Genel Sağlık

Moral bozukluğu da depresyon sinyali

Depresyon kelime olarak herkese çok uzak gelse de toplumun önemli bir kısmı depresyondan muzdarip. Üstelik daha tehlikeli olanı depresyonda olduğunun, depresyon sürecinden geçtiğinin çoğu zaman farkında bile olmuyor. Gerekli destekle çok erken aşamalarda fark edildiğinde kişinin toparlanması kolay olacakken, depresyon sürecinde geç kalındığında istenmeyen davranışların görülebiliyor ve hatta kişinin kendine ya da çevresindekilere psikolojik ya da fiziksel olarak zarar vermesine kadar ilerleyebiliyor. Depresyonun yaygın bir ruh sağlığı sorunu olduğunu belirten Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç, “Bu durum, kişinin günlük hayatını önemli ölçüde zorlaştırabilir ve yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde yaklaşık 264 milyon insan depresyondan muzdariptir. Bu yaygınlık, depresyonun sadece bir moral bozukluğu değil, ciddi bir tıbbi durum olduğunu açıkça göstermektedir” diye konuştu.

Geleceğe dair “umutsuz” musunuz?

Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç

Depresyon belirtilerinin çok çeşitli olmakla birlikte öne çıkan başlıca belirtinin kişinin geleceğe dair umutsuzlaşması olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç, “Sürekli bir üzüntü, boşluk ya da umutsuzluk hissi en belirgin belirtilerden biridir. Bu duyguların yanında, bireyin daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybetmesi de yaygındır. Fiziksel belirtiler arasında enerji eksikliği, sürekli yorgunluk, uyku düzeninde bozulmalar (uykusuzluk veya aşırı uyuma), iştah değişiklikleri (aşırı yeme veya iştahsızlık) ve buna bağlı olarak kilo değişiklikleri bulunur. Ayrıca, baş ağrıları ve sindirim sorunları gibi açıklanamayan fiziksel şikâyetler de depresyon belirtileri arasında yer alabilir” dedi. Ayrıca depresyon sürecinde zihinsel belirtilere de dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç, konsantrasyon zorluğu, karar verme güçlüğü, geleceğe dair karamsarlık ve umutsuzluk hissi ile birlikte ölüm ya da intihar düşüncelerinin de görülebileceği uyarısında bulundu.

Post Luddism yaşıyor olabilir misiniz? 

depresyon, antidepresan, umutsuzluk, moralDepresyonun kaynağı beynin kimyası mı?

Depresyonun ortaya çıkmasında biyolojik, psikolojik ve çevresel pek çok etkenin etkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç,Genetik yatkınlık, depresyonun biyolojik nedenleri arasında sayılır; ailesinde depresyon öyküsü olan bireylerde bu rahatsızlığın görülme riski daha yüksektir. Beyindeki kimyasal dengesizlikler (serotonin, norepinefrin ve dopamin) de depresyon riskini artırabilir. Psikolojik ve sosyal etkenler de depresyonun nedenleri arasında önemli yer tutar. Travmatik yaşam olayları, sevilen birinin kaybı, iş kaybı, ekonomik zorluklar veya ciddi hastalıklar gibi durumlar depresyon riskini artırabilir. Çocuklukta yaşanan travmalar ve kötüye kullanım da depresyonun gelişiminde rol oynayabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık bu durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, sürekli olumsuz düşünceler ve düşük özgüven, depresyonun ortaya çıkmasını tetikleyebilir” ifadelerini kullandı.

Antidepresan gerçeği

Depresyon tedavisinde erken müdahalenin çok önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç, “Psikoterapi, depresyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Antidepresanlar, depresyon tedavisinde sıkça kullanılan bir başka yöntemdir. Beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzeltmeye yardımcı olan bu ilaçlar, genellikle birkaç hafta içinde etkilerini göstermeye başlar. Ancak, antidepresanlarla ilgili toplumda yaygın bazı önyargılar bulunmaktadır. Örneğin, birçok kişi antidepresanların bağımlılık yapıcı olduğunu düşünür. Oysa ki, antidepresanlar doğru kullanıldığında bağımlılık yapmazlar. Bir başka önyargı ise antidepresanların kişiliği değiştirdiği yönündedir. Gerçekte, antidepresanlar depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olur ve kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlar, kişiliğini değiştirmezler. Bazı kişiler de antidepresanların etkisiz olduğunu ya da sadece bir “plasebo” etkisi yarattığını düşünür. Ancak, birçok bilimsel araştırma, antidepresanların depresyon tedavisinde etkili olduğunu kanıtlamıştır. Bu ilaçlar, depresyonun biyokimyasal bileşenlerini hedef alarak, kişinin günlük işlevlerini geri kazanmasına yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.


Düzenli egzersiz, beslenme düzenine ve uygu düzenine dikkat etmenin depresyon etkilerini azaltmada yardımcı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç, “Bunların yanı sıra alkol ve madde kullanımından kaçınmak da tedavi sürecini destekler. Stresi azaltma teknikleri arasında meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri sayılabilir” dedi.

 

Depresyon belirtileri gösteren kişilerin kısa sürede psikiyatri uzmanına görünmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Davut Genç, “Erken teşhis ve tedavi, depresyonun etkilerini minimize edebilir ve kişinin yaşam kalitesini artırabilir. Destek aramaktan çekinmeyin; depresyon tedavi edilebilir bir durumdur ve profesyonel yardım almak bu sürecin en önemli adımıdır. Unutmayın, yalnız değilsiniz ve yardım istemek güçsüzlük değil, aksine önemli bir adımdır” diye konuştu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün