Kadın

Mamografi Hakkında Doğru Bildiğiniz 4 Yanlış

Ailede meme kanseri öyküsü bulunmaması veya ultrason yaptırılması mamografi ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.

Doç. Dr. Özgür Sarıca

Mamografi, meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesine yönelik kontroller arasında yer alıyor. Ancak çekimde kullanılan radyasyon, memeye uygulanan sıkıştırma ve ultrasonun yeterli olup olmadığı gibi konularda yanlış bilgiler, kadınların tarama kontrollerini ertelemesine neden olabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografi hakkında toplumda sık karşılaşılan dört yanlış inanışı ve bu konulardaki gerçekleri anlattı.

Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografiyle ilgili endişelerin tarama kararlarını etkileyebildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Çevreden duyulan veya sosyal medyada karşılaşılan bilgiler, kadınların mamografi kontrolüne endişeyle yaklaşmasına neden olabiliyor. Çekimde kullanılan radyasyondan memenin sıkıştırılmasına kadar farklı konularda yanlış inanışlarla karşılaşıyoruz. Ailesinde meme kanseri olmadığı veya ultrason yaptırdığı için mamografiye ihtiyaç duymadığını düşünen kişiler de var. Oysa tarama kararını yanlış inanışlara göre değil, kişinin yaşını ve risklerini değerlendirerek vermemiz gerekiyor. Mamografi hakkında doğru bilinen yanlışları konuşmak, hem endişeleri gidermek hem de kontrollerin ertelenmesini önlemek açısından önemli.”

1. Ailede meme kanseri yoksa mamografi gereksiz mi?

Mamografiyle ilgili yaygın yanlış inanışlardan biri, ailede meme kanseri öyküsü bulunmayan kişilerin bu taramaya ihtiyaç duymadığı düşüncesi. Ancak meme kanseri tanısı alan kişilerin büyük bölümünde aile öyküsü bulunmuyor.

Doç. Dr. Özgür Sarıca, aile öyküsünün tek başına tarama ihtiyacını belirlemediğini vurgulayarak şu bilgileri paylaştı:

“Kadınlardan sıkça duyduğumuz yanılgılardan biri, ailede meme kanseri görülmemiş olmasının mamografiye ihtiyaç duyulmadığı anlamına geldiği düşüncesi. Oysa yeni tanı alan meme kanseri vakalarının yüzde 80–85’inde aile öyküsü bulunmuyor. Başka bir ifadeyle, meme kanseri tanısı alan kişilerin büyük çoğunluğunun ailesinde daha önce bu hastalıkla karşılaşılmamış oluyor.”

Tarama kararının yalnızca ailede hastalık öyküsü bulunup bulunmadığına göre verilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Sarıca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu nedenle tarama ihtiyacını yalnızca aile öyküsüne göre değerlendirmiyoruz. Ailesinde meme kanseri olmayan kişilerin de hastalığı erken dönemde yakalayabilmek için yaşlarına ve kişisel risklerine uygun olarak önerdiğimiz aralıklarla mamografi çektirmesi gerekiyor.”

2. Mamografide kullanılan radyasyon zararlı mı?

Mamografi sırasında X ışını kullanılması, kadınların en çok endişe duyduğu konulardan biri. Bu nedenle bazı kişiler radyasyona maruz kalmamak için mamografi kontrolünden kaçınabiliyor. Doç. Dr. Özgür Sarıca, bu konuda değerlendirme yapılırken kullanılan radyasyonun dozunun dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

“Memede görüntüleme yapılırken radyasyon kullanılması kaygı yaratabiliyor. Ancak burada önemli olan, alınan radyasyonun dozudur. Mamografi cihazlarını 1960’lı yılların sonlarından bu yana kullanıyoruz. Bu süreçte edindiğimiz deneyim sayesinde kullanılan düşük dozun güvenliği hakkında önemli bir bilgi birikimine sahibiz.”

