

Otizmin erken belirtileri, çocuklarda sosyal iletişim, göz teması, ismine tepki verme ve karşılıklı oyunlara katılım gibi alanlarda ortaya çıkabiliyor. İlk farklılıkların yaklaşık 1,5 yaşından itibaren fark edilebildiğini belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, belirtilerin her çocukta aynı şekilde görülmediğini ve gelişimsel farklılıkların değerlendirilmesinin önem taşıdığını söylüyor.
Otizmde erken belirtiler neler?
Bir çocuğun ismiyle seslenildiğinde dönüp bakmaması, gülümsemeye karşılık vermemesi ya da ebeveyninin gösterdiği bir nesneye yönelmemesi, özellikle tekrarlayan bir durum haline geldiğinde gelişimsel açıdan değerlendirilmesi gereken işaretler arasında yer alabiliyor. Bu tür belirtiler tek başına otizm tanısı anlamına gelmese de otizmin erken belirtileri arasında bulunabildiği için göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Otizm spektrum bozukluğu; sosyal iletişim ve etkileşim alanlarında güçlüklerin yanı sıra tekrarlayıcı davranışlar, sınırlı ilgi alanları ve duyusal farklılıklarla kendini gösterebilen nörogelişimsel bir durum olarak değerlendiriliyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, özellikle erken çocukluk döneminde fark edilen sosyal iletişim ve dil gelişimi farklılıklarının çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.
İsmiyle seslenildiğinde bakmaması erken işaretlerden biri olabilir
Çocuklarda gelişimsel farklılıkların ilk belirtileri yaklaşık 1,5 yaş civarında fark edilebiliyor. Bu dönemde çocuğun çevresindeki insanlarla nasıl iletişim kurduğu, karşılıklı etkileşime girip girmediği ve kendisine yöneltilen sosyal uyaranlara nasıl karşılık verdiği önemli ipuçları sağlayabiliyor.
Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Çocuğun sosyal etkileşimde zorlanması, sosyal gülümsemeye karşılık vermemesi, ismiyle seslenildiğinde bakmaması veya seslenmeye tepki vermemesi erken dönemde dikkat çekebilen belirtiler arasında yer alıyor.” diyor.
Bunun yanında çocuğun ebeveyniyle karşılıklı oyunlara katılmaması, örneğin “ce-ee” gibi basit sosyal oyunlara beklenen ilgiyi göstermemesi de dikkat edilmesi gereken davranışlar arasında bulunuyor.
Ebeveynin bir nesneyi veya belirli bir yönü işaret etmesine rağmen çocuğun oraya bakmaması ya da çevresindeki kişilere ve olaylara beklenen düzeyde ilgi göstermemesi de sosyal iletişim açısından değerlendirilmesi gereken farklılıklar arasında sayılıyor.
Otizm tek tip belirtilerle ortaya çıkmıyor
Otizm söz konusu olduğunda her çocuğun aynı özellikleri göstermesi beklenmiyor. Zaten “spektrum” kavramının kullanılmasının temel nedenlerinden biri de belirtilerin görülme biçimi ve şiddetinin kişiden kişiye değişebilmesi.
Dr. Öğr. Üyesi Luş, günümüzde otizmin farklı özellik ve düzeylerin bir arada bulunabildiği bir spektrum olarak ele alındığını belirtiyor.
Geçmişte Asperger sendromu veya atipik otizm gibi farklı tanımlamalarla ifade edilen bazı tabloların da günümüzde otizm spektrum bozukluğu kapsamında değerlendirildiğini aktaran Luş, sosyal iletişim ve etkileşim güçlüklerinin spektrumun temel özellikleri arasında bulunduğunu ifade ediyor.
Bu nedenle bir çocukta belirgin bir konuşma gecikmesi görülürken başka bir çocukta dil gelişimi daha ileri düzeyde olabilir ancak sosyal iletişim alanında belirgin güçlükler yaşanabilir.
Konuşmanın gecikmesi tek belirti değil
Dil gelişimindeki farklılıklar, ebeveynlerin çocuklarının gelişiminde en kolay fark edebildiği konulardan biri.
