GüncelÖzel İçerikler

Obezite ameliyatı çare mi çaresizlik mi?

Obezite vücutta alınan kalori miktarının harcanan kalori miktarından kat be kat fazla olmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlanıyor. Ancak obezitenin birden fazla etkeni olduğu gibi obezitenin kendisi de pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Şahin obeziteyi bir bataklığa, obezitenin neden olduğu hastalıkları da bataklığın etrafındaki sineklere benzetiyor. Peki obezite ameliyatları bu durumda olan hastalar için gerçekten bir çare mi? İşe yarıyor mu? Yoksa geçici bir çözüm mü sadece? Tüm bunları Editörün Gözünden’de konuştuk.

Obezite kansere de davetiye

Prof. Dr. İbrahim Şahin

Obezitenin başta kanser olmak üzere pek çok hastalıkla ilişkili olabileceğini söyleyen Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Birçok kanser obeziteyle ilişkili ya da yağ dokusunun fazlalılığıyla ilişkili diyoruz. Çünkü yağ dokusu arttıkça örneğin östrojen artıyor mesela. Bu ne oluyor? Kadınlarda meme kanseri, yumurtalık kanseri, endometrium kanseri yani rahim kanserleri artıyor. Mesela pankreas kanseri obezlerde neredeyse iki kat daha fazla. Mesela siz ne kadar çok yiyorsanız o kadar  kanserojen madde alıyorsunuz. Bu sefer bağırsak kanserleri artıyor. Kanserle de ilişkili obezite yani kilosu fazla olanlarda kanser riski birçok mekanizmayla artıyor. Üreme problemleri artıyor mesela. Bazen bize geliyor hastalar, infertilite problemleri var çocuk olmuyor. Kadın doğumcuya gidiliyor ve ilk bize gönderiliyor ki “önce kilo vermen gerekiyor” denilerek. Çünkü menstürasyon döngüsünün düzene girmesi gerekiyor. Bunun için de obezite boyutunda olmasa da kişi sağlıklı, ideal kilosuna ulaşması gerekiyor. Bu ideal kilo kimisine göre 60 kilodur, kimisine göre 70, 80″ diye konuştu.

Çok zayıflıkta çok kiloluluk da ölüm getiriyor

Yapılan araştırmalarda ideal vücut ağırlığının altının da üstünün de ölümcül olduğunun gösterildiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Vücut kitle indeksin 17.5’un altındaysa hasta olma ve ölüm yani mortalite oranı artıyor. Aynı şekilde vücut kitle indeksiniz 25’ten itibaren 30’a doğru gittikçe diyelim ölüm oranı 1 kat artıyorsa 30’dan sonra 40’a doğru gittikçe 2 kat arttığını görüyoruz. Buna U eğrisi diyoruz. Çok zayıflık da iyi değil, çok aşırı kilolu olmak da iyi değil” ifadelerini kullandı.

Bel çevreniz riskinizi gösteriyor

Aynı kiloda ve aynı boyda iki kişi kıyaslandığında bel çevresinin kalınlığının sağlık açısından belirleyici bir faktör olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Çünkü vücudumuzdaki
depolanan yağ en çok karın içerisinde oluyor ve orayı biz ölçtüğümüzde yani riskini mesela erkeklerde 100, kadınlarda 90’ın üzerindeyse göbek çevresi çok ciddi risk altında oluyor” dedi.

Obezitenin yaşam süresi üzerinde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Yaşam kalitenizi de düşürüyor. Diyabet, tansiyon, kalp hastalığı, kanser, üreme bozukları, depresyon, eklem hastalıkları gibi birçok soruna neden oluyor. Ancak obezitenin tedavisinde atılacak en önemli adım ilk olarak endokrinoloji uzmanına başvurmak olmalı. Çünkü obezite çok boyutlu bir hastalıktır. Tedavisi en zor hastalıktır aynı zamanda. Mesela bazen hasta geliyor, kilo veremiyor ama altından tiroid sorunu çıkıyor. Tedavi düzenlendiğinde kilo kaybı kendiliğinden geliyor. Bu yüzden hep söylediğim şey obezite çok yönlü ve multidisipliner yaklaşım gerektiren bir hastalık. Kişinin tek başına üstesinden gelebileceği bir sorun değil” diye konuştu.

