Sezaryenin de riskleri var… Kısırlık bunlardan biri
ESGE Başkanı Prof. Dr. Ertan Sarıdoğan jinekolojik endoskopideki gelişmeleri ve sezaryen sonrası ortaya çıkabilen riskleri anlattı

34. Avrupa Jinekolojik Endoskopi Derneği (ESGE) Kongresi bu yıl İstanbul’da düzenlendi. Kongreye dünyanın dört bir yanından kadın hastalıkları ve doğum uzmanları katılırken, ESGE Başkanı ve University College London Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ertan Sarıdoğan, editorungozunden.com’a özel açıklamalarda bulundu.
“Jinekolojik endoskopi kadın sağlığına yeni bir bakış açısı kazandırdı”

Prof. Dr. Sarıdoğan, endoskopinin kadın hastalıkları alanında tanı ve tedaviye getirdiği dönüşümü şöyle anlattı: “Endoskopi, özellikle ultrason ve MR teknolojilerinin yaygın olmadığı dönemlerde tanı yeteneğimizi büyük ölçüde artırdı. Eskiden karın içine bakmak gerektiğinde açık ameliyat yapardık; bugün ise küçük bir kesiden girilerek hem tanı hem de tedavi mümkün olabiliyor. Örneğin rahim içindeki miyomları artık vajinal yoldan, bazen hastayı uyutmadan bile endoskopik olarak çıkarabiliyoruz.”
Gelişen teknolojiyle birlikte cerrahi müdahalelerin giderek daha az invazif hale geldiğini belirten Sarıdoğan, “Eskiden iki hafta hastanede kalmayı gerektiren ameliyatlardan sonra hastalar artık aynı gün ya da ertesi gün evine dönebiliyor. İyileşme süresi aylar değil, haftalarla ölçülüyor,” dedi.
Yapay zekâ cerraha yol gösteriyor
Endoskopideki yeniliklerin yalnızca cerrahi teknikle sınırlı olmadığını vurgulayan Sarıdoğan, yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerinin de büyük bir ilerleme olduğunu belirtti: “Artık zor görülen endometriozis odaklarını yapay zekâ sayesinde çok daha kolay tespit edebiliyoruz. Görüntü kalitesinin artması ve özel ışık sistemleriyle organların yapısını hasar vermeden görebilmek mümkün hale geldi.”
“Sezaryen risksiz değildir”
Kongrede en çok tartışılan konulardan birinin doğum yöntemleri olduğunu belirten Prof. Dr. Sarıdoğan, sezaryenin sanıldığı kadar “risksiz” bir doğum yöntemi olmadığını söyledi: “Sezaryen ameliyatlarının komplikasyon oranı normal doğuma göre daha yüksek. Çok yüksek olmasa da belirgin fark var. Sezaryen sonrası rahimde ‘skar defekti’ dediğimiz küçük bir cep oluşabiliyor ve bu durum kadınların yaklaşık yüzde 80’inde görülüyor.”

Sezaryen sonrası kanama ve kısırlık riski
Bu skar defektinin çoğu zaman fark edilmeden geçebileceğini ancak bazı hastalarda ciddi sorunlara yol açtığını belirten Sarıdoğan, şu bilgileri verdi: “Bu bölge adet kanının rahim içinde birikmesine neden olabiliyor. Kadın adet bitiminden sonra günlerce akıntı ya da kanama yaşamaya devam edebiliyor. Bazı durumlarda ise bu defekt kısırlığa neden olabiliyor; hastalar hamile kalmakta güçlük çekebiliyor.”
“Türkiye’de sezaryen oranları dünya ortalamasının üzerinde”
Dünyada sezaryen oranlarında artış eğilimi olduğunu belirten Prof. Dr. Sarıdoğan, Türkiye’nin bu alanda ortalamanın oldukça üzerinde olduğunu söyledi: “İngiltere’de sezaryen oranı yüzde 25 civarında. Türkiye’de ise bu oran yüzde 50’nin, hatta bazı kaynaklara göre yüzde 70’in üzerinde. Bu sadece tıbbi değil, sosyal nedenlerle de ilgili. Kadınlar doğum sonrası vajinal hasar yaşamamak için sezaryeni tercih edebiliyor ama bu tercih her zaman bilinçli bir karar olmuyor.”