Bazı çocuklarda konuşmanın hiç başlamaması veya yaşıtlarına göre belirgin şekilde gecikmesi görülebilir. Bazı çocuklarda ise kelime ve cümle kurma becerisi gelişmiş olmasına rağmen dil, sosyal iletişim amacıyla beklenen şekilde kullanılmayabilir.
Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Çocuğun hiç konuşmaması, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi veya konuşma gelişmiş olsa bile dilin sosyal iletişim amacıyla uygun şekilde kullanılmaması görülebiliyor.” ifadelerini kullanıyor.
Sosyal iletişim güçlükleri yalnızca küçük çocuklarla da sınırlı değil. Ergenlik ve yetişkinlik döneminde mecazları anlamakta zorlanma, sosyal iletişimi kendiliğinden başlatamama veya farklı ortamlara uygun bir dil kullanmakta güçlük yaşama gibi özellikler de görülebiliyor.
Ancak bu özelliklerin her bireyde aynı düzeyde ortaya çıkmadığının altını çizmek gerekiyor.
Tekrarlayıcı hareketler ve duyusal farklılıklar da görülebiliyor
Otizm spektrumunun değerlendirilmesinde sosyal iletişimin yanı sıra davranışsal özellikler de önem taşıyor.
Tekrarlayıcı hareketler ve basmakalıp davranışlar bunlar arasında yer alabiliyor. Bunun yanı sıra çocuğun belirli nesnelere veya konulara yoğun ilgi göstermesi, rutinlerde meydana gelen değişikliklere karşı beklenenden daha güçlü tepkiler vermesi ya da belirli davranışları tekrar tekrar yapması da gelişimsel değerlendirmede dikkate alınabiliyor.
Duyusal uyaranlara verilen tepkiler de çocuklar arasında farklılık gösterebiliyor.
Bazı çocuklar yüksek ses, parlak ışık, belirli dokular veya fiziksel temasa karşı aşırı hassasiyet gösterebilirken, bazıları aynı uyaranlara beklenenden daha az tepki verebiliyor.
Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Ses, ışık, dokunma veya diğer duyusal uyaranlara verilen tepkiler bireyden bireye değişebiliyor.” diyerek otizmin tek tip bir görünümünün olmadığını vurguluyor.
Her gelişimsel farklılık otizm anlamına gelmiyor
Çocuklarda tek bir davranışa bakarak otizm tanısı koymak doğru değil. İsmiyle seslenildiğinde zaman zaman bakmamak, geç konuşmak veya bazı oyunlara katılmamak farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir.
Bu nedenle ebeveynlerin tek bir belirti üzerinden kendi kendine tanı koymak yerine, birden fazla gelişimsel alanda gözlenen farklılıkların sürekliliğine dikkat etmesi gerekiyor.
Özellikle sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışlarda belirgin veya kalıcı farklılıklar fark edildiğinde çocuk hekimi ya da çocuk ve ergen psikiyatrisi tarafından gelişimsel değerlendirme yapılması önem taşıyor.
Erken değerlendirme çocuğun ihtiyaçlarını belirlemeye yardımcı oluyor
Otizm spektrum bozukluğunda erken dönemde fark edilen gelişimsel farklılıkların değerlendirilmesi, çocuğun hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunun belirlenmesine yardımcı olabilir.
Burada amaç çocuğu yalnızca bir tanı çerçevesinde değerlendirmek değil; sosyal iletişim, dil, davranış ve günlük yaşam becerileri açısından ihtiyaçlarını ortaya koymak.
Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Erken dönemde fark edilen sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışsal farklılıkların uygun şekilde değerlendirilmesi, çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gelişiminin desteklenmesi açısından önem taşıyor.” diyor.
Bu nedenle ebeveynlerin “Biraz daha büyüsün, kendiliğinden düzelir” düşüncesiyle belirgin gelişimsel farklılıkları uzun süre gözlemlemek yerine, şüphe duyduklarında profesyonel değerlendirme almaları daha sağlıklı bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
İsmiyle seslenildiğinde bakmama, konuşmanın gecikmesi veya göz teması kurmama gibi tek bir belirti otizm tanısı koydurmaz. Tanı, çocuğun gelişimsel öyküsü ve davranışlarının uzman tarafından bütüncül olarak değerlendirilmesiyle konur.