Mamografideki radyasyon miktarını günlük yaşamda doğal kaynaklardan alınan radyasyonla karşılaştıran Doç. Dr. Sarıca, şu açıklamada bulundu:

“Bir akciğer röntgeninin hafif üzerinde radyasyon veren mamografi, X ışınıyla çalışan görüntüleme yöntemleri arasında en düşük dozda radyasyon veren yöntemlerden biridir. Hepimiz yıl boyunca doğal kaynaklardan radyasyon alıyoruz. Tek bir mamografi çekiminde maruz kaldığımız doz, bu yıllık miktarın altındadır. Dolayısıyla radyasyon kaygısıyla mamografiden kaçınmak yerine kontrolleri hekimin önerdiği aralıklarla sürdürmek gerekiyor.”

3. Mamografi sırasında memenin sıkıştırılması zarar verir mi?

Mamografi çekimi sırasında memeye uygulanan sıkıştırma da kadınların merak ettiği konular arasında bulunuyor. Bu işlemin meme dokusuna zarar verdiği veya meme kanserine neden olduğu yönündeki düşüncenin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Özgür Sarıca, uygulanan basıncın kontrollü şekilde ayarlandığını aktardı.

“Son dönemde hastalarımızdan sıkça duyduğumuz sorulardan biri, çekim sırasında memeye uygulanan sıkıştırmanın zarar verip vermediği. Bu işlemin meme kanserine yol açtığı düşüncesi doğru değildir. Mamografi sırasında memeye ne kadar basınç uyguladığımızı biliyor ve bu basıncı kontrollü bir şekilde ayarlıyoruz.”

Çekim sırasında hissedilebilen baskı ile meme dokusuna zarar verilmesinin aynı şey olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Sarıca, sözlerine şöyle devam etti:

“Çekim sırasında hissedilen baskının meme dokusuna zarar vermediğini biliyoruz. Kısa süreli bir rahatsızlık hissi yaşanabilse de uygun şekilde yapılan sıkıştırmanın meme dokusuna zarar vermesini beklemiyoruz.”

4. Meme ultrasonu yaptırmak mamografi için yeterli mi?

Mamografiyle ilgili bir diğer yanlış inanış ise meme ultrasonunun tek başına yeterli olduğu düşüncesi. Her iki yöntem de memenin görüntülenmesini sağlasa da farklı özellikleri sayesinde birbirinde görülmeyen bulguları ortaya çıkarabiliyor.

Doç. Dr. Özgür Sarıca, ultrasonun mamografinin yerine geçen bir tarama yöntemi olarak kullanılmadığını belirterek şu bilgileri verdi:

“Hastalarımız bazen ultrason yaptırdıkları için mamografiye ihtiyaç kalmadığını düşünüyor. Oysa her iki yöntem de memeyi görüntülese de farklı özellikleri sayesinde birbirinde görülmeyen bulguları ortaya çıkarabiliyor. Bu nedenle ultrasonu, mamografinin yerine geçen bir tarama yöntemi olarak kullanmıyoruz.”

Yalnızca ultrasonla yapılan değerlendirmede bazı meme kanserlerinin gözden kaçabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Sarıca, iki görüntüleme yönteminin birbirini tamamlayan özelliklerini şöyle açıkladı:

“Yalnızca ultrasonla değerlendirme yaptığımızda her 4–5 meme kanserinden biri teknik olarak gözden kaçabiliyor. Ultrasonun saptayamadığı bu kanserlerin önemli bir bölümünü ise mamografiyle görebiliyoruz. Kısacası ultrason incelemesi tek başına yeterli değildir. Kanser tarama yöntemi olarak yıllık mamografi kullanmak önemlidir.”

editörün gözünden nedir, sağlık editörü kimdir, sağlık editörü elif nur güder, editörün gözünden sağlık haberleri

Mamografi kontrolleri neden ertelenmemeli?

Mamografi hakkında radyasyon, aile öyküsü, memenin sıkıştırılması ve ultrasonun yeterliliği gibi konularda karşılaşılan yanlış inanışlar, tarama kararlarını etkileyebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Sarıca, mamografi ihtiyacının yalnızca ailede meme kanseri öyküsü bulunmasına veya ultrason yaptırılmış olmasına göre değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Doç. Dr. Sarıca’nın açıklamalarına göre tarama kararı, kişinin yaşı ve kişisel riskleri dikkate alınarak verilmeli; kontroller hekimin önerdiği aralıklarla sürdürülmeli. Mamografi ve ultrasonun farklı özelliklere sahip görüntüleme yöntemleri olması da tarama sürecinde bu iki yöntemin birbirinin yerine değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün