Türkiye’de sivrisinekler Chikungunya virüsünü yayabilir!

Sivrisinekler sıtma, batı nil, zika’dan sonra şimdi de Chikungunya virüsünü mü yaymaya başladı? Chikungunya virüsü sivrisineklerden bulaşan yeni baş belamız mı olacak? İstanbul’da ve Türkiye’de görüldü. Isırdığında bir kaç gün süren ateşe neden oluyor? Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Merkezi -KUISCID‘in yaptığı araştırmalarda rastlanan bu sinek tehlikeli mi? İnsanımızı öldüren en ciddi 5 enfeksiyon ne? Antibiyotik direnci sanıldığından neden daha tehlikeli? Tüm bunları KUISCID Direktörü – Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül ile Editörün Gözünden’de konuştuk.
“Sars COV-2’nin pandemi yapacağını beklemiyorduk”

Pandemi riskinin her zaman olduğunu belirten Prof. Dr. Önder Ergönül, “Biz pandeminin etkeni olan SARSCOV 2’nin de bir gün gelip bu kadar büyük bir pandemi yapacağını açıkçası beklemiyorduk. Bunlar genelde beklenmedik oluyor. Her ne kadar hazırlıklar yapılsa da şimdi dünyanın her yerinde pandemi öncesi hazırlık yapılıyor “acaba başka bir pandemi olur mu, hazırlıksız yakalanır mıyız” diye. O nedenle “hazırlanalım” gibi çalışmalar var, birçok araştırma merkezi, bizim merkezimiz de aynı şekilde bakıyor ama bunu kestirmek hiç kolay değil. Fakat adaylar var tabii. Hangi etkenler böyle bir pandemi yapabilir? Bir kere solunum yolu virüsü olması önemli oluyor burada. Bu açıdan bakarsak influenza tiplerinden H5 N1 Amerika Birleşik Devletleri’nden çok yakından izleniyor. İlk çıkan vakalar orada hakikaten var, insandan insana geçiş açısından da çok dikkatle izleniyor. Daha çok kanatlılar, kanatlı çiftliklerinde yani tavuk çiftliklerinde o tür yerlerde bir saptandı ve buradan insana geçiş yolu da saptandı. Bunlar gösterildi ama insandan insana girişinin hızlı olması durumunda yüksek ölüm hızıyla seyreden hakikaten korkulan bir pandemi haline dönüşebilir. Bunun ötesinde SARSCOV 2’ydi bu birincisi 2004’te 20 yıl evvel ilk çıkmıştı, çok yayılmamıştı. Dolayısıyla SARSCOV 3’te rahatlıkla çıkabilir. Tabii ki burada bilimin ışığını bırakmadan bunları çok soğukkanlıkla izlemek gerekir” diye konuştu.
Dünyada sadece insanın yaşadığını zannediyoruz!
Biz insanların bazen unuttuğunu ancak dünyada insanlarla birlikte yaşayan mikrocanlılar, mikroorganizmalar, virüsler, parazitlerinde yaşadığına dikkat çeken Prof. Dr. Önder Ergönül, “Halbuki bu canlılar da üremek için hücrelere ihtiyaç duyuyor. SARSCOV’un çıkışı da bu şekildeydi. Dolayısıyla insan dışı mikrocanlıların birbiriyle iletişimi de bu yüzden kritik. Yaşadığımız, ilerlediğimiz sorunlarla birlikte yeni sorunlar, yeni başlıklar, yeni yaşam biçimleri, yeni habitasyonlar başka virüsleri, başka bakterileri gündeme getiriyor. Hiç ummadığımız bir bakteri ya da virüs de çıkabilir. İnsanlık tarihi hep böyle gelişmiş. Dolayısıyla hele hele şimdi bir global bir dünyada yani çok iletişimin arttığı, seyahatlerin arttığı bir dünyada, küresel ısınmanın olduğu bir durumda, iklim değişikliklerinin olduğu bir durumda farklı bir noktada yine benzer şekilde hiç beklemediğimiz virüsler, bakteriler ortaya çıkabilir” uyarısında bulundu.
İklim değişikliği yeni pandemiyi nasıl getirir?
Yeni pandemi denildiğinde iklim değişikliğinin bulunduğu noktanın çok kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Önder Ergönül, “Buzullar eridikçe iklim değişikliğinde, buzullarda donmuş olarak bekleyen, bir tür buzdolabımızda, yerkürenin buzdolabında donmuş olarak bekleyen virüsler, bakteriler sıcak sulara geliyorlar. Yani deniz yoluyla çok rahatlıkla gelebilirler. Şu anda tam olarak oradan gelen ve salgın yapan bir durum yok henüz ama bu olasılıklardan biri. Diğer yandan bazı vektörler sıcakta daha çok yaşayabiliyor. Örneğin sivrisinekler daha önce hiç sıtma görülmeyen yerlerde sıtma görmeye başladık. Kenelerde bu şekilde örneğin. Kırım Kongo Kanamalı Ateşini taşıyan kene vardır Hyalomma türü. Bunlar hiç beklenmedik şekilde İspanya’da ve geçen yıl Portekiz’de ortaya çıktı. Nasıl taşındı, Afrika’dan göçmen kuşlar aracılığıyla gittiler. Orada yaşayacak ortam buldular ve uyum sağladılar. Daha yukarı çıkma ihtimalleri de var. Kongo’dayken daha kuzeyde yaşayabiliyorlar, mesela artık Fransa’da da bekleniyorlar. Bu tamamen iklim değişikliğinin etkisidir. Evrimdir bir nevi. Adaptasyon yaşıyorlar” dedi.