Çocukken yapılan beslenme hatası obezitenin temelini atıyor!

Obezitenin pek çok sebebinin olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Genetik sebepler de olabilir. Ama bazı durumlarda çocukluk çağında beslenme de çok etkili. Bizim öğrencilerimiz çocuklarda, bebeklerde malnütrisyon dediğimiz kötü beslenme ve zayıflıkla ilgili bir çalışma yapmıştı, baktılar ki zayıf çocuk yok. Çocuklarda da kilo problemi çok fazla. Yine son yayımlanan bir raporda Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’de ergenlerde obezitenin çok arttığı gösterildi. Çünkü ebeveynlerin çocuklar doysun diye her şeyi çokça yedirme davranışı obezitenin temelini atıyor” dedi.

Günümüzün sağlık sorunu: Endokrin Bozucular

Günümüzde pek çok hastalığa zemin hazırlayan sorunun sağlıksız beslenme olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Endokrin Derneği’nin en önemli konusuydu endokrin bozucular. Endokrin disruptor diyoruz. Endokrin bozucular aldığınız sağlıksız gıdalar veya katkı maddeleri ya da işte kullandığınız plastikler ya da gıdalarda kullanılan bozulmasın diye yapılanlar, böcekler gelmesin diye atılan ilaçlar vs. Bunların hepsi bir şekilde birikiyor. Yediğiniz gıdalarla vücudunuza geliyor ve vücudunuzda işte kanser de dahil, üreme problemleri de dahil, hormonal bozukluklar dahil bunlara neden oluyor. Hormonlarımızı bozuyor onlar da vücudumuzu bozuyor. İşte bu da sağlıksız bir nesil oluşmasını sağlayacak” diye konuştu.

Tüp mide ameliyatları çare mi çaresizlik mi?

Tüp mide ameliyatlarının obezite tedavisi kurtarıcı olarak görüldüğünü belirten Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Ameliyatların vücudun yapısını bozduğu unutulmamalı. Doğal işleyişi bozuyorsunuz bir kere. Hastanın yürüyemediği, hareket edemediği, total sağlığını tehdit ettiği durumlarda gerçekten çok başarılı oluyor. Çünkü hastaya yürüyüş önereceksiniz ama hasta yürüyemiyor, hareket etmesi gerekiyor ama hasta hareket edemeyecek durumda. Bu hastalar için fayda ve zararlarını tarttığınızda evet etkisi oluyor. Ama “biraz kilom var benim, ameliyatla ideal kiloma erişeyim” diye yapılacak işlemler değil bunlar” dedi.

Hastaların ameliyatta ciddi kilo kaybettiğini söyleyen Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Ancak dikkat etmezlerse belki eski hallerine dönmüyorlar ama yine alıyorlar kilo. Tüp mide ameliyatlarından sonra gördüğümüz en sık sorun da vitamin eksikliği. Çünkü emilim engelleniyor ameliyatın sürecinden dolayı. Kemik erimesi oluyor yine. Ameliyattan sonra hiç kontrole gitmiyor hastalar, dolayısıyla takip yapılmadığı için kemik erimesi erken dönemde farkedilemiyor. Bir bakıyorsunuz hasta kemik kırığıyla geliyor. Kansızlık, anemi gelişmiş hastalar oluyor. Dolayısıyla tüp mide ameliyatı olmuş hastaların mutlaka takipte olması gerekiyor” diye konuştu.

Mide esneyebilen bir organ

Mide ameliyatlarından sonra hastaların dikkat etmedikleri takdirde eski kilolarına dönebilecekleri konusunda uyarıda bulunan Prof. Dr. İbrahim Şahin, “Mide esneyebilen bir organ ve adaptasyon yeteneği çok fazla. Eğer siz sağlıksız alışkanlıklarınıza devam ederseniz 2 yıl sonra yeniden kilo alımı başlayabiliyor. Aynı şey diğer zayıflama iğnelerinde, ürünlerinde de geçerli” dedi.

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün