Genel Sağlık

Sivrisinek ısırığıyla başlıyor: “Kemik kıran hastalığı”

“Kemik kıran hastalığı” kapınızı çalarsa dikkat! Dang hummasının 7 kritik belirtisi

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan

Halk arasında “kemik kıran hastalığı” olarak bilinen dang humması, Aedes cinsi sivrisineklerin taşıdığı bir virüs nedeniyle ortaya çıkıyor. Yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, döküntü ve gözlerde kızarıklıkla kendini gösterebilen hastalık bazı kişilerde hafif seyrediyor; ancak özellikle hastalığın ilerleyen döneminde kanama ve sıvı kaybıyla ağır bir tabloya dönüşebiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, hastalığın özellikle tropikal ve subtropikal bölgelere seyahat edenler açısından önem taşıdığını belirterek, “En önemli korunma yöntemi sivrisinek tarafından ısırılmayı engellemektir” dedi.

Dang humması, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen, sivrisinek aracılığıyla bulaşan viral enfeksiyonlardan biri. Hastalık kimi kişilerde hiçbir belirti vermeden geçirilebilirken, bazı kişilerde birkaç gün içerisinde aniden yükselen ateş, belirgin kas ve eklem ağrıları, döküntü ve gözlerde kızarıklık gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, “Dang humması Aedes cinsi sivrisineklerden bulaşan, vektör aracılığıyla geçen enfeksiyonlar grubunda yer alıyor. Hastalığın görüldüğü bölgelerde chikungunya, sarı humma ve Zika gibi başka virüsleri taşıyan sivrisineklerle de karşılaşmak mümkün” ifadelerini kullandı.

Dang humması nasıl bulaşıyor?

Dang hummasının bulaşmasında Aedes cinsi sivrisinekler önemli rol oynuyor. Enfekte bir kişiden virüsü alan sivrisinek, daha sonra başka bir kişiyi ısırarak virüsü taşıyabiliyor. Ancak sivrisineğin dış görünüşüne bakarak enfekte olup olmadığını anlamak mümkün değil.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Bu sivrisineklerin enfekte olup olmadığını önceden anlamamız mümkün değil. Tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşayan Aedes cinsi sivrisineklerle bulaş söz konusu. Dolayısıyla hangi sivrisineğin bizi ısırdığını ya da hangi sivrisineğin virüs taşıdığını önceden bilmek oldukça zor” dedi.

Bu nedenle hastalığın görüldüğü bölgelere seyahat eden kişiler açısından sivrisinek ısırıklarını önlemek, hastalıktan korunmanın en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

“Her sivrisinek aynı değil” ama hangisinin taşıdığını bilemeyiz

Sivrisineklerin farklı virüsleri taşıyabilmesi, dang hummasının görüldüğü bölgelerde korunmayı daha da önemli hale getiriyor. Özellikle seyahatlerin ve ülkeler arasındaki insan hareketliliğinin artması, sivrisineklerin farklı coğrafyalara taşınması ihtimalini de gündeme getiriyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, iklim değişikliğinin de bu açıdan yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, “İklim krizinin ve sıcaklıkların artmasının yanı sıra ülkeler arasındaki seyahatlerin artması, sivrisineklerin farklı bölgelere ulaşabilmesi açısından önem taşıyor. Türkiye’nin ikliminin de daha sıcak koşullara doğru ilerlemesiyle bu tür sivrisineklerin ülkemize gelmesi açısından dikkatli olmak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Sivrisinek ısırığından birkaç gün sonra başlayabiliyor

Dang hummasının belirtileri sivrisinek ısırığının hemen ardından ortaya çıkmıyor. Enfeksiyonun kuluçka sürecinin ardından hastalık genellikle birkaç gün içerisinde belirti vermeye başlayabiliyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Enfeksiyon sivrisineğin sokmasından birkaç gün sonra başlayabilir ve birdenbire çok yükselen bir ateşle kendini gösterebilir. Ancak bazı kişilerde hiçbir semptom görülmeyebilir. Asemptomatik dediğimiz bu tabloda kişi enfeksiyonu fark etmeden geçirebilir” ifadelerini kullandı.

Dang hummasının belirtileri başka viral enfeksiyonlarla da karışabildiği için özellikle hastalığın görüldüğü bir bölgeye seyahat öyküsü bulunan kişilerde bu ihtimalin göz önünde bulundurulması önem taşıyor.

“Kemik kıran hastalığı” denmesinin nedeni bu ağrılar

Dang hummasının halk arasında “kemik kıran hastalığı” olarak anılmasının temelinde hastalık sırasında ortaya çıkabilen yoğun kas, eklem ve kemik ağrıları bulunuyor. Ateşe bu ağrıların eşlik etmesi hastaların günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Dang humması viral enfeksiyonların birçok belirtisini barındırdığı için başka enfeksiyonlarla da kolaylıkla karışabilir. Ciltte çeşitli küçük döküntüler, gözde konjonktivit, eklem ağrıları ve kişiyi ciddi şekilde rahatsız eden kas ve kemik ağrıları ortaya çıkabilir” dedi.

