

Diş eti hastalıkları, ağız ve diş sağlığını tehdit eden en yaygın sorunlar arasında yer alırken, çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle erken dönemde fark edilmeyebiliyor. Uzmanlar, diş eti kanaması, ağız kokusu, diş eti iltihabı ve diş sallanması gibi belirtilerin basit bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, diş eti hastalıklarının ağrısız ilerleyebildiğini, tedavi edilmediğinde ise diş kaybına kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor. Dr. Bahar’a göre düzenli ağız bakımı ve rutin diş hekimi kontrolleri sayesinde bu hastalıkların büyük bölümü erken dönemde kontrol altına alınabiliyor.
Diş eti hastalıkları neden sessiz ilerliyor?
Birçok kişi dişlerinde ağrı olmadığı sürece ağız sağlığında ciddi bir problem bulunmadığını düşünüyor. Oysa diş eti hastalıkları tam da bu noktada sessizce ilerleyen bir tablo oluşturuyor. Ağrı oluşmaması nedeniyle hastalar çoğu zaman diş eti kanamalarını veya ağız kokusunu önemsemiyor. Ancak bu süreçte iltihap yalnızca diş etinde kalmıyor, zaman içerisinde dişi destekleyen kemik dokusuna kadar ulaşabiliyor.
Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, periodontolojinin dişleri çevreleyen sert ve yumuşak dokuların sağlığını inceleyen uzmanlık alanı olduğunu belirterek, sağlıklı diş etlerinin dişlerin ağızda uzun yıllar sağlam kalmasının temel şartlarından biri olduğunu ifade ediyor.
Diş eti kanaması hangi hastalığın habercisi olabilir?
Pek çok kişi diş fırçalarken oluşan kanamayı sert fırçalamaya bağlıyor. Ancak uzmanlara göre düzenli tekrar eden diş eti kanamaları çoğu zaman diş eti iltihabının ilk belirtileri arasında yer alıyor.
Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, ağız hijyeninin yeterli olmadığı durumlarda diş eti kenarlarında bakteri plağı ve yemek artıklarının biriktiğini, bunun da zamanla diş etlerinde kızarıklık, şişlik ve iltihaplanmaya neden olduğunu aktarıyor. Diş eti kanamasının yanı sıra ağız kokusu da bu sürecin dikkat çeken belirtileri arasında bulunuyor.
Erken dönemde fark edilen diş eti hastalıklarının uygun tedavi ve düzenli ağız bakımıyla büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini ifade eden Dr. Bahar, belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Ağrı olmaması hastalığın olmadığı anlamına gelmiyor
Diş eti hastalıklarının en tehlikeli yönlerinden biri ağrı oluşturmadan ilerleyebilmesi. Bu nedenle hastalar çoğu zaman tedavi için geç kalabiliyor.
Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, diş eti iltihabının tedavi edilmediğinde yalnızca diş etini değil, dişi destekleyen kemik dokusunu da etkileyebildiğini belirtiyor. Kemik kaybının başlamasıyla birlikte dişlerde sallanma görülebiliyor ve ilerleyen süreçte diş kayıpları yaşanabiliyor.
Uzmanlara göre diş kaybı oluşmadan önce fark edilen periodontal hastalıklar çok daha başarılı şekilde tedavi edilebiliyor. Bu nedenle düzenli kontroller büyük önem taşıyor.
Diş eti hastalıkları implant tedavisini de etkileyebiliyor
Diş kaybı yaşayan birçok kişi çözüm olarak implant tedavisini düşünüyor. Ancak uzmanlar, ileri seviyeye ulaşan diş eti hastalıklarının implant uygulamasını da zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, implant yapılabilmesi için çene kemiğinin yeterli hacim ve sağlamlığa sahip olması gerektiğini ifade ediyor. Diş eti hastalıklarına bağlı gelişen kemik kayıplarında ise implant öncesinde kemik artırıcı ek tedavilere ihtiyaç duyulabileceğini belirten Dr. Bahar, erken tedavinin bu açıdan da büyük avantaj sağladığını dile getiriyor.
Diş eti hastalıkları nasıl önlenebilir?
Uzmanlara göre diş eti hastalıklarının önlenmesinde en etkili yöntem düzenli ağız hijyeni sağlamak.
Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dişlerin doğru teknikle günde en az iki kez fırçalanmasının, diş ipi kullanımının ihmal edilmemesinin ve ağız bakımının günlük rutinin bir parçası haline getirilmesinin hastalık riskini önemli ölçüde azalttığını söylüyor.
Bunun yanında yaklaşık altı ayda bir profesyonel diş taşı temizliği yaptırılması ve gerekli durumlarda polisaj uygulanmasının da diş eti sağlığını koruyan önemli uygulamalar arasında yer aldığını ifade ediyor.
Hangi belirtilerde diş hekimine başvurulmalı?
Diş eti hastalıkları başlangıç döneminde hafif belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulması öneriliyor:
- Diş fırçalarken veya kendiliğinden oluşan diş eti kanamaları
- Sürekli ağız kokusu
- Diş etlerinde kızarıklık ve şişlik
- Diş etlerinde çekilme
- Dişlerde sallanma hissi
- Çiğneme sırasında rahatsızlık
Bu belirtilerin erken değerlendirilmesi, hem dişlerin hem de dişi destekleyen kemik dokusunun korunması açısından büyük önem taşıyor.
Düzenli kontroller dişlerinizi yıllarca koruyabilir
Ağız ve diş sağlığında en büyük hatalardan biri yalnızca ağrı oluştuğunda diş hekimine gitmek. Oysa diş eti hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerlediği için rutin kontroller erken teşhis açısından kritik rol oynuyor.
Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, düzenli diş hekimi muayeneleri sayesinde diş eti hastalıklarının başlangıç aşamasında tespit edilerek tedavi edilebildiğini ifade ediyor. Erken tanıyla birlikte diş kaybının önlenebildiğini, kemik dokusunun korunabildiğini ve ileride ihtiyaç duyulabilecek implant tedavilerinin de daha sağlıklı şekilde planlanabildiğini belirten Dr. Bahar, yaşam boyu sağlıklı bir gülüş için ağız bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Erken dönemde alınacak basit önlemler ve düzenli kontroller sayesinde diş eti hastalıklarının büyük bölümünün kontrol altına alınabileceği, böylece hem ağız sağlığının hem de yaşam kalitesinin uzun yıllar korunabileceği ifade ediliyor.



