarak geldiği zaman ilk yarım saat içinde hemen bir anjiyo yapılabiliyor ve onun hayatını tehdit eden damara stent konarak hayat kurtuluyor. Dolayısıyla kalp hastalıkları arttı ama kalp ölümleri azaldı ama ihmalkarız” dedi.
Kalp krizinden ölüm olmaz aritmiden olur!
Kalp krizinin öldürmediğini, aritminin öldürdüğünü söyleyen Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Metin Arolat’ta, Volkan Konak’da dikkat edin ipi kesilmiş kukla gibi düştü. Kalp kasılmamaya başlıyor, fibrilasyon yapmaya başlıyor ve beyne hiç kan gitmiyor. Öğrendiğim kadarıyla stentleri varmış. Çok duygusal da bir yapısı varmış. Gerçekten ağlıyormuş konser sırasında. Buradaki sorun şu; isimler bir marka ve o markaya zarar gelmesin diye hastaneye gitmiyorlar, duyulmasını istemiyorlar” diye konuştu.
Özcan Deniz’e de anjiyo yapıldı.
Özcan Deniz’in kendisine telefon açtığını ve çok çarpıntısı olduğunu söylediğini belirten Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Geldi, 2 saat boyunca tahlillerini yaptık, elektrosunu çektik ve “merak etme sadece çarpıntın var, koroner damarların gayet iyi ama sanal anjiyo yapalım” dedik. Hiç itiraz etmedi, yok konserim var vs duymasın da demedi, aslanlar gibi de açıkladı, saklamadı. Bu cesareti göstersinler lütfen. Siyasetçiler, üst düzey yöneticiler, futbolcular, profesyonel sporcular marka değeri bozulmasın diye ihmal ediyorlar. Ben Arolat’ta da, Volkan’da da, Sırrı Süreyya’da da bu ihmali görüyorum” diye konuştu.
Yoyo tarzında kilo alıp vermeler kalbi yoruyor!
Ani ve hızlı kilo alıp vermelerin kalbin sevmediği durumlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Benim ameliyat ettiğim hastaların %70’i çok zayıf zaten. Yani kilolu olup yaşının kilosunu muhafaza eden, hep aynı kiloda kalan insanlar çok daha sağlıklı oluyorlar. Öyle şişman insanlar geliyor ki kan yağları tamamen normal, elektrosu, anjiyosu tamamen normal. İncecik insanlar geliyor kalp damarları perişan. Mesela Sırrı Süreyya’nın aortu biraz genişmiş, tansiyonunun mutlaka çok düşük olması lazım. Ama şu son günlerdeki stresi düşünebiliyor musunuz? Ben eminim ilaçlarını ihmal etti, uykusuzdu, anormal bir stres yaşıyordu Dolayısıyla bir ani tansiyon yüksekliğiyle aortta da yırtılma oldu. Bu hastaların %30’u anında yaşamını yitirir, %30’u maalesef ameliyat masasında kalır. Halbuki aort genişliği 5 cm olduğu zaman ameliyat edilse bu ameliyatlar çok başarılı yapılabiliyor” uyarısında bulundu.
Kanaviçe işler gibi damar dikiyoruz

Cerrahların birer sanatçı gibi olduklarının belirtildiği programda cerrahların ellerinin hiçbir zaman titrememesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Öyle arkadaşım var ki elleri titriyor. Titremesi lazım. Ne yapacak? Kahve içmeyecek, uykusuna dikkat edecek, alkol kullanmayacak. Dolayısıyla özel yaşantınıza da aile yaşantınıza da çok dikkat etmek zorundasınız kalp cerrahıysanız. Düşünün ki şu damar bir maydanoz sapı kadar. Kurşun kalem içindeki siyah çubuk kadar. Ben 9 büyütme gözü kullanıyorum klasik. Arkadaşlarım 4,5 büyütme kullanıyorlar. Mikroskopla çalışıyorsunuz. Yaptığınız her hareket 9 kat büyüyor” dedi.
“Damar dikerken neye dikkat ediyorsunuz” sorusuna “Bir genç kızın kanaviçe işlemesini hatırlayın, ilmekler hep eşit olacak, aralıklar eşit olacak. İkisinin aralığı aynı değilse olmaz. Baktığın zaman güzel görünmesi lazım” diyerek cevap verdi.
Volkan Konak’a 45 dakika yeniden canlandırma yapılmış
Volkan Konak’ta ilkyardım ve kalp masajı görüntülerinin çok konuşulduğunun hatırlatılması üzerine Prof. Dr. Bingür Sönmez, “45 dakika yeniden canlandırma yapılmış. Ancak ambulans hizmeti Kıbrıs’ta gerçekten kötüymüş. İlk gelen ambulansta hiç malzeme yokmuş. İkinci ambulansta entübe edilmiş. Arkadaşlarım hastaneye kadar masaja devam edildiğini anlattı. Ama hastanede defibilatör yokmuş. Otomatik Defibilatör diye bir kavramımız var artık. Amerika’da uçaklarda ve havaalanlarında her 100 metrede bir yangın tüpünün yanında otomatik defibilatör cihazı var. Siz sadece cihazın yönergelerini takip ediyorsunuz, gerekeni cihaz yapıyor. Burada önemli olan profesyonel ekip gelene kadar masaja devam edebilmek. Çünkü durmuş bir kalbi yarım saat sonra bile çalıştırabilirsiniz ama beyin 4 dakika sonra harap olur, inme olur. Sırrı Süreyya’da yaşadığımız o zaten. İki defa yeniden çalıştırmışlar kalbi. Ve bizim en sevmediğimiz olaydır kalp masajıyla ameliyata alınması, Sırrı Süreyya’yı da öyle almışlar ameliyata” dedi.
Kalp masajı nasıl yapılmalı?
Kalp masajında ana amacın profesyonel ekip gelene kadar beyne kan gitmesini sağlamak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Korkmayın, cesaretle sürdürün. Burada önemli olan nokta şu ki omurgayla göğüs kemiği arasındaki noktaya masaj yapmak. Göğüs kemiği kırılabilir. Önemli değil” dedi.