Antibiyotik ilk bulunduğunda “enfeksiyon hastalıkları bitti” denildi!
Mikroorganizmaların da direnç geliştirdiğini ve antibiyotik direncinin bu direncin bir sonucu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Önder Ergönül, “Antibiyotikler keşfedildiği zaman dünyada “tamam artık enfeksiyon hastalıkları bitti” diye düşündü insanlar. Amerikan Sağlık Bakanı’nın böyle bir açıklaması vardır “Artık enfeksiyon devri kapandı” diye. 1960’ların arkasından HIV çıktı, Covid çıktı, başka birçok hastalık çıktı. Çünkü mikroorganizmalar evrim geçirdiler ve o
evrimlerin de etkisiyle hem dirençli hale geldiler. Bakterilerde antibiyotiklere karşı dirençli hale geldi” dedi.
Yeni bir pandemi mantar enfeksiyonlarıyla mı gelecek? – Editörün Gözünden
Antibiyotik direncinden 2030’lu yıllarda Türkiye’de çok fazla insan kaybedilecek
Antibiyotik direnci yüzünden insanların çok basit bir enfeksiyon kaybedilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Önder Ergönül, “2030-50’li yıllarda Türkiye’de çok fazla insan bu yüzden kaybedilecek maalesef. Bunu bugünden biliyoruz çünkü en basit antibiyotiklere karşı ciddi bir direnç var. Şöyle örnek verelim işte idrar yolu enfeksiyonu; kadınlar daha çok daha erken yaşlarda, erkekler ileri yaşlarda geçirirler idrar yolu enfeksiyonunu. Buna E.Coli dediğimiz çok sıradan bir bakteri neden olur. Ve Türkiye’de en sık kullanılan antibiyotiklere karşı yüzde 50 oranında direnç var. Örneğin Bir İskandinav ülkesinde bu oran yüzde 5 bile değildir. Çünkü bilinçsizce kullanıyoruz. Eğitim ne kadar düşükse gereksiz antibiyotik kullanımı o kadar yükseliyor” dedi.
Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları Raporu
Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi’nde Türkiye’de çok ciddi enfeksiyon araştırmaları yapıldığını ve bu araştırmaların uluslararası hakemli dergilerde yayınlanarak Türkiye’nin bilimsel olarak adının duyurulduğunu belirten Prof. Dr. Önder Ergönül, “Oluşturduğumuz hem çalışma modeli hem
üretimlerimiz, ürettiklerimiz ve yaptıklarımızla model olmayı zaten en baştan düşünüyorduk. Şimdi bunları göstermeye başladık. Örneğin Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları Raporu’nu yayınladık. Türkiye’de halk sağlığı problemi olabilecek 11 konuyu seçtik. Burada en büyük problemimiz antibiyotik direnci. Onun
dışında vektörlerle bulaşan hastalıklar var. Kırım Kongo, Batı Nil Ateşi gibi hastalıklar. Gastroentestinal sistem problemleri, enfeksiyonları, besin zehirlenmeleri Türkiye için ciddi bir problemdir, solunum yolu enfeksiyonları, HIV de bir problem son dönemlerde artış gösteriyor. Bir başka şey de aşı meselesi; kızamık örneğin
kızamıkta Türkiye dünyada en çok kızamık görülen ülkelerden bir tanesi olma yolunda gidiyor” diye konuştu.
Sivrisinekler Chikungunya virüsünü yayıyor. İstanbul’da görüldü!
Son 10 yılda 300 vakayı toplayarak yayınladıklarını belirten Prof. Dr. Önder Ergönül,”İstanbul’da özellikle Chikungunya Fewer yani Çikungunya Ateşi denilen bir enfeksiyon türü var şu anda. Çalışılması gereken virüslerden biri. Swahili dilinde iki büklüm anlamına geliyor. Aslında öldürücü değil. 3-4 gün süren ağır bir hastalık yapıyor sivrisineklerin sokmasıyla. Henüz vakayla ilgili çalışma yapılmamış ama çalışılması gereken bir durum, süreç bu. Korunmak için belediyelerin ilaçlamalarını yapmaları gerekiyor. Bakanlıkça da hastaneye başvuru takiplerinin yapılması, kayıt altına alınması gerekiyor ki araştırmalar detaylandırılsın. İnsanların da bireysel olarak önlem almaları şart” uyarılarında bulundu.




