İstanbul Depreme Hazır Değil!

1999 yılında 17 Ağustos’ta yaşadığımız felaketin üzerinden 25 yıl geçti. Aradan geçen sürede Türkiye’nin farklı bölgelerinde yine çok şiddetli depremler gördük, sevdiklerimizi kaybettik. Belki de hiçbiri canımızı 2023 yılının sabahında yaşadığımız 11 ilimizi etkileyen deprem kadar yakmadı. Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye, Van, Kilis, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adana’yı etkileyen depremlerde yeni- eski fark etmeksizin binlerce bina yıkıldı, 50 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti. Peki ya İstanbul? İstanbul için de Marmara Denizi’nde büyük bir deprem bekleniyor. Böyle bir olası depremde 20 milyonluk megakent İstanbul için çok da iç açıcı bir tablo beklenmiyor. İstanbul’da deprem hazırlıklarını Deprem Dönüşüm Uzmanı- İnşaat Mühendisi Cihat Emin Kulaber ile konuştuk.
Marmara Denizi’nin üzerinden geçtiği Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın batıya doğru sürekli hareket halinde ve deprem ürettiğini belirten Cihat Emin Kulaber, “Batıya doğru bir stres taşınması oluyor ve bizim burada korktuğumuz şey bu stresin Marmara Denizi’nin ortasında tekrar gün yüzüne çıkacak olması. Marmara Denizi’nde de şöyle bir durum söz konusu; 1912’de Marmara Denizi’nin en batısı kırılmış durumda, 1999’da da Marmara Denizi’nin en doğusu kırıldı. Şimdi burada ortası kırılmadı ve biz bu bölgede bir kırılma meydana geleceğini bu verilere dayanarak çok rahatlıkla söyleyebiliriz” dedi.
OTURDUĞUNUZ BİNANIN STATİK PROJESİNİ İSTEDİNİZ Mİ?
Marmara Denizi’nde ortaya çıkacak depreme karşı 20 milyonluk İstanbul’un topyekün taşınma şansı olmadığını belirten Cihat Emin Kulaber, “Bireysel çözümlere gitmemiz lazım. Önce sorunu kabul etmek ve bireysel olarak ne yapacağımıza odaklanmamız gerekiyor. Bunu nasıl yapacağız? Önce oturduğumuz binalara bakacağız. Örnek veriyorum binalarımızı değerlendirdik mi ya da binalarımızın bir mühendislik hizmeti alıp almadığını araştırdık mı ya da en basiti binamızın statik projesinin olup olmadığını, zemin raporunun olup olmadığını müteahhitten ya da daire sahibinden istedik mi?” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu İstanbul deprem tahmini kayıpları projesinden başlıklar paylaşan Cihat Emin Kulaber, “ % 30 kapanan yol oranı, 48.000 ağır hasarlı yapı, 194.000 orta ve üstü hasarlı yapı ortaya çıkacak. Ağır hasarlı yapıları tamamen yıkılmış düşünebiliriz. Orta ve hafif hasarlı yapılarının da kısmen yıkık ama yıkık olmasa bile içine girilebilecek durumda olduğundan emin olmayacağız. 463 hasarlı içme suyu noktası, 355 hasarlı doğalgaz noktası, 1045 hasarlı atık suyu noktası tahmin edilmekte. Yüzde 30 kapanan yolun olması ulaşım sağlayamayacağımızı anlatıyor bize. İçme suyumuz belki olmayacak, kanalizasyon borularında oluşan yırtıklarla toprağa pis suların bulaşmasıyla salgın hastalıklar ortaya çıkacak vs gibi bir kötü tablomuz var” dedi.
DEĞERLENDİRDİĞİMİZ BİNALARIN YÜZDE 70’İ DEPREMDE AĞIR HASAR ALACAK
“İnşaat firmamızda şimdiye kadar İstanbul’da onlarca binayı analiz ettik, depreme karşı değerlendirdik. Ortaya çıkan sonuca göre değerlendirdiğimiz binaların yüzde 70’i depremde ciddi hasar alacak” uyarısında bulunan Cihat Emin Kulaber, “Bir binanın depremde kolay kolay yıkılmıyor olması lazım. Fakat bizim ülkemizde bu iş ustalara bırakıldığı için, tamamen usta ve müteahhitin inisiyatifine bırakıldığı için çok kötü uygulamalarla karşılaşıyoruz genel olarak” dedi.
Kentsel dönüşüm kapsamında yapılan binalara tamamen güvenmenin yanlış olduğuna dikkat çeken Cihat Emin Kulaber, “Eğer bir binanın mühendislik hizmeti düşükse, kontrol sistemi çok kötüyse yeni de yapılmış olsa bina yıkılır. İstanbul’da ya da Türkiye’de “Ben binamı yeni yaptırdım, artık rahatım” deme lüksümüz yok. Çünkü betonarme bina depremde hasır alır. Almama ihtimali yoktur. Biz betonarme bina yaparken amacımız depremde hasar almaması değildir, depremde yıkılmaması ve insanlara kaçacak zaman sağlamasıdır” dedi.
KAYALIK ZEMİN EFSANESİ
“Sağlam bina mı sağlam zemin mi” sorusunun sıklıkla sorulduğunu belirten Cihat Emin Kulaber, “Sağlam binanın altını doldurmamız lazım. “Üst katta müteahhit oturuyormuş, ev yeni yapılmış, zemini kayalıkmış” gibi şehir efsanelerinden artık kurtulmamız lazım. Olası depremi ilk göğüsleyecek olan kısım bizim sahillerimiz. Sahil kesiminde oturuyorsanız bu söylediklerime diğerlerine nazaran daha öncelik vermeniz lazım. Daha hızlı bir bina değerlendirmesi ya da sağlam bir bina arayışına girmeniz lazım. Sahil kesimlerinde en tehlikeli Tuzla, Pendik, Maltepe, Avcılar, Bakırköy, Zeytinburnu bölgeleri birinci dereceden risk barındırıyor. Ancak bu bölgelerde de olsa binanız yıkılmayabilir ya da İstanbul’un kuzey kesimlerinde yer alsa da binanız yıkılabilir. Burada binanın statik projesinin, zemin raporunun inşaat mühendisleri tarafından değerlendirilmesi şarttır” dedi.
KAROT ALDIRMAK BİNAYA ZARAR VERİR Mİ?
Binadan karot aldırmanın binaya zarar vermediğini belirten Cihat Emin Kulaber, “Ancak doğru bir işlemle alınırsa zarar vermez. Binanız yıkılmak üzere değilse karot aldırmak binaya zarar vermez. Zaten demirler kesilmeden röntgen cihazı yardımıyla sadece betonun bulunduğu bölgeden o numuneyi alırsanız ve yerine yapısal tamir harcı ile kapatmayı başarabilirseniz muhtemelen siz oraya aldığınız betondan daha sağlam bir malzeme koymuş olacaksınız ve oraya zarar vermemiş olacaksınız. Tabii ki piyasada maalesef bu işi kötü yapan firmalar da var; demir kesip işte oradaki karotu alanlar da var o demiri kestiğiniz zaman o demirin işlevini betonarmenin içinde bitirmiş oluyorsunuz ve oraya bir zarar vermiş oluyorsunuz. Ona rağmen bile tamir edilebilir, güçlendirilebilir. Fakat doğru yapıldıktan sonra karotun bir binaya zararı asla olamaz” dedi.