Döküntü ve gözlerde kızarıklık da görülebiliyor

Dang hummasında yüksek ateşe ek olarak ciltte döküntüler ve gözlerde kızarıklık gibi belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Ancak her hastada aynı belirtilerin görülmesi beklenmiyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Bulgular arasında ciltte çeşitli küçük döküntüler, konjonktivit, eklem ağrıları, kas ağrıları ve kemik ağrıları bulunabiliyor. Bu nedenle yalnızca tek bir belirtiye bakarak hastalığı değerlendirmek doğru olmaz” ifadelerini kullandı.

Asıl tehlike ilk haftanın sonunda ortaya çıkabilir

Dang hummasında hastalığın seyri açısından ilk haftanın sonu kritik bir dönem olabiliyor. Bu aşamada bazı hastalar iyileşme sürecine girerken, bazı hastalarda kanama ve damar geçirgenliğinin artmasına bağlı daha ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “İyileşme dönemine gidebileceği birinci haftanın sonunda aslında bir yol ayrımı var. Buradan sonraki bir-iki hafta içinde hasta iyileşebilir. Ancak kanama aşamasına gidiyorsa mutlaka hastanede tedavi edilmesi gereken bir aşamadır” dedi.

Dang hummasının ağır seyretmesi durumunda küçük damarların geçirgenliğinin artması, damar dışına sıvı ve kan kaçışına yol açabiliyor. Bu durum farklı bölgelerde kanama bulgularına neden olabiliyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “En küçük kan damarları olan kapillerin geçirgenliği arttığı için kan sızıntıları ortaya çıkabilir. Bu da vücudun çeşitli yerlerinde kanamalar şeklinde görülebilir. Kan kaçaklarına karşı sıvı replasmanı yapılması, yani sıvı verilmesi gerekebilir” açıklamasında bulundu.

Dang hummasının özel bir antivirüsü bulunmuyor

Dang hummasına neden olan virüsü doğrudan ortadan kaldıran özel bir antiviral tedavi bulunmuyor. Özellikle ağır vakalarda tedavinin temelini hastanın durumuna göre uygulanan destek tedavileri oluşturuyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Özel bir virüse karşı kullanılan antiviral tedavi bulunmuyor. Ancak hastalık hastanede yatılarak destek tedavisi gerektirebilir. Özellikle kanama ve sıvı kaybının geliştiği durumlarda hastane koşullarında tedavi önem kazanıyor” dedi.

Bu nedenle ağırlaşma belirtileri gösteren hastaların yalnızca evde dinlenerek süreci geçirmeye çalışmaması gerekiyor.

Bir kez geçirmek yeniden hastalanmayı engellemiyor

Dang hummasının dikkat çekici özelliklerinden biri de hastalığa neden olan virüsün dört farklı serotipinin bulunması. Bir serotiple geçirilen enfeksiyonun ardından diğer serotiplere karşı aynı düzeyde koruma oluşmayabiliyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Dang hummasının dört farklı serotipi var. Bir tanesini geçirip iyileştikten sonra başka bir serotiple karşılaşırsanız hastalığın daha ağır seyretme potansiyeli bulunuyor. Bu serotipler birbirlerine karşı tam bir koruma sağlamıyor” dedi.

Bu nedenle daha önce dang humması geçirmiş olmak, özellikle hastalığın görüldüğü ülkelere seyahat eden kişilerin sivrisineklerden korunma önlemlerini bırakabileceği anlamına gelmiyor.

Türkiye için şu anda büyük bir tehdit mi?

Dang humması daha çok tropikal ve subtropikal bölgelerde görülüyor. Türkiye açısından ise mevcut durum ile gelecekte ortaya çıkabilecek riskleri birbirinden ayırmak gerekiyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, Türkiye açısından mevcut tabloyu, “Türkiye için şu anda önemli bir tehdit değil. Ancak bu kadar seyahatin arttığı bir dünya konjonktüründe herkesin her yere seyahat etmesi ve bir sivrisinek tarafından ısırılması son derece olası” sözleriyle değerlendirdi.

Seyahat hareketliliğinin artması nedeniyle hastalığın görüldüğü bölgelere giden kişilerin korunma konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Akhan, “Bütün bunları ciddiye almak ve gerçekten iyi korunmak önemli” dedi.

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleriTatilde dang hummasından korunmanın en önemli yolu

Dang hummasının yaygın olduğu bölgelere seyahat eden kişiler için korunmanın temelinde sivrisinek ısırıklarını önlemek bulunuyor. Sivrisineğin hangi virüsü taşıdığını dış görünüşünden anlamak mümkün olmadığı için yalnızca belirli bir sivrisinek türünü tanımaya çalışmak yeterli olmuyor.

Prof. Dr. Sıla Akhan, “Hangi sivrisineğin bizi ısırdığını veya hangi sivrisineğin virüs taşıdığını bilmek oldukça zor. Bu yüzden en önemli korunma yöntemi sivrisinek sokulmasını engellemek. Özellikle seyahatlerin bu kadar arttığı bir dönemde sivrisinek ısırığını basit bir durum olarak görmemek ve korunmayı ciddiye almak gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün